Dil ve EdebiyatTürk Dili

Uydurma Kelimeler (3)

H

ür ve hürriyet kelimeleri yerine kullanılan özgür ve özgürlük gerek şekil, gerek mânâ ve mefhûm yönlerinden yanlıştır. Kelimenin kökü öz olduğuna göre, “gür”ün ne olduğunu tâyin etmek icab eder. Dilimizde gür diye bir ek yoktur. Olsa olsa bu “bol, çok, fazla” mânâsına gelen sıfattır. Öz ve gür isim cinsinden kelimeler olduğundan özgür şekli ekle yapılan bir türetme değil, iki kelimeyi yan yana getirerek ortaya çıkarılan bir birleştirme (terkip)tir.

Türkçede, sıfat tamamlanan hâriç, isimler ek almadan birbirine bağlanamaz, tamlama veya birleşik kelime hâline getirilemez. Özgür bir sıfat tamlamasından kalıplaşmış birleşik isim olmadığına göre, bir ekin düşmüş olduğu düşünülebilir.

Daha önceki bir yazımda özgür kelimesini açıklarken, bunun “özü gür” olabileceğini söylemiştim. Muhterem hocamız Abdülkadir İnan, sonra Türk lehçelerinden birinde böyle bir kelime bulunduğunu ve bunun “müctehid” mânâsına geldiğini tesbit etti.

Böylece özgür kelimesi hem şekil bakımından, hem de – özü gür’den geldiği kabul edilse bile – mânâ ve mefhûm yönünden, yanlıştır.

Esasen bunu ortaya süren Dil Kurumu’nun sözlüklerinde bile istikrarlı bir durum yoktur. “Türkçe Sözlük” te özgür ve özgürlük hem hür ve hürriyet’in, hem serbest ve serbestî’nin karşılığı olarak gösterilmiştir.

Ayrıca serbest ve serbestî kelimeleri için erkin ve erkinlik kelimelerine de yer verilmiştir. Halbuki, 1935’te neşredilen “Türkçe’den Osmanlıcaya Cep Kılavuzu”nda özgür’e “âzâde, muhtar, serbest, serâzâd” mânâları verilmiştir.

Ergin’nin “müstakil”, erkinlik’in “istiklâl”karşılığı gösterildiği Kılavuzda, “özgen” hür, “özgenlik” hürriyet mânâlarına gelmektedir. Kurum’un 1934 te hazırlanan “Tarama Dergisi”nde de özgür ve özgürlük kelimeleri bulunmamakta, sâdece hürriyet mânâsına “erkinlik”geç mektedir.

Böylece hür ve hürriyet kelimesine sıra ile erkin – erkinlik, özgen – özgenlik ve özgür – özgürlük karşılıklarının verildiği ve hürriyet mefhûmunun “âzâde, muhtar, serbest, serâzâd olmak” mefhûmlarıyle karıştırıldığı görülmektedir. Dil anarşisi işte böyle tutarsızlıkla ve hatalar sonunda ortaya çıkmaktadır. Şekil ve mefhûm bakımlarından yanlış olan özgür ve özgürlük kelimeleri hür ve hürriyet’in yerini tutamamaktadır, tutamayacaktır.


Bağım ve Bağımsızlık

Şekil bakımından yanlış olan bağım ve bağımsızlık kelimeleri istiklâl ve müstakil yerine kullanılıyor. Bağ kökünden türetildiği anlaşılan kelimenin şekil bakımından yanlışlığı, itiraz edilemeyecek derecede açıktır. Çünkü, Türkçemizde isimlerden sonra gelen bir “-m” eki yoktur.

Çok işlek olan ve kendisiyle pek çok kelime türetilen “-m” eki, fiil köklerine gelmektedir. (al-mak’tan al-ım, seç-mek’ten seç-im gibi).  

Dilimizde “bağ-mak” diye bir fiil bulunmadığına göre, bağım ve bağımsızlık şeklinde kelimeler türetilemez. Türetilirse yanlış ve uydurma olur. Bağımsız kelimesi, sadece, bakımsız kelimesinin fonetik değişikliğe uğrayan şekli olabilir. (Türkçede iki sesli arasındaki “k”lar yumuşayıp “ğ” olmaktadır: topak-ı toprağı, ak’tan ağarmak gibi).

Dil Kurumu sözlüklerinde bu kelimelerde de yine bir tutarsızlık, kararsızlık ve karışıklık vardır. Bugünkü Türkçe Sözlük’te istiklâl ve müstakil karşılığı bağımsızlık ve bağımsız kelimeleri yer aldığı halde, daha önceki Cep Kılavuzu’nda istiklâl için “erkinlik, yadbağınç”, müstakil için “ergin, bağımsız” denmiştir.

Metinler ve halk ağızlarından derlenmiş kelimelerden meydana gelen Tarama Dergisi’nde ise “bağımsız” kelimesi bulunmadığı, istiklâl karşılığı “başına buyrukluk, buyurganlık, kendi başına olma” gibi kelimeler gösterildiği gibi, “erkinlik” te hürriyet yerine kullanılmıştır. Hâsılı neyin ne demek olduğu, hangi kelimenin karşılığı olarak kullanılacağı iyice tesbit edilememiştir.

Nasıl türetildiği belli olmayan ve “kimseye tâbi olmayan” mânâsı verdiği ileri sürülen bağımsız kelimesi, “m” ile bağımsız şekline sokulmuş ve “müstakil” yerine kullanılmaya başlanmıştır.

Şekil itibariyle tamamiyle yanlış olan bağımsızlık’ın istiklâl kelimesine karşılık olmadığı, o mefhûmu ifade edemediği apaçık görülmektedir. Aslına bakılırsa istiklâl kelimesine bu mânâ ve mefhûmu biz Türkler vermişizdir. Kelime Arapçada başka mânâya kullanılmakta ve kök itibariyle “kıllet” den gelmektedir.

Yanlış ve uydurma olan “bağım” ve “bağımsızlık” kelimeleri kullanıldığı takdirde, hatıra ve değerleri çok yüksek olan İstiklâl Harbi ve İstiklâl Marşı’na gölge düşmeyecek midir?

Prof. Dr. F. Kadri Timurtaş

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 10