Dil ve EdebiyatTürk Dili

Türkçe Katliamı

B

eyninizde peydahlanan notaları bir kâğıda geçirip, dinlenilmesinin zevk ve lezzetine doyulamayan bir beste yapmak ne ise, ben, Türkçe yazmak ve konuşmak da öyledir diye inanmışımdır. Bu meşakkatli zirveye tırmanmak öylesine güç ki, kırk küsur yıl var, hayallendiğim böylesine bir besteye henüz imza atamamışımdır.

Ve acı bile olsa itiraf şart: Biz, bu ifade zenginliği, ahenk ve musikî hazinesi dediğimiz besteye kulaklarımızı tıkamışızdır. Onu unutmak bir tarafa, hatta inkâra bile cür’et etmişizdir. Ve bırakınız farklı nesillerin birbirlerini anlamadıklarını, ama aynı kuşağın insanları olarak da, birbirimize sağırlaşmaya ve yazıp dillenişimizden artık tat almamak noktasına çakılıvermişizdir.

Dil ki, Ebed-Müddet oluşun tek beka şartıdır. O hâlde, neden bu cinayet, bu intihar ve bu millî tebahhur edişin köklerindeki sebepler?

Bu suale ya bir cevap verilecek ve reçetesi yazılacak ya da şüphe etmeyiniz elli sene sonra, Türkçe’yi konuşmak ve öğrenmek için ithal malı aydınlara muhtaç olacağız.

Öğrenci okumuyor… Öğretmen okumuyor… Gazetecisi okumuyor… Aydını okumuyor… Politikacısı okumuyor… Doktoru, avukatı, hâkimi okumaktan alabildiğine kaçıyor… O zaman hangi Türkçe? O zaman hangi dil, hangi Ebed-Müddet’in beka şartı…

Daha ağır bir tespit: Türkçe’yi sadece yüz elli kelimenin içinde konuşmak, bir kültür marifeti sayılıyor. Dikkat ediniz, gün geçtikçe konuşmayan ve konuşmayı fuzulî bir gayret sayan insanlar hâline geliyoruz. Hani Avrupa’da mağazalarda satılan, tercüme makineleri var ya… Onlara döneceğiz yakında. Bu inkârcılığın sonu bir yere varmaz.. Tehlikeyi şimdiden görmüş olabilsek… Hiç değilse, geç kalmış olmaz, sonunda başlarımızı yumruklamaya sebep olacak sancılardan kurtulmuş oluruz.

Geçenlerde sadece “El” kelimesi üzerinde yazayım dedim, sütunumun geometrik muhtevası kâfi gelmedi. Bakınız burada vereyim:

El açmak. Eli ağır işi pâk olmak. Elden ağıza yaşamak. Eli ağzında kalmak. Ele alınır olmak. Elini tutmak. El altından… Eli armut devşirmiyor ya… Elde avuçta bir şey kalmamak… Elde avuçta nesi varsa… El ayası… Eli kolu bağlı olmak… El ayak çekildi… Eline ayağına düşmek… Eli ayağı düzgün… Eline ayağına sarılmak.. Elini bağlamak… Eline bakmak… El basmak…

Eli bayraklı… El bebek gül bebek… Eli belinde… El benim etek senin… El bezi… Elini bırakıp ayağını, ayağını bırakıp elini öpmek… El birliği… Eli boş… Eli böğründe kalmak… Eli ve eteğine çabuk… El çabukluğu… El çekmek… Elden çıkmak… El çırpmak… Ele güne karşı… Eli daldan kaymak… El damarlı yaprak… El değmemiş… Ellerin dert görmesin… Elini dişlemek… Elinde doğmak… El döğüşü… Elden düşme… Eli düzgün… Elinde ekşimek… El elde, baş başta…

El elden üstündür, arşa varıncaya kadar… El el üstünde kimin eli var… El eli yur, el de yüzü… El emeği… Eli ermez, gücü yetmez… Elini eteğini çekmek… El etek çekildikten sonra… El ense çekmek… Eline eteğine doğru… El etek öpmek…  Eline eteğine sarılmak… Elinden geleni ardına koymamak… El hamuru ile erkek işine karışmak… Elden gel bakalım… Eli genişlemek… Ele avuca sığmamak… Elden hibe… Elinden kuş bile kurtulmaz… Eli kalem tutmak… Elinden kaza çıkmak… Eli koynunda kalmak… Eli böğründe kalmak…

Elinin körü… Eli kulağında… Eli maşalı… Eli nurdan kopsun… El öpmekle ağız aşınmaz… El pençe dîvan durmak… Elimi sallasam ellisi… Eli sopalı… Eline su dökebilmek… Eli tartısız… El ulağı… Elinle ver, ayağınla ara… Elini veren kolunu alamaz… Eli vergili… Bir eli yağda bir eli balda… Elim yakanda… Ellerim yanıma gelecek… Eli yatmak… El yordamı ile… Eli yüzü düzgün…

Sadece “El kelimesi” üzerinde yine sadece bazı deyimleri verdim yukarıdaki satırlarda… Ya diğer kelimeler… Ya o deyimler bolluğu ve hazinesi…

-Türkçe dar çerçeveli bir dildir, diyor bazıları. Milyon kere yalandır. Ben ki, Türk Dili ustası ve uzmanı değilim, ben farkındayım bu ihtişamın… Ve hocaları, üstadları…

Ama hüner, bunları bellemek ve benimsemek…

Yukarıdaki deyimlerin çoğunu bir başka veya hayran olduğumuz yabancı dile çeviremezsiniz, mümkün değildir. Türkçe’mizdeki ifade bolluğu, başka hiçbir dilde, böylesine bir cilveleşme güzelliğine sahip değildir…

İlhan Bardakçı

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 128