MakalelerTürkistan

İlm ve Kültür Sevdalısı Bir Türk Hükümdarı: Gazneli Sultan Mahmud

G

azneliler (962-1186) bugünkü Afganistan’da kurulmuş ve daha sonra hızlı bir şekilde Horasan, Harezm ve İran’ı hakimiyeti altına alarak, Kuzey Hindistan topraklarına kadar genişlemiş ilk Müslüman Türk devletlerindendir.

Gazneli Devletin büyük hükümdarı Sultan Mahmud, kendisini iyi bir şekilde yetiştirmiş bir hükümdardır. İlim ve kültür sahibi olup çeşitli ilim dallarında kitaplar yazmış, alimleri kabul etmiş, onlara ikramda bulunarak saygı göstermiştir. Hatta bizzat kendiside şiir söylemiştir.  
Gazneli Mahmud, Fars dili ve edebiyatına diğer Gazneli Sultanlarından daha fazla hizmet etmiştir. Sarayında en büyük kabiliyetleri toplamış, şâirlere hürmet ve sevgi göstermiş, komşu ülkelerde şâirleri kendi sarayına çağırmıştır.  Devlet Şah, Gazneli Mahmud sarayında 400 şairin bulunduğunu rivayet etmektedir.
Gazneliler döneminde Belh, Nişabur, Gazne ve Huttalan’da 25 civarında medrese açılarak hem ilme hem de dine hizmet edilmiştir. Bu medreseler daha sonra Selçuklular devrinde kurulan Nizâmiye medreselerine kaynak ve örnek oluşturmuşlardır. İslâm eğitim tarihine damgasını vuran medreseler tamamıyla Türklerin hakim olduğu bölgelerde ve onların eliyle ortaya çıkmış ve ilk defa Gazneli Mahmûd tarafından tesis edilmiştir.
Bu dönemde kurulan medreselerin her türlü masrafı ya şahıslar ya da vakıflar tarafından karşılandığı tahmin edilmektedir. Nitekim Sultan Mahmûd, Gazne Camii yanına inşa ettirdiği medrese de okuyan talebeler ve hocalar için bir vakıf tesis etmiş ve bu yolla bol aylık ve yıllık vererek onların maişetini temin etmiştir.
Sâmânîler ve Gazneliler zamanında Horasan ve Maveraünnehr’de bir çok kütüphane tesis edilmiştir. Esasında ilk medrese gibi ilk kütüphanede Horasan’da kurulmuş, oradan Hârizm ve Mâverâünnehr’e yayılmıştır. Buralarda oluşturulan zengin kütüphaneler hakkında yeterli bilgiye sahibiz.
Gazneliler zamanında Şiîliğe karşı Sünnîliği geliştirmek için 1027’de kurulan Beyhakiye, Saîdiye, Ebu Saîd el-Esterâbâdî ve Ebu İshak el-İsferâinî medreseleri dikkat çekmektedir. Bu medreselerde bir taraftan matematik, astronomi, fizik, tıp vs. ile dinî ahlâkî ve sosyal konular “Ehl-i sünnet” tarzına göre okutulmuş, diğer taraftan da Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî olmak üzere dört sünnî mezhebin esasları incelenmiştir.
Gazneli Mahmûd’un Kirman Valisi Ebu Ali’ye gönderdiği mektupta yer alan şu cümleler de bu bakımdan manidardır:
“Benim maksadım Irak’a gelip vilâyeti almak değildi. Hindistan’da hergün ortaya çıkan yeni olaylar mevcut olduğundan, onlarla meşgul oluyordum. Irak’ta yaşayan Müslümanların çoğu bana mektup göndererek, Deylemlilerin halka açıktan açığa pek çok zulüm yaptıklarını yazdılar. Nerede güzel bir kadın, temiz bir çocuk görseler onları zorla götürüp, fesat çıkarıyorlar. Onlarla kadınlar gibi birlikte yaşıyorlar.
Resulullah’ın sallallahü aleyhi ve sellem hakkında dostlarına açıktan lanet okuyorlar. Hazreti Aişe radıyallahü anha hakkında çok kötü sözler söylüyorlar.
Şehirlerde ve nahiyelerde Rafizîlik mezhebini açıkça medhediyorlar. Yaratıcı’nın var olmadığı hakkında açıkça sohbet ediyorlar. Namaz, oruç, zekat ve haccın tamamını inkâr etmektedirler. Bu haberin doğruluğu anlaşılınca, ben de bu mühim işi Hindistan’a gazaya tercih ettim.
Bu sebeple Irak’a yönelerek hepsi Hanefî mezhebinden, temiz inançlı, dinlerine sadık Türk askerlerini Deylemîler, Rafizîler ve Batınîler üzerine gönderdim. Neticede köklerini yeryüzünden kazıdılar. Bir kısmını kılıçtan geçirdiler, kimisini hapsettiler, bir kısmını da zincire vurup esir ettiler. Bir kısmı da dünyanın şurasında burasında âvâre oldu. Horasan ulemasını, hepsini Hanefî veya Şâfiî yapmaları için görevlendirdim. Her iki toplum (mezhep) Rafizî, haricî ve Batınîlerin düşmanı ve Türklerin tabiatına uygundurlar.
Hepsinin Rafizî olduğunu anladığım, işleri güçleri Türkler arasında karışıklık çıkarmak olan Irak’lı kâtiplerin, ellerine kalem almalarını yasakladım. Allah-ü tealanın yardımıyla çok kısa zamanda Irak ülkesini onlardan temizledim. Belki Allah beni, kötülük yapanları yeryüzünden kaldırayım, doğruları koruyayım, adaletle yeryüzünü imar edeyim diye yaratarak insanlara emir tayin etmiştir.” (Nizamülmülk 2003: 81-82).
Kaynak: V. Uluslararası Türk Dili Kurultayı Bildirileri II – Atatürk Kültür, Dil ve Tarih 
           Yüksek Kurumu Türk Dil Kurumu Yayınları 855/II.

Prof. Dr. Ahmet Kartal

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 19