MakalelerMedeniyetimiz

İkindi güneşi Yavuz Sultan Selim”e Yakışan Köprü

T

resimürkiye bugün dünyanın en geniş ve en uzun köprülerinden birini hizmete açtı. Tarihe geçecek olan bu köprüye, tarihe mal olmuş bir Türk sultanının adı veril di: “Yavuz Sultan Selim” Bu isim, teklif edildiğinden beri küçük bir kesim tarafından tenkit edilse de ekseri Türk vatandaşı isabetli buldu.

1512-1520 yılları arasında Osmanlı tahtında oturan 9’uncu Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’i en iyi tanıyan ve tanıtanlardan biri, onun çok hürmet ettiği Şeyhülislam Kemal Paşazade’dir. Yavuz Sultan Selim, Kemal Paşazade’nin atının ayağından kaftanına sıçrayan çamuru taşımayı şeref saymış, o kaftanı tabutunun üzerinde taşıyacak kadar ona saygı duymuştur. (O kaftan daha sonra sandukasının üzerine konulmuştur.) 
Uzun süre bir arada bulunan bu ikilinin ilişkisi Yavuz Sultan Selim’in vefatıyla son bulmuştu. Bu ayrılık üzerine Kemal Paşazade, Türk edebiyatının en güzel mersi- yelerinden birini onun için yazmış ve böylece onu bize tanıtmıştır. Biz de bu maksatla Yavuz Sultan Selim’i, Kemal Paşazade’nin gözünden tanıtmaya düşündük. 
Yavuz Sultan Selim, 1512-1520 yılları arasında Osmanlı tahtında oturabilmiştir. Bu süre 8 yıl 8 ay gibi bir saltanat için kısa bir süredir. Ancak Sultan az zamanda çok işler yapmıştır. Osmanlı topraklarını bu sürede iki katına çıkarmış, birçok ülkeyi Osmanlı topraklarına dahil etmiştir. O, kısa sürede büyük işler başaran bir sultandır: 
Az müddetde çok iş itmişdi 
Sâyesi olmış idi âlemgîr 
O, asrının güneşi idi.

Güneş gibi halkın gözünü aydınlatıyor, güneş gibi onlara adil yaklaşıyor, onların yuvalarını ısıtıyor, hanelerini bereketlendiriyordu. Ancak bu güneş ikindi güneşiydi. Süresi kısaydı lakin sayesi (gölgesi) uzundu. İkindi güneşinin süresi kısa, gölgesi uzun olur. Kemal Paşazade, Yavuz Sultan Selim’i ifade eden en güzel sembolü bulmuş ve şairlik gücünü göstermiştir: 

Şems-i asr idi asrda şemsin 
Zıllı memdûd olur zamanı kasîr 
Yavuz Sultan Selim mal ve mülk ile taç ve taht ile övünmeyi sevmezdi. Doğu hükümdarları ya da Batı kralları gibi taç takmaz, tahtında da fazla oturmazdı. Kemal Paşazade’nin ifadesiyle diğer hükümdarlar taç ve taht ile iftihar ederken, taç ve taht onunla övünürdü: 
Tac ü taht ile fahr ider beyler 
Fahr anunla iderdi tâc ü serîr 
Onun eğlencesi kılıcın çaldığı, borunun çağırdığı düğündü yani cihat meydanıydı. O, yiğitlerin harman olduğu yerde eğlenirdi. Tahtında oturarak vaktini geçirseydi kısa saltanat süresine bu kadar büyük işleri sığdıramazdı.

Onun 1520 yılında vefatı Osmanlı ülkesini ve İslam dünyasını üzüntüye boğdu. Kemal Paşazade’nin ifadesiyle onun ölümüne duyduğu üzüntü sebebiyle tuğ saçlarını çözdü ve dağıttı, kılıç belini büktü, kalem gözyaşı döktü, ay göğsünü döğerek göğertti, yıldızların gözleri yaşla doldu, şafak gözyaşlarıyla çarhın eteğini kana buladı, bayrak yüzünü kana buladı, yayın ve feleğin beli büküldü, zaman karalar giydi, onun ölümüne hem kalem, hem kılıç ağladı: 

Öldi Sultan Selim hayf ü dirîg 
Hem kalem ağlasun anı hem tîg 
Kemal Paşazade bu beytinde, Yavuz Sultan Selim’in iki önemli vasfına temas etmektedir. O hem kalem ehli, hem kılıç ehlidir. Yani o eskilerin tabiriyle “Sahibü’s-seyf ve’l kalem”dir. Kalem ehlidir çünkü okumayı ve âlimlerle sohbeti sever, şiirler yazardı. Şiirlerinin çoğu, zamanın hassasiyetlerine paralel olarak Farsçadır. Az da olsa Türkçe örnekler de vermiştir. Şiirlerinde onun ne kadar usta bir şair olduğu anlaşıldığı gibi ince hayalli, derin düşünceli, üstün bilgili ve kabiliyetli olduğu da anlaşılır. Kılıç ehlidir zira o, 8 yıl 8 aylık saltanat döneminde cepheden cepheye koşmuş, nerede huzursuzluk varsa gidermiş, ülkenin toraklarını iki katına çıkarmış, Osmanlıya halifeliği getirerek ümmetin hadimliğine soyunmuştur. Azimde genç, tedbirde ihtiyar, siyaset ve savaşta mahirdir. 
Böyle bir Türk büyüğünün adı Türkiye’nin simgesi olacak bir köprüye çok ya kıştı. İki kıtaya hâkim bir devletin hüküm- darının adı iki kıtayı birbirine bağlayan, iki kıtaya da hizmet verecek olan bir köprüye elbette uygundur. Onun hizmetleri gibi köprü de büyük hizmetler verecektir. 
Bizim temennimiz;

Yavuz Sultan Selim’in zamanını aydınlatan bir güneş olması gibi köprü de Boğaz’ı aydınlatan bir güneş olsun.

Yavuz’un kısa sürede büyük işler yapması gibi kısa sürede bitirilen köprü de uzun süreli büyük hizmetler yapsın. 

Yapılışı kısa ama gölgesi daim olsun.

Bir ayağı Batı’da bir ayağı Doğu’da olan Yavuz Sultan Selim gibi ayakları karada, tacı Boğaz’da İstanbul’u ve Türkiye’yi süslesin. 

Velhasıl adı gibi güçlü, gölgesi uzun süreli olsun inşallah.

Köprünün yapılmasına karar veren ve tamamlanmasında emeği geçenleri gönülden kutluyoruz.

Prof. Dr. Nihat Öztoprak

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28