MakalelerMedeniyetimiz

Osmanlı Hanedanının Vatandan Sürgünü

3

resim

Mart 1924 tarihi itibarıyla Türk-İslâm tarihinde yeni bir sayfa açılıyordu. Müslümanların en eski (1302 yıllık) müessesesi olan halifelik kaldırılmış; ayrıca tarihin en uzun ömürlü hânedanlarından Osmanlı ailesi ferdleri, vatandaşlıktan çıkarılarak vatan toprakları dışına sürülmüştü. Bu, yaşlısından beşikteki bebeğine kadar hepsi için sıkıntılı bir hayatın başlangıcı oldu. 
431 sayılı kanunun 2. Maddesi Osmanlı hanedanının “erkek kadın bilcümle âzâsı ve damadlar ile hanedana mensup kadınlardan mütevellid kimseler” için sürgün kararı getiriyor; bunların vatandaşlık hakkını kaldırıyordu. 
Osmanlı hanedanından gelip vatandaşlıktan ihraç olunan 156 kişi, Ankara meclisinin çıkarttığı bir kanunla birkaç gün içinde sınır dışı edildi: Padişah ve halifeden, şehzâde ve sultanlara; sultanların çocuklarından, şehzâde zevcesi ve damadlara kadar. Aralarında 73 yaşında pîr-i fâni olan da vardı; annesinin kucağında 15 günlük bebek de… Kanuna dâhil olmadıkları halde ebeveynleri veya çocukları ile sürgüne gitmek zorunda kalanlarla bu sayı 200’ü buldu. 
Sürgünde efendilerinden ayrılmayan emektarlar da sayılırsa, sürgün edilenlerin sayısı yüzlercedir. Bunların bunların transit olarak bile ülkeden geçmesi yasakladı. Padişahlara ait mallara en konuldu. Hânedan efradının da mallarını bir yıl içinde tasfiye etmeleri, aksi takdirde hükûmetçe satılacağı bildirildi. 
Osman Gâzi’nin soyundan olmaktan başka kabahati bulunmayan bu insanların hemen hepsi sürgünde vatansız, pasaportsuz, parasız yaşadı. Bankalarda paralara, yanlarında nakitlere sahip olmadıkları için, tarifsiz sıkıntılar çektiler; açlıktan ölenler bile oldu. Ama asalet ve şereflerine uygun yaşamaya çalıştılar. Geride bıraktıkları malları da şunun bunun elinde çarçur edildi. 
Oğuz Han neslinden ve tarihin en eski hânedanlarından Osmanoğulları, böylece tarih ve siyaset sahnesinden çekilmiş oldu. 1952 yılında hânedanın hanımlarına, 1974 yılında da erkeklerine memlekete dönme izni verildi. Ancak iyi-kötü yurt dışında bir hayat kuran insanların, çoğunun geri dönme imkân ve ihtimali kalmamıştı…
İngilizler Memnun
Hilâfetin ilgâsı ve hânedanın sürgünü Avrupa’da, bilhassa İngiliz matbuatında geniş yer buldu. Fransız gazetelerinin desteklediği karara, İngiliz gazeteleri umumiyetle temkinli yaklaşıyordu. En çarpıcı mütâlaa, Daily Telegraph gazetesinde çıkmıştır. “Birkaç milyonluk Türkiye, hilâfet sayesinde büyük devletler arasında sayılıyordu. Bundan sonra üçüncü sınıf bir Tatar devletçiği mesabesine düşecektir. Mustafa Kemal de, minyatür bir Napolyon olarak kalacaktır.”
Osmanlı hanedanının sürgününü, İngiltere tarafından desteklenmiş, hiç değilse işine gelmiştir. Zira böylece hânedanın Musul petrolleri üzerindeki mülkiyet iddiaları zayıflamış;  ayrıca Londra’nın “Panislamizm” hakkındaki endişeleri de ortadan kalkmıştır. Hâdisenin safahatı, İstanbul milletvekil Adnan (Adıvar) Bey tarafından günü gününe Türkiye’deki yeni İngiliz mümessili Sir Lindsay’a hikâye edilmiştir. Böylece İngiltere, olup biteni günü gününe birinci el kaynaktan öğrenmiştir. Böylece Jön Türkler’le başlatılan, İttihatçılarla güçlendirilen saltanat ve hânedan aleyhtarı program, cumhuriyetçilere tamamlatılmıştır. 
Yılmaz Öztuna diyor ki: “İki büyük dünya savaşı sonunda Avrupa tarihini oluşturan en büyük hânedanlar sona erdi. 4’ü imparatorluk hânedânı idi: Rusya’da Romanof’lar, Almanya’da Hohenzollern’ler, Avusturya-Macaristan’da Habsburg’lar, Türkiye’de Osmanoğulları. Ve daha birçok krallık hânedânı, hiçbir hânedan Osmanoğlulları derecesinde olumsuzluklara mâruz kalmadı. 
Osmanoğulları 2700 yıllık Türk tarihinin en büyük ailesidir. Göktürk, Selçuklu, Timur hânedanlarından bile büyük… Ertuğrul Gazi’den (1191 – 1281), İkinci Abdülhamid’e (1842-1918) kadar iki düzine dâhi çıkardı. 1516-1924 arasında hilâfet (halifelik) tâcını da büyük liyakatle taşıdı.”  

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28