MakalelerMedeniyetimiz

Fatih Sultan Mehmet ve Adalet

F

resim

atih Sultan Mehmet Han’ı dehâ göstermiş bir devlet adamı olarak tanıyoruz. Devlet adamı olmak için kahramanlık vasfı kâfi değildir. Sonsuz fedakârlıklarla feragatler de onu temin etmez. Bunlardan birincisi belki bütün beşeriyeti kendine hayran kılar; ikincisi de halkın rızasını kazandırır. Lâkin cemaatin selâmeti için devletin kuvveti ve bekası şarttır. Bu ise büyük devlet adamının eseri olabilir. 
Büyük devlet adamı demek, hukuk ve adalet nizamı uğrunda sonsuz fedakârlıkları ve ölçüleri kullanmasını bilen bir büyük psikolog demektir. 
Bir gün piskoposlar padişaha gelerek ayrı mahkeme istediklerini, adlî istiklâl taleplerini bildirdiler. Fatih onlara “Peki, dedi, onu da veririm. Lâkin daha evvel bizim mahkemelerimizi bir kere görün, tetkik edin de sonra tekrar gelip bu teklifinizi tekrarlayınız.”
Piskoposlar önce Üsküdar mahkemesine gittiler. Orada bir at satışına ait dâvayı dinlediler. Bir gün evvel bir at satın almış olan dâvacı, atı satanla yapmış olduğu anlaşma gereğince, atta bir hastalık bulursa aynı günün akşamına kadar iade edebilecekti.
O gün at hastalanmış lâkin at canbazı ahdine ihanet ederek geri almak istememişti. Müşterisi mahkemeye müracaat etmiş, ancak mahkeme kapalıymış. Kadı bir cenazeye gitmek için mahkemeyi kapatmıştı. Akşam at ölmüş; esasen aradan bir gün geçince mukavelenin hükmü ortadan kalkmıştı. Bu vaziyet karşısında kadı, “Bu kabahat bana ait. Zira eğer dün mahkemede bulunsaydım dâvacı bu zarara uğramayacaktı” diyerek atın parasını mağdur olan müşteriye bizzat kendi ödedi.
Sonra Kütahya’ya giderek iki kardeş arasında açılan bir arâzi dâvasını dinlediler ve evvelkisi gibi âdilâne kadar verildiğini gördüler.
Oradan Konya’ya geçtiler. Konya mahkemesinde biri Venedikli öbürü Konyalı iki tüccar arasındaki ticaret dâvasına bakılıyordu. Konyalı tüccar Venedikliye kumaş ısmarlamış; kendisine gönderilmek üzere gemiye yüklenmesini istemiş. Venedikli malları gemiye yüklemiş lâkin gemi Akdenizde batmış. 
Venedikli, “Ben Konyalı tüccarın talebini yerine getirdim” diyerek parasını istiyor. Konyalı ise malları almadığını ileri sürerek bedelini ödemiyor. Hâkim karar veriyor: 
“Venedikli, Konyalının talebi üzerine malları gemiye yüklemiştir. Geminin batıp batmaması onun elinde olmadığına göre, talebi yerine getirmekle Konyalı tüccarı borçlandırmıştır. Konyalının, mal bedelini ödemesi lazımdır.” 
Ümit etmediği bu âdilâne karar karşısında hayretlere düşen Venedikli, “Bizim de ticaret kanunlarımız vardır ve sizinkilerden daha mükemmeldir. Lâkin hiçbir Venedikli hâkim bir Müslümana karşı Venedikli bir Hristiyan’ı mahkûm etmez. Sizin adâletinize hayranım” diyor ve Müslüman oluyor. 
İslâm dininin adâletine sığınmanın nasıl bir saadet olduğunu bu muhteşem sahnelerden seyreden Bizans piskoposları Fatih’e gelerek, “Hayır dediler, teklifimizi geri alıyoruz. Biz sizin mahkemelerinizde muhakeme edilmek isteriz.” 
Kaynak: Nurettin Topçu – Büyük Fetih

Nurettin Topçu

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 242