Dil ve EdebiyatTürk Dili

Dilde Tasfiye ile “Öztürkçe” Değil “İngilizce” Yerleşmektedir

S
ırf Arapça diye bazı kelimeler atılırken yerine getirilen kelimenin Öz Türkçe olmadığının bile farkına varılamayacak derecede Arapça kelime düşmanlığı içine girilmektedir. Sırf Arapça menşeli bir kelime olan “iktisat” kelimesi tasfiye edilirken yerine getirilen “ekonomi” kelimesinin İngilizce bir kelime olmasından rahatsız olunmamaktadır. Halbuki Arapça ve İngilizce, Türkçeye aynı mesafede yabancı dil değildir. İngilizce, Hristiyan kültüründen beslenirken,  Arapça ise Türklerin de mensup olduğu İslam kültüründen beslenen bir dildir. 

Gerçek asimilasyon aynı ortak İslam kültürüne mensup olunan dili kullanmakla değil, tam tersi Hristiyan kültüründen beslenen dilleri kullanmakla gerçekleşir. Bu haliyle, milli duygularla beslenen Arapça ve Farsça kelimelerin tasfiyesi hareketi, Türkiye’deki ve Türkiye dışındaki Türklerin karşısına, oryantalist asimilasyon sonucunu çıkarmaktadır. 

Arapça ve Farsça kelimeler tasfiye edilip tamamıyla öz Türkçe kelimelere dönülmüş olsaydı bu, belki bir derece anlaşılabilecek ve belki de kabul edilebilecek bir durumken Arapça ve Farsça kelimelerin tasfiye edilerek yerlerine İngilizce, Almanca, Fransızca, Latince kökenli kelimelerin getirilmesi, Arapça-Farsça karışımlı Osmanlıcadan beslenen Türkçenin tamamıyla kaybolması sonucunu doğuracaktır. 

Yukarıdaki kelimelere benzer bir şekilde Arapça “askeri” kelimesi atılarak yerine getirilen “militer” kelimesi Türkçe bir kelime midir? Ya da yarısı Farsça olan “hoşgörü” kelimesi atılarak yerine getirilen “tolerans” kelimesi mi Türkçedir? Veya Arapça diyerek atılan “mutabakat” kelimesi yerine getirilen “konsensüs” kelimesi mi Türkçedir? 

Yine, Arapça diye tasfiye edilen “ahlak” kelimesi yerine getirilen “etik” kelimesi mi Türkçedir yoksa? Halbuki bu şekilde tasfiyelerle, tamamen sloganik kaygılarla Araplaşmayalım, Farslaşmayalım diyerek Arapça ve Farsça kelimelerin atılması yoluyla yavaş yavaş, farkında olunmadan Türkçe, hızla İngilizceleşmektedir. 

Türkçenin karşı karşıya kaldığı İngilizceleşme tehlikesini anlamak hiç de zor olmayacaktır. İngilizce böylece, dünya üzerindeki birçok dili olduğu gibi Türkçeyi de eritmektedir. İngilizcenin sinsi sinsi Türkçeyi erittiğini anlamak da son derece kolaydır. 1940 hatta 1970’lerde Türkçe yazılmış bir kitaba bakılıp bugün, bu kitaplardaki “ekonomi, militer, program, profesyonel, antrenman, konsensüs, etik, spiker, polis, akademi, sempozyum” gibi İngilizceleşmiş kelimelerin neredeyse Türkçenin % 30’u boyutlarına ulaştığını, pekâlâ, dil uzmanı olmayı gerektirmeyecek derecede, çıplak gözle görebilmek mümkündür. 

Bu hususta yapılacak son derece basit  bir araştırmayla, 1940 ya da 1970’lerde yazılan bir kitabın, kaçta kaçının İngilizceleşip anlaşılamayacak seviyelere geldiğini, ya da 2014 şartlarında yazılan kitaplardaki kelimelerin, yüzde kaç orandaki kelimelerin İngilizceleştiğini görmek, yine, dil uzmanı olmayı gerektirmeyecek derecede, ne yazık ki kolay anlaşılacak bir durumdur.
 
Bu şekilde modernist ifadelerle sadece Türkiye’de değil, İngilizcenin bütün dilleri ifsat etmesi, bütün dünyada devam etmektedir. Böylece Türkçe , yavaş yavaş İngilizceleşmektedir. Türkçenin İngilizceleşme seviyesi de bugün yaklaşık olarak % 30 dolaylarına gelmiştir. 

Türkçedeki İngilizceleşme seviyesini anlamak için “sokaklardaki iş yeri tabelalarına bakmak” bir yana, her kişinin konuşurken kullandığı cümlelere dikkat ederek bu cümleler içindeki “ekonomi, militer, program, profesyonel, antrenman, konsensüs, etik, spiker, polis, akademi, sempozyum” gibi yabancı kelimeleri akıl ucuyla sayması yeterli olacaktır. 

Bir başka tehlike daha burada devreye girmektedir. Türk ve İslâm kültürü, Türkçenin İngilizceleşmesi yoluyla aşındırılmaktadır. Bu cümle kullanılırken elbette faşist-ırkçı bir kaygıyla hareket edilmemektedir. Türkçe ile İslâm kültürünü bağdaştırmak, sadece Türkçenin sahip olduğu fonksiyon sebebiyledir. 

Halifenin yönettiği bir devletin ve bu devletteki Müslümanların en azından resmi dili, 24 milyon kilometre kareye yayılmış ve böylece 3 kıtada konuşulma özelliği kazanmış olmakla Türkçe, Kuran-ı Kerim lisanı olan Arapçadan sonra, Müslümanların ikinci büyük konuşma dilidir. Bu hâliyle de Türkçedeki aşınma, bu dili kullanan dünya Müslümanlarının ortak anlaştıkları ikinci lisanı da tasviye sebebiyle dünya Müslümanlarının Türkçe üzerinden konuşarak anlaştıkları kültürü de tasviye edecek, eritecektir. 

Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 9