Kafkasya - KırımMakaleler

Bahçesaray’ın “Gözyaşı Çeşmesi”

Bahçesaray’da bir “Gözyaşı Çeşmesi” vardı Akyar mermerinden yapılmış,
Bu çeşme Kırım Giray’ın gönül ikliminde açan nilüferdi.
Bu çeşme Kerem’di, bu çeşme Aslı’ydı, bu çeşme Dilara Bikeç selsebiliydi,
Bu çeşme gazilerle, erenlerle, şehitlerle beraberdi. 

Gaspıralı İsmail bu çeşme başında duydu, sesini tarihin;
Bu çeşmede uyandırdı Cemiller’i, geçmiş zaman hüzniyle hatıralar.
Kuru dallar, bu çeşme akar iken sevinçle yapraklanırdı,
Bu çeşme akar iken akmaz oldu, göç etti Anadolu’ya kuşlar. 

Sen, Yayla Dağları’nın rahmeti, sen sevdalara nakış çeşme;
Sen, Sibirya yollarında sürgün on binlerin, yüz binlerin yürek acısı.
Sen, Akmescid camiinde Karahisarı’ce bir sülüs,
Sen, Mengli Giray divanında ta’lik yazısı. 

Bu gece, tuğa dil bağladı Gazi Giray, kakül-i hoşbu yerine,
Bu gece, Cenevizli tavşan, Gedik Ahmet Paşa Karadeniz’de şahin;
Bu gece, şimşeklere el sallayan süvariler Tuna’dan geçti,
Bu gece, denizi yara yara yaklaştı Kefe’ye, gemileri Fatih’in.

Gözleve’de Aşık Ömer’in sazı asılı kalmış duvarda,
Kefe’nin Kızlar Kulesi’nde baykuşlar ötmektedir.
Ay bir sarı gül Çadır Dağı’nda bu gece, donmuş, garip;
Bahçesaray’da Gözyaşı Çeşmesi’nden kan akmaktadır. 

Sibirya yollarında bir türkü tutturmuş Sudaklı kız, yanık;
“Sağlıkla kal vatan” derken içimi kemirdi firak.
Hacı Giray’ın türbesinde yanan mum sönmüş artık,
Salacık Boğazı’nda kuşlar ötmez olmuş, susuzluktan çatlamış toprak. 

Zehirli rüzgarlar esti Akyar’ın bahtı üstüne,
Zülfü gece, yanağı gündüz gelinleri sardı peygamber yası.
İstanbul’da yayıldı Hırka-i Şerifden Kur’an sesi perde perde,
Erik ağaçlarında sallanıp kaldı çocukların rü’yası.

Bu gece gök yüzü kurşunla örtülü,
Bu gecenin karanlığında nefes alamaz insan.
Korkudan göz pınarları kurumuş analar, evlatlar gelmez kaleme,
Bu gece insanlık yerde sürünüyor, memleket olmuş bir zindan. 

Biz Geray’dık, biz Çora Batur, biz Ediğe, biz Dilara Bikeç’dik,
Üç dişli tarak damgamızla aziz-i vakt iken a’da zelil kıldı bizi.
Kırım’da beyaz kefenlere sarılı nur yüzlü ölülerimizle birlikte,
Susuz ceylanlar gibi kaybettik hürriyetimizi. 

Biz zamana hükm edenlerin soyundan, Altaylar’dan gelmişiz,
Allah’ın verdiği emanet, Zalim bizden alamaz.
Kasım’da buz tutan göl Mayıs’ta çözülür bir gün,
Gece, gecenin içinde tulu-i haşre kadar sürmez.

Sen, Orhon’dan, idil’den, Sakarya’yla Arastan gelen su;
Sen, besmeleyle abdest alanların şiiri Dilara’m.
Bu gece Fatih’in minareleri niyazdadır senin için,
Yağmur yağar bu gece, yer doymaz, ben sana nasıl doyam. 

Prof. Dr.Şükrü Elçin

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28