MakalelerTürkistan

Babur Şah’ın Kaleminden Semerkand

Büyük Türk Sultan’ı Babür Şah, “Babürnâme” isimli hatıratında fethettiği Semerkand’ı şöyle anlatıyor: 

S

emerkand kadar güzel bir şehir dünyada az bulunur. Beşinci iklimdendir. Tûlü 99, remz-i nücûmu 56 derece ve dakika, arzı 30 derece ve dakikadır. Şehri, Semerkand’dır. Vilâyetine “Maveraünnehir” derler. Hiçbir düşman, şiddet ve üstünlük ile, bunu ele geçiremediği için, “Belde-i mahfuza” derler. Semerkand, Emirülmü’minîn Hazret-i Osman zamanında İslamiyeti kabul etmiştir. Sahâbeden kusem bin Abbas buraya gelmiştir. Mezarı Ahenin kapısının dışarısındadır ve hâlâ “Mezar-ı Şah” ismi ile mâruftur.
  

Semerkand’ı İskender te’sis etmiştir. Moğul ve Türk milletleri Semiz-Kend derler. Timur Bey burasını payitaht yapmıştı. Timur Bey’den önce ve onun gibi büyük bir padişah Semerkand’ı payitaht yapmış değildir. Sûr üzerinden kurganın uzunluğunun ölçülmesini emrettim; ölçtüler, on bin altı yüz kadem çıktı.

Ahalisi tamamen sünnî, pâk mezhep, şeraite bağlı ve dindardır. Hazret-i Peygamber zamanından beri, Maveraünnehir’de o kadar çok İslâm imamları yetişmiştir ki, hiçbir vilâyetten bu kadar imamın çıktığı mâlûm değildir. Kelâm imamlarından olan Şeyh Ebû Mansur, Semerkand’ın mâtürid adlı mahallesindendir. Kelâm imamları iki fırkadır. Bireni “Mâtüridiye”, diğerine “Eş’ariye” derler. Matüridiye, bu şeyh Ebu Mansur’a tarafından kurulmuştur. “Sahîh-i Buharî” sahibi Hoca İsmail de Maveraünnehir’dendir. Hidâye sahibi Fergana’nın Merginan adlı vilâyetindendir. İmam Ebû Hanife mezhebinde Hidâye’den daha mûteber bir fıkıh kitabı yoktur. Fergana da Maveraünnehir’e dahil olup, mâmûrenin kenarında bulunmaktadır.
 
Üzümü, kavunu, elması, marı ve diğer bütün meyveleri çok iyidir. Fakat Semerkand’ın iki meyvesi meşhurdur: elma (sib-i Semerkand) ve üzüm (sâhibî-i Semerkand).

Semerkand ve mahallelerinde Timur Bey ve Uluğ Bey’in imaret ve bahçeleri çoktur. Timur Bey Semerkand erkinde, Kök-Saray diye meşhur olan, dört katlı, fevkalâde büyük bir köşk yaptırmıştır. Bundan başka, Ahenîn kapısına yakın ve kalenin içinde de câmi yaptırmıştır. Bunun taşlarını, ekseriya Hindistan’dan getirdiği taşçılar işlemiştir. 

Câmiin kitâbesinde: “Ve iz yerfeu ibrahimu’l-kavâide” âyetini öyle büyük harf ile yazmışlardır ki, bir kürûh mesafeden okumak mümkündür. Bu da çok büyük bir binadır. Semerkand’ın şarkında iki bahçe yapmıştır. Biri daha uzakta olan “Bağ-Boldı” ve diğeri de daha yakın bulunan “Bağ-ı Dilgüşâ”dır. Bağ-ı Dilgüşâ’dan Firûze kapısına kadar bir yol yaptırıp, iki tarafına kavak ağacı diktirmiştir. Dilgüşâ’da da büyük bir köşk yaptırmış ve bu köşkte Timur Bey’in Hindistan muharebelerini tasvir etmişlerdir. 

Timur bey’in torunu, Cihangir Mirza’nın oğlu Muhammed Sultan Mirza Semerkand’ın dış kurganında (çakar) bir medrese yaptırmıştır. Timur Bey’in ve Semerkand’da padişahlık eden evlatlarının hepsinin kabri buradadır. 

Uluğ Bey Mirza’nın imaretlerinden medrese ve hankah Semerkand kalesinin iç tarafındadır. Hankahın kubbesi fevkalâde büyüktür. Onun kadar büyük bir kubbenin dünyada bulunmadığını söylerler. Bu medrese ve hankahın yanında, Mirza-Hamamı diye meşhur olan iyi bir hamam yaptırmıştır. Döşemesi muhtelif taşlardandır. Horasan ve Semerkand’da böyle bir hamamın bulunduğu mâlûm değildir. Bir de, medresenin cenubunda, “Mescid-i Mukattâ” dedikleri, bir mescid yaptırmıştır. Mukattâ denilmesinin sebebi, parça parça ağaçları yontup, İslâmî ve Çin usûlü nakışlar ile yapıldığındandır. Bütün duvarları ve çatısı bu tarzdadır. 

Semerkand şehri fevkalâde müzeyyen bir şehirdir. Bu şehrin, diğer şehirlerde az bulunan, bir hususiyeti daha vardır. Burada her esnafın ayrı birer pazarı olup, birbirleri ile karışık değildir. Usûlleri muntazamdır. İyi ekmekçileri ve aşçıları vardır. Dünyada en iyi kâğıt Semerkand’dan çıkar. Cüvaz kâğıdının bütün mâlzemesi Kân-ı Gil’den gelir. Kân-i Gil ise, Kara-Su (Siyah-Ab) kenarındadır ve bu Kara-Su’ya Âb-ı Rahmet de derler, Semerkand’ın kırmızı kadife kumaşı her tarafa ihraç olunur.”

Reşit Rahmeti Arat

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 17