Dil ve EdebiyatŞiirlerimiz

Kırım

 

Kırım

 

Sürgün treninde ağlar bebekler,
Ana yürekleri ağıtlar ekler,
Nöbetçi elinde soysuz tüfekler,
Doğu’ya Batı’ya sürdüler beni.
Tutsaklık içimde en derin sızı,
Acısı eksilmez, alınmaz hızı,
Alnımda taşıdım üç dipçik izi,
Kızıltaş yolunda yordular beni.
Keten de köynegim kana boyandı,
Güneş hicap etti erken uyandı,
Sarı şeytan kapımıza dayandı,
Kalleş kurşunuyla kırdılar beni.
Bostorgay kuşçuğun cılga yuvası,
Adaklı kızanın yandı kınası,
Karalı Salgır’ın cevan Sunası,
Yâdel toprağına sardılar beni.
Kırım’dan gelirim, adım da Sinan,
Onlar da insandı, bizler de insan,
Moskof’ta Alman’da yoktur din, iman,
Akmescit boynunda vurdular beni.
 

Bahçesaray kapısında üç doğan,
  Avcı değil, avda değil, av değil,
  Ne vur diyen, ne dur diyen, ne koğan,
  Ötme bülbül, gönül kırık, sağ değil
  Kollarına konduracak er mi var?
  Keklik nazı, kandıracak yer mi var?
  Hân soyunu andıracak ser mi var?
  Ötme bülbül, bahçe değil, bağ değil.
  Bahçesaray kapısında üç turna,
  Benekleri hâreli, tel tel sırma,
  Yaban gülüstanda dem çekip durma,
  Ötme bülbül, bencileyin çağ değil.
  Azak denizden dar geçitten açılır,
  Karadeniz dalgalanır, küçülür,
  Altın Orda, Hazar Hân’dan ölçülür,
  Ötme bülbül, İtil’de otağ değil.
  Bahçesaray kapısında üç doğan,
  Ayrılıktır beni kahreden boğan,
  Yer mi çöktü, gök mü tepeme yağan?
  Ötme bülbül, bu bildiğin dağ değil.

 

Fırat Kılıztuğ

 

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 9