Dil ve EdebiyatTürk Dili

Yabancı Dil İstilası

Y

eni Dünya Düzeni İslâm ve Türk Dünyasına karşı açılmış bir Haçlı seferidir. İslâm ülkelerinde aydınlardan bir “oligarşi” teşkil edilmektedir. Bu oligarşi piramidini teşkil eden aydınlar ise yabancı ülkede veya Türkiye’de yabancı dil ile öğretim veren okullarda yetiştirilmektedir.

 Türk Cumhuriyetlerinde Türkiye Türkleri ve İstanbul lehçesinin üst dil, yani bilim ve edebiyat dili olmasını önlemek için dış güçler olağanüstü faaliyetler içerisindedirler. Ve yabancı dillerin işgali altındayız. Tabela ve afişlerde kültürel yabancılaşma açıkça görünmektedir. Türkçe bilim dili olmaktan çıkarılırsa o zaman sadece sokak dili olarak kalacaktır. Türkçe’ye sabotaj yapılmaktadır.
 Bilim adamı Foullie’ye göre;

“Her büyük milletin bir dehası vardır. Onun birliğini ve kuvvetini teşkil eden de budur. Bu deha çökerse, yıkılırsa millet mahvolur. Kendini bulur canlanırsa millet ilerler yükselir. Bu deha ise din ve dildir.”
Türkiye’nin büyük millet olmasını önlemek ve yıkmak için dinimizi ve dilimizi yıkıyorlar. Ne zaman uyanacaksınız? Emperyalist ülkeler, bir milleti imha etmek, sömürmek istediklerinde ilk etapta dil ve dinini imha ederler. Dilinden mahrum edilenler, tarihinden koparılır ve boş bir kova haline dönüştürülen beyinler bu defa zehirle doldurulur. Kendi kültür değerlerinden, tarihinden, dilinden kopan bir milleti istedikleri gibi sömürebilirler.  İngilizler’in, İslâm alemini sömürmek, Osmanlı Devletini yıkmak için casuslarına verdiği birinci vazife şudur;

“Mümkün mertebe Arabinin öğretilmesine mani olacaksınız. Arabinin haricindeki dilleri, mesela Farisiyi, Kürtçeyi ve Peştucayı yayacaksınız.  Arab memleketlerinde, ecnebi lisanları, ihya edecek ve Kur’an ile sünnetin lisânı olan fasih Arabiyi yok etmek için, mahalli lehçeleri neşr edeceksiniz!”

Rusya, Osmanlı Devletinin sonuna doğru. Mirza Fet All Ahundov isimli bir kişiyi İstanbul’a gönderdi. Ahundov, ilim cemiyetinde şöyle bir konuşma yaptı; “Latin elifbası kolaydır. Arab elifbasını bırakıp yerine latin elifbasını alınız!” 
Sovyet Rusya, 1926 yılında Azerbaycan ve Orta Asya Türklüğünün alfabelerini değiştirdi. Oralarda latin alfabesi uygulanmaya başlandı. Ruslar, Gürcülerin, Ermenilerin, Yahudilerin alfabelerine dokunmadılar ve kendi alfabelerini de değiştirmediler. Sadece Türk topluluklarının ortak alfabelerini tarihe gömdüler. Böylece Diğer Türklerle bilhassa Türkiye ile irtibatını koparmaya çalıştılar. Latin alfabesi kolay idiyse neden kendileri bu alfabeye uzak kaldılar? Neden Ermeni, Gürcü, Yahudi alfabesini değiştirmediler?
Türkiye, 1928 yılında, dil devrimiyle latin alfabesine geçince Ruslar, bu sefer latin alfabesine geçen Türk cumhuriyetlerinin alfabesini tekrar değiştirdi. Ve Kril Alfabesi uygulandı. Bu peş peşe dil değiştirmeler milleti cahil ve perişan etti. Okuma yazma oranı yüzde yüzlere varırken, bu değiştirmeler neticesinde milletin tamamı cahil bırakıldı. İlim tahsili engellendi. Tabiî netice olarak bilim ve teknolojiden mahrum bırakıldılar. Türkler, artık kendilerine ait eserleri okuyamaz hale geldiler. Ancak Devletin kendilerine hazırladığı düzmece kitapları okumak zorunda bırakılmak suretiyle hem dillerinden, hem de dinlerinden uzaklaştırılmaya çalışıldılar. 

Bugün Türkiye başta olmak üzere İslâm ülkelerinde ve Türk cumhuriyetlerinde kütüphaneler, ecdadımızın yazdığı eserlerle doludur. Ama bu eserleri okuyup anlayacak kaç kişi vardır? 
Türkçe bilim dili değildir diyenler acaba neye hizmet etmektedirler? Artık dilimize sahip çıkalım. Dil milletlerin ayrılmaz bir parçasıdır. Zengin dil, düşünce ufkumuzu genişletir. Düşünce ufkumuzun genişlemesini istemeyenler ise maalesef dili sadeleştirme kisvesi altında, milletimizin düşüncesini katletmişlerdir. İlmi eserler verilemiyorsa dar düşüncenin ve yabancı hayranlığının bir ürünüdür. 
Dilimizden, dinimizi, tarihimizi anlatan kelimeleri çıkarıp yerine uydurma kelime yamalayanların faaliyetleri sonucudur. Şu da acı bir gerçektir ki sömürge olmayan ülkelerde yabancı dili İngilizce, Fransızca olan milletlerin çocukları bu dilleri ana dilleri gibi konuşabilmektedirler. Ama Türkiye’de maalesef adeta sömürge ülkelerdeki gibi yıllarca ders verilir, dersanelere gidilir ama bir türlü İngilizce öğrenemez ya da öğretilmez. 
Dünyanın hiçbir ülkesinde Türkiye’deki gibi İngilizce öğretmek için bir yıl hazırlık okutulmaz. Yabancı dil öğrenmek ve yabancı dille eğitim farklı şeylerdir. Türk eğitiminde kullanılan dil, her dalda ve her seviyede Türkçe olmalıdır. Bugün dünya ülkelerinde sömürge olmayan ülkelerin eğitim dili kendi resmi dilidir. Bunun yanında gençlerimizin tarihlerine, ecdadımızın yazdığı milyonlarca esere vâkıf olabilmeleri için okullarda Osmanlıca dersleri okutulmalıdır.

M. Necati Özfatura

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 10