Dil ve EdebiyatTürk Dili

Türkçenin Siga Zenginliği

Türkçe’nin birçok doğu ve batı dillerine, hattâ bazan hiç birine tamamiyle tercümesi mümkün olmayan sigalarından bir kaçını, burada, milli bir gururla hatırlatmaktan kendimi alamayacağım: 
“Ne olur! Şu köşeye kadar gidiver” cümlesindeki “gi-di-ver”
“O gelinceye kadar ben köprüyü geçmiş bulunuyordum” cümlesindeki “geçmiş bulunuyordum” sigasının ifade ettiği emrivaki, elbette “geçmiştim” sigasından daha kuvvetlidir. 
“Sen hâlâ düşünedur, ben çoktan kararımı verdim” cümlesindeki “düşünedur”. 

“Hele bir ağzını açmayagörsün, kıyameti koparır” cümlesindeki “açmayagörsün”. 

“Biz ondan bahsederken birdenbire çıkageldi” cümlesindeki “çıkageldi”. 

“Konuştuklarımızı unuttu mu?” cümlesindeki “konuştuklarımızı”. 

“Ah, keşki onu gözüm görmeseydi…” cümlesindeki “görmeseydi.” 

“Şu çocuğun gönlünü alıver gitsin”
cümlesindeki “alıver gitsin”. 

Dilin sadeleşmesini mürekkebden basite doğru gitmek gibi anlayanlar mürekkep fiillerimizi kırmağa doğru bir temayül gösteriyorlar. “Sen hâlâ orada bekleyedur” yerine “bekle” derneği tercih ederler ve sadelik hatırı için aradaki nüansa kıyarlar. 
Ben dilimizin mâna hazinesini zenginleştiren bu ince farklarda Türkçe’nin şahsiyetini bulduğum için onların feda edilmesine razı olamıyorum ve çoktan onları ifade repertuvarıma “almış bulunuyorum”.

Peyami Safa

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 15