Dil ve EdebiyatTürk Dili

Türkçenin Devrilmesi

T

ürkçe, dünyanın en büyük dillerinden biridir. Dil devriminde bu Türkçe devrildi. Atatürk, bu devrimde yanıldığını, başta Fâlih Rıfkı Atay birçok yakınına söylediği, vazgeçtiği halde, 1938’den sonra da dil devrimi hızını kesmedi. Çok kazançlı meslek hâline geldi. Hedef, insanımızın 1) geçmişle, klasik millî kültürle, 2) diğer Türkçe konuşan ülkelerle ilgisini kesmek idi. Çocuklar, anası babası ile anlaşamaz hâle düştü.

İlk ve orta öğretimin ilk hedefi bütün dünyada, devletin resmî dilini hakkıyla öğretmektir. Laos’ta ve Paraguay’da veya Japonya’da ve Almanya’da, hâsılı her devlette bu en ağırlıklı temel öğreti gerçekleştirilmiştir. Türkiye, dilini iyi öğretemeyen dünyanın tek ülkesidir.
Yeryüzünde, yarım asır önceki klasiklerini sadeleştirerek (!) okutmak maskaralığı, hiç, ama hiçbir millette yoktur. Bugün en seçkin kişilerimiz dahil, mutlaka uzun kısa hece, vurgu, anlam hataları ile kelime telaffuz ediliyor.

Binlerce güzel kelimemiz, Türkçe değil veya eskidi câhilâne suikasdine uğrayarak, kullanılmaz, zamanla anlaşılmaz oldu. Her kelime bir mânâ âlemi olduğu için, kullanılmaz olunca, insanımız tefekkürde geriledi, fikir oluşturamaz, nüans ifade edemez derekeye düştü. Hiçbir büyük şair yetişmiyor ve yetişmesi mümkün değil. Zira şiir, kelime ile inşa edilir. Bizde kelimelerin yerini sözcük denen ucûbeler almıştır ki, hemen hepsi dilin musikisinden mahrumdur.

Osmanlıca Öğretilmeli

Bu büyük problemin, harf inkılâbı ile ilgisi yoktur. Latin harflerinin Türkçe’yi Arap harflerinden daha iyi, daha doğru, daha kolay yazdığı, açıktır (ancak (^) ve (‘) işaretlerinin imlâdan kaldırılması, çok büyük sûikasd oldu). Bu gerçek, Arap harfleri ve bu alfabe ile yazılmış muazzam edebiyatımızı bırakmak demek değildir. Liselerde seçmeli ders olarak mutlaka Osmanlıca öğretilecektir. Mutlaka öğretilecektir. Başka çare yoktur.

Başka çare yoktur. Zira geçmiş edebiyatını okuyup anlamadan lise diploması verilen tek ülke Türkiye’dir. Bir Arap, İranlı, İngiliz, Fransız, Alman, Rus, Çinli, Japon, asırlar önce yazılmış edebiyatını rahatça okuyup anlıyor. Biz niçin anlayamıyoruz? Kusurumuz nedir? Bize niçin geri zekâlı millet muamelesi yapılıyor?

Dünyanın hiçbir ülkesinde gerçek klasik edebiyatını okuyup anlamayan öğrenciye lise diploması verilmemektedir.

Türk millî eğitiminin büyük meselesi Türkçe öğretmekteki yetersizliğidir. Bu çapta olmamakla beraber daha epey proplem var ki, en kısa zamanda çözümlenemedikleri takdirde, Türkiye’nin çağdaş medeniyet seviyesine erişmesi mümkün değildir.

 

Yılmaz Öztuna

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 9