MakalelerTürkistan

Timur Han’ın Vasiyeti ve Ölümü

T

resim

imur Han Otrar’da iken 11 Şubat günü birden sıhhati bozuldu ateşi çıktı. Hastalığı gitgide artıyordu. Hekimlikte dünyaca meşhur olup Timur Han’ın yanından yıllardır hiç ayrılmayan Mevlânâ Fazlullah Tebrizi sürekli onu tedavi etmeye çalışıyordu. Ama hastalık her geçen gün ilerliyor ve sürekli olarak birbirine benzemeyen hastalık gösteriyordu. Öyle değişik hastalıklar baş gösterdi ki, tabip birini ortadan kaldırsa bile, bir diğeri şiddetleniyordu. 

Bununla birlikte Timur Han’ın  aklı ve şuuru yerindeydi. Bu hastalığın çaresi olmadığını anlamıştı. Bütün günahları için tövbe etti. Hanımlarını ve beylerini çağırıp vasiyetini bildirmek istedi. Onlar huzuruna girdiklerinde şöyle dedi:

“Anlıyorum ki, ruh kuşu bu çıkıp gitmek istiyor. Ben Yüce Allah’a sığınıyorum ve sizleri de o’na emanet ediyorum. Ben öldükten sonra arkamdan feryad u figan etmeyin. Hiçbir faydası olmaz. Rabbime benim günahlarımı affetmesi için dua edin. Ruhum için Fatiha okuyun ve tekbir getirin. Allah’a şükür İran ve Turan’da bize karşı çıkacak kimse kalmadı. Biliyorum, günahlarım çoktur; ama Allah’tan ümidim odur ki, zalimlerin ellerini mazlumların başlarından uzak tuttuğum için bana rahmet etsin. Hayatım boyunca güçlünün zayıfı ezmesine asla izin vermedim. Bu dünyada ebedi yaşayan kimse olmadı ve bana dahi vefa göstermeyen bu dünya size de göstermeyecektir. Ancak dünya işlerini ihmal etmeyin ki, Müslümanlar zarar görmesinler. Yoksa kıyamet günü sizden hesabını sorarlar. 

Şimdi; Pir Muhammed Cihangir’i veliaht tayin ettim ve kaimmakamım olarak Semerkand’ı ona verdim. Bağımsız olarak ve tedbirler alarak orada otursun, ülkelerin ve ordunun işleriyle meşgul olup, tebaanın dertlerinden haberdar olsun. Sizler de ona itaat edip yardımcı olmalısınız ki, düzen bozulmasın ve Müslümanlar zarar görmesinler ve kaç yıllık emeklerim zâyi olmasın. Öyle davranın ki, uzaktakiler sizin ittifak içinde olduğunuzu anlasın ve kimse size başkaldırmaya cesaret edemesin. Beyler ve önde gelen kişiler huzurumda toplansınlar ve vasiyetimden taşra çıkmayacakları konusunda yemin etsinler. Şu anda burada olmayan beyler ve serdarlar da bu vasiyetime uysunlar.” 

Bu sözleri işiten beyler, içlenerek gözyaşı dökmeye başladılar. Şah Melik Beg ile Şeyh Nureddin Beg, “Ey emirimiz, canımız sana sadakadır. Yüce Allah bizim canlarımızı alıp senin canını bağışlaya” diyerek gözyaşı dökdüler. Timur Han onlara, “Fayda yokdur. Bilmek gerek! Amma sizler işlerinize ve vasiyetlerime merdâne sahip çıkın!” 

Onlar cevap verdiler, “Canımız tenimizde olduğu sürece hazretin emr-i fermanından taşra çıkmayız. Bu kulunuz velinimet efendimizin bir sözüne kulak asmadan onu üzmüşse, iki yakası asla bir araya gelmesin. Bugüne kadar sizin bendeleriniz olarak hizmet ettik ve bendelikten başka bir işimiz olmadı. Yaşadığımız sürece de böyle olacaktır.’ 

Bu sözleri söylerken gözlerinden yaşlar yuvarlanıp aşağı akıyordu. Sonra şöyle dediler, “Mümkünse Taşkent’teki Şehzade Halil Sultan ve diğer beylere bu tarafa gelmeleri için ferman buyurulsun. Gerçi bizler sizin vasiyetiniz olan sözlerinizi onlara aktarırız, ama bunları sizin ağzınızdan dinlemeleri daha iyi olurdu.” 

Bu sözlere karşı Timur Han , “Artık vakit geldi çattı! Daha fazlasına mecal yoktur. Onlar şu anda burada değiller ve gelemeyecekler. Onlarla görüşmek kıyamete kaldı. Bu da sizlerle olan son görüşmemdir. Allah’a şükür ki, din yolunda yapamadığım hiçbir ukde gönlümde kalmamıştır. Keşke bir de oğlum Şahruh’u görebilseydim!” dedi. 

Timur Han’ın  huzurunda bulunan bütün hatunlar, ağalar ve bazı şehzadeler onun bu son sözlerini işittiklerinde feryad u figan etmeye başladılar.

Emir Timur onlara ve emirlerine şefkatle bakarak şöyle dedi, “Her ne söylediysem, ülkenin menfaati için söyledim ve asla kulaklarımızdan çıkmasın; halkın, fakir ve miskinlerin ahvalinden habersiz kalmayın. Daima söylediğim düstur ve nasihatlere göre hareket edip, işlerinizde acz göstermeyiniz. Kılıçlarınızın kabzasını muhkem tutun ki, padişahlıktan benim gibi nasipdâr olasınız. Acizlik aklı yok eder ve nefsi öldürür. Fazla alçakgönüllülük insanı gayeden uzaklaştırır. Zaafı izhar etmek insanın isteklerine engel teşkil eder. Ben, dünyayı adalet ve iyilikle âbâd ettim. Eğer benim vasiyetime uyup adaleti gözetirseniz, uzun yıllar bu memleket elinizde olur. Şayet birbirinize düşerseniz, bu size hayır getirmez.”

Bir süre sonra Timur Han’ın  hastalığı şiddetlendi. Bundan böyle saltanat, şevket, ordu ve servetin hiçbir faydası yoktu. Dışarıda hafızlar Kur’ân-ı Kerim okumaktaydılar. Mevlânâ Ubeydullah’ın oğlu Mevlânâ Heybetullah’ın içeri girip, Timur Han’ın  baş tarafına oturarak Kur’ân-ı Kerim tilavet etmesi söylendi.Timur Han  Timur Han Emir Timur güneş battıktan sonra, akşam namazıyla yatsı arasında defalarca kelime-i şehadet getirdikten sonra ruhunu teslim etti. İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn (19 Şubat 1405). 
Vefatında altmış dokuz yaşındaydı. Padişahlık dönemi otuz altı yıldı. Saltanat süresine uygun olarak oğullarının ve torunlarının toplam sayısı da otuz altı idi.

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 19