Dil ve EdebiyatTürk Dili

Tarih ve Bugün

Çağdaşlaşmada tarihe ve eski kültüre karşı sırt çevirilen şu üç hakikati unutuyorlar:

1-Beşeri bütün düşünce ve müesseseler tarihin akışı içinde oluşmuştur. Cemiyete her düşüncenin, her müessesenin, her kelimenin bir tarihi vardır. Onu bilmek bize bugünü daha iyi anlatır. Bir şeyi başlangıcından halihazır durumuna kadar bilen onu çok iyi anlamış olur. Sadece halihazırı bilmek insanı sığ bir anlayışa sokar.

2-İnsanoğlu tarihi çağları yaşarken ebedi hakikatleri bulmuştur. Batı bugün hâlâ eski Yunan filozoflarının fikirlerini tekrarlar. İslâmiyeti reddeden Marksistler, Yunus Emre’yi göklere çıkarmakla bir çelişkiye düşmüyorlar mı? Yunus’un bütün mısralarının arkasında Kur’an, Hadis ve Türk halk kültürü vardır. Yunus gökten inmemiştir. Türk tarih ve kültürünün mahsulüdür ve Yunus tek değildir. Onun yanında Mevlânâ denilen koca bir deniz vardır. Şu halde tarihe giden, ararsa, eskilerin bulduğu ebedi hakikatleri yeniden keşfedebilir. Divan edebiyatı ölmez mısralarla doludur.

3-Tarih, bugün her sahada delil, destek veya malzeme olarak kullanılabilecek bin bir kültür unsuru ile doludur. Shakespeare şaheserlerini tarihin hazinesinden çıkarmıştır. Bütün büyük yazarlar eski kültür kaynaklarıyla beslenmişlerdir.

Eski kitaplarda şaheser olmayı bekleyen nice efsaneler, nice destanlar, nice hayat hikayeleri vardır, çağdaşlaşma bunlardan istifade asla mani değildir. Bilakis eskiye ne kadar yeni fikirlerle gidersek onu daha derin ve daha iyi anlarız.Fakat tarihin bir anahtarı vardır: Dil. “Eski dili bilmeyen onun kapısını açamaz ve ilerleyemez. İşte ben bundan dolayı diyorum ki, hangi sahada olursa olsun, her Türk aydını dilimizi, tarihi içinde öğrenmelidir. Dil, tarih içinde gelişir, mânâlanır.”

Prof. Dr. Mehmet Kaplan

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 9