MakalelerTürkistan

Sovyetler Milliyet duygusunu Yok Etmeye Çalıştılar

R

uslar idâreleri altındaki milletlerin milliyet duygularını yok etmek ve Ruslaştırmak siyâsetini tâ Çarlık Rusyası devrinden beri, sistemli bir şekilde yürütmektedirler. Bu siyâsetin muvaffakiyeti için bilhassa müşkül zamanlarda, icabında Çarlık Rusyası siyaseti yerden yere vurulmuş, fakat sonunda Sovyet idarecilerinin yaptıkları Çarlık devrini de gölgede bırakmıştır. 

Katliâmlar faslı bittikten veya yavaşladıktan sonra Ruslar, Türkistan’ı ekonomik ve endüstri yönünden güya kalkındırmak gayesi ile yüzlerce Türk’ü başka yerlere sürerek, onların yerine de mütehassis eleman sıfatı ile yüz binlerce Rus göçmeni getirmişlerdir. 
Ayrı devirlerde bu hususta yapılan hareketlerden yalnız iki tanesini misal olarak gösterebiliriz: 
Türkistan cumhuriyetlerinden Kazakistan’da 1926 sayımına göre nüfus 6.145.937 iken, bu rakam 1939’da 5.217.895’e düşmüştür. Artış şöyle dursun, azalan bir milyona yakın insanın ne olduğuna dâir Rus resmi makamları hâlâ susmaktadırlar. On üç yıl zarfında bu kadar büyük bir nüfusun yok olmasının elbette sebepleri vardır. Bu devrede ellerinden arazi ve malları alınarak kolhoz hayatı ile endüstri sahalarında çalışmağa zorlanan Kazak Türklerinden bir kısmı açlıktan ölmüş, bir kısmı da  başka yerlere göç etmeye mecbur olmuş veya sürülmüştür. Diğer taraftan devamlı getirilen Rus  göçmen kafilelerinin en kalabalıklarından 400 000 kişilik büyük kitle Turksib hattı üzerinde yerleştirilmiştir. 
1956 Mayısında demiryolu ve sanayi tesisleri inşaatında çalıştırılmak üzere İdil – Ural ve Türkistan’dan  Sovyetlerin şimal bölgeleri ile Sibirya’ya binlerce okul öğrencisi genç sevkedilmiştir. Aynı zamanda da  Sovyetler Birliği Komünist Partisinin emriyle 400 ile 500 000 kadar genç kız – erkek Ukrayna ve Rusya’dan Türkistan ve İdil Ural’a gönderilmiştir. 
Senelerden beri devam etmekte olan bu keyfiyet, iskan politikasının hedeflerini, Rus olmayan milletleri göç ettirme, milliyetlerini kaybettirme işini kuvvetlendirmek ve hızlandırmak gayesini güttüklerini açıkça göstermektedir. Ana yurdundan sürülen, ana dilindeki okulunu, kendi milli çevresini kaybeden, yabancı bir kültür ve dilin etkisi altında bulunanların, kendi milliyetini ister istemez kaybedeceği ve netice itibariyle Ruslaşacağı plânlanmakta ve gerçekleştirilmeğe çalışılmaktadır. Zira, karma ahalinin bulunduğu yerlerde Rus dilini ve kültürünü okumak mecburiyeti vardır. 
Milli hisler ve milliyetçilik hususları Sovyetler Birliği Komünist Partisi programında şöyle yorumlanmaktadır:

“Milliyetçilik dar kafalılıktır. Mesela bazı kimselerin, müttefik cumhuriyetler arasında kadro mübadelesinin genişletilmesinin ilerici önemini kavrayıp değerlendirmelerine, nüfusun enternasyonal bir terkibe doğru derinleştirme lüzumunu kavramalarına engel olmaktır. Sovyet milletleri arasında kadro mübadelesi, bu milletler arasında kaynaşmayı ve birbirlerine yardımı sağlayacak en yüksek şekillerden ve yollardan biridir. Her türlü milli özellik ve eğilim belirtilerine yer yoktur ve olamaz da.” 

1961’de toplanan 22. Sovyetler Birliği Komünist Partisi Kongresinde Kruşçev, Sovyet siyaseti üzerinde şunları söylemiştir: 
«Elbette milli ayrılıkların ortadan silinmesinden şikayetçi olan kimselere de rastlanmaktadır. Onlara cevabımız şudur: “Komünistler millî ayrılıkları muhafaza etmeyecek ve ebedileştirmeyeceklerdir.  Hatta milli kalıntıların en ufak belirtisinin bile kökü tam bir Bolşevik uzlaşmazlığı ile kurutulacaktır”.

Prof.Dr.Mehmet Saray

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 19