MakalelerTürkistan

Rusların Türk Kültürünü Parçalama Siyaseti

 

H

alil Cibran’ın bir cümlesi, yıllardan beri yüreğimi kavurup duruyor: “Yazıklar olsun o millete ki, çeşitli boylara bölünmüştür ve her boy, kendisini ayrı bir millet sanmaktadır!”

Halil Cibran, bu hazin tespitini, sanki bizim milletimiz için yapıp söylemiş.

Ah ne kadar yazık: Atalarımızın yaşadığı Uluğ Türkistan, önce ikiye bölündü ve iki yeni isim aldı: Doğu Türkistan-Batı Türkistan. Doğu Türkistan Çin sömürgesi oldu. Batı Türkistan’ı da Ruslar pençelediler. Pekin de, Moskova da Türk kelimesinden korkuyordu. Bu bakımdan Çin devleti, Doğu Türkistan’a Sinkiyag adını taktı. Sinkiyag: “Yeniden fethedilmiş veya kazanılmış toprak” manasına gelen bir kelime.

Ruslar da Batı Türkistan’ı beş parçaya böldüler. Adına: Türkmenistan-Özbekistan-Tacikistan-Kırgızistan-Kazakistan (!) dediler. Ruslar, Batı Türkistan dışında Kırım’ı da, Azerbaycan’ı da ezip geçmişlerdi. Bu eski Türk yurtlarını da sömürge toprağı hâline getirmişlerdir.

Böylece Moskova, bir büyük vatanı ve bir büyük milleti, büyüklü-küçüklü parçalara ayırdı. Milletin her bir boyuna ayrı bir milliyet verdi. Sonra her boy üzerinde öldürücü oyununu uygulamaya koyuldu.

Meselâ Azerbaycan’da Oğuz boyu yaşıyordu. Azerbaycan Türkleri, Oğuz Türkçesiyle konuşuyorlardı. Rus emperyalizminin yeni yöneticileri, 1805 yılından itibaren Azerbaycan Türklerine dediler ki: “Siz Türk değilsiniz! Siz Oğuz boyundansınız. Yani siz, Azerbaycan milletisiniz: Türk değilsiniz: Türkçe konuşmuyorsunuz. Azerbaycanca danışıyorsunuz!..”

Türkmenistan’da da Oğuz boyları yaşıyor, Oğuz Türkçesiyle konuşuyorlardı. Selçukluyu ve Osmanlıyı Türkmenler kurmuşlardı. Ruslar, Türkmenistan’da da aynı oyunu oynadılar. Türkmenler “Türk başka, Türkmen başka! Siz Türkmen’siniz ve Türkmence konuşuyorsunuz! Türk değilsiniz! Türkçe konuşmuyorsunuz! Türkler, sizin medeniyetinize, tarihinize sahip olmak istiyorlar. Sizi, onların saldırılarından Kızıl Ordu koruyor!..” dediler. Moskova, bu kuyruklu-kulaklı yalanları, diğer Türk boyları arasında da yaydı:

“Siz Kazak’sınız, Türk değilsiniz! Kazakça konuşuyorsunuz! Siz Özbek’siniz! Siz Kırgız’sınız! Siz Tatar’sınız! Türk değilsiniz! Siz Özbekçe, Kırgızca, Tatarca konuşuyorsunuz! Moskova, sizi bir an önce okur-yazar hâline getirmek için Arap alfabesini kaldırarak, yerine daha kolay olan Lâtin alfabesini koyuyor. Alın yeni alfabelerinizi ve bir an önce kendi milliyetinizi, kendi dilinizi öğrenmeye bakın!”

Moskova böyle söylüyordu. Gerçek maksadı, Türkistan Türkleriyle Türkiye Türklerini birbirlerinden ayırmaktı. Alfabe birliğini ortadan kaldırmaktı. Böylece hem Türkistan Türkleri dünkü köklerinden koparılacak, hem de Türkiye’de basılan eserler Sovyetlerde okunmayacak, anlaşılmayacaktı.

1926 yılına kadar bütün Türk Dünyasının bir tek alfabesi vardı. O da Arap alfabesiydi. Ruslar 1926 yılında, Türkistan Türklerinin alfabelerini tamamen değiştirdiler. Arap alfabesi yerine Lâtin alfabesini getirdiler. Ama Ruslar, Sovyetler Birliği’nde yaşayan Ermenilerin, Yahudilerin, Gürcülerin alfabelerini kat’iyen değiştirmediler.

1926 yılında, Türkiye’de, İran’da Arap Yarımadasında, Balkanlarda… yaşayan Türkler, Arap alfabesinde kaldılar; Sovyetlerde yaşayan soydaşlarımız ise Lâtin alfabesine geçirildiler. Ruslar, bir büyük milleti bölme, parçalama, hatta birbirlerine hasım hâline getirme siyasetlerinin çok önemli bir adımını atmış oldular. Bu farklılık iki yıl devam etti.

1928 yılında Türkiye Türkleri olarak biz de Lâtin alfabesine geçtik. Böylece Türkistan Türkleriyle yeniden aynı alfabe birliği içinde olduk. Moskova, bu durumdan endişelenmeye başladı. Bu defa Türkistan Türklerini Kiril alfabesine geçirdi. Hem de her cumhuriyete, yani her Türk boyuna, ayrı bir Kiril alfabesi uygulayarak istediği bölünmeyi yarıda bırakmadı!

Burada düşünmek mecburiyetinde olduğumuz çok, ama çok önemli durum şudur: Dünyada her milletin bir tek alfabesi var. İngiliz’in, Fransız’ın, Çin’in, Japon’un, Yahudi’nin, Ermeni’nin Arap’ın, Gürcü’nün bir tek alfabesi var. Yeryüzünde 29 ayrı alfabeyle okuyup yazan tek millet biziz! Niçin acaba? Niçin, niçin, niçin?

Velhâsıl Ruslar, uyguladıkları büyük kültür siyasetleriyle milletimizi, önce çeşitli boylara böldüler. Onlara farklı alfabeler uzattılar. Önceleri, Türkçenin çeşitli lehçeleriyle konuşan Türkistan Türklerini inandırdılar ki, onlar farklı milletlere mensuptular ve farklı diller konuşmaktadırlar. Tabiî ötede, yani Doğu Türkistan’da yaşayan Türk asıllı bir de Uygur kardeşlerimiz var ki, aynı çile çemberinden geçmektedirler.

Yavuz Bülent Bâkiler

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28