Dil ve EdebiyatTürk Dili

Osmanlıca ve Harf Devrimi

B
atılılaşma adına bir milletin, inanç ve kültür hazinesinin anahtarı olan alfabesini değiştirmek, köklerinden koparıp farklı kültürlerin rüzgârına terk etmek o millete yapılabilecek en büyük kötülüktür.  
Dürbün alıp çok uzaklara bakmaya gerek yok. Komşularımıza bakıldığında bu inkarın boyutlarını görmek mümkün olacak. 
Hiç biri geçmişiyle bağları kesme ve o milleti millet yapan değerleri inkâr anlamına gelen alfabesini değiştirmeye kalkışmadı.  
Türkçe’nin Arap harfleriyle yazılmış hali olan Osmanlıca’nın ‘Harf Devrimi’ile kaldırılıp yerine Latin alfabesinin getirilmesi bize çok pahalıya mâl oldu.
Çünkü ülkenin aydın kesimi kabul edilen âlimler, siyasiler, sanatkârlar ve yazarlar Harf Devrimi sebebiyle milletin yaklaşık on asırda ortaya koyduğu derin kültürel ve siyasi birikimden yoksun bırakıldılar.
Kütüphanelerimizi dolduran mukaddes kitaplarımızın yanında tarihlerimiz, sanat ve kültürümüzü anlatan binlerce cilt eserlerimiz işte o günden yani kendi haline terk edildi.
Harf Devrimi, bir felaket oldu ve hâlâ etkisi devam eden travmalara sebep oldu. 
Bugün yaşadığımız ve bir türlü içinden çıkamadığımız sorunların ana sebeplerinden biri de bu Harf Devrimi’dir. 
Çünkü, bir milletin hafızası olan eserler okunamaz ve yeni nesillere intikal edilemez bir büyük ihanet söz konusudur. 
Yeni nesiller, dedelerinin yaklaşık on asır boyunca ürettiği ilmi eserleri, dilden dile dolaşan güfteleri, tarihimize ışık tutacak belgeleri okuyamadığı için ana kaynaklarımızdan beslenen bir medeniyet tasavvuru inşa edemediler.
Bundan daha ağırı Türk aydınının, Harf Devrimi sebebiyle kendisinden önce ortaya konulan büyük birikimden yoksun şekilde Türkiye ve dünya meselelerini izah etmeye çalışması olmuştur. 
Zira 1928’den önce yazılanlardan haberdar olmayan, bunlardan beslenmeden batılı kaynaklardan okuduklarıyla dünyayı yorumlamaya çalışanlar entelektüel filan değil düpedüz özünden habersiz yabancı ideolojilerin esiri olmuş bir kesim yetişmiş oldu.  
Kısacası; Harf Devrimi ile o gün memleket herc ü merce girdi ve hâlâ o girdaptan kurtulamadık. 

Osmanlıca Neden Önemli…
Kırıkkale Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Eyüp Baş ve ekibinin gayretli çalışmaları sonucu düzenlenen “Bütün Yönleriyle Osmanlıca ve Mirası” başlıklı Uluslararası Sempozyum’unun sonuç bildirisinden Osmanlıcacının ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz.  
Bundan sonra nelerin yapılması gerektiği yönündeki tavsiyeleri özeti şöyle: 
Osmanlıca/Osmanlı Türkçesi, yüzlerce yıllık kültürel mirasın anlaşılmasında ve gelecek nesillere aktarılmasında hayati öneme sahiptir. Türkçenin Arap harfleriyle yazılmış hali olan Osmanlıca’nın geçmişte kalan bir yazı ve konuşma dili değil, mevcut ve gelecek nesillerin tarih, kültür ve genel anlamda medeniyet tasavvurunun sağlıklı bir şekilde oluşmasında kilit bir konuma sahip olduğu kabul edilmelidir.
Osmanlıca’nın öğrenilmesi Osmanlı döneminde yazılmış eserlerin ve ortaya konulan engin içeriğin anlaşılmasında önem arz etmektedir. 
Osmanlıca ve buna bağlı miras üzerindeki akademik çalışmalar teşvik edilmelidir. 
Konu üzerinde çalışan Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Yazma Eserler Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi kamu kurumları araştırma ve üretim odaklı çalışmalar yapmalıdır. 
Üniversiteler bünyesindeki bütçesiz ve kadrosuz Osmanlı Araştırmaları Merkezleri yerine, bir başkan ve kurul tarafından yönetilen müstakil veya Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na bağlı bütçeli ve kadrolu personeli olan “Osmanlı Araştırmaları ve Osmanlıca Eserleri Neşr Merkezi” kurulmalıdır. Tüm dünyadaki Osmanlı tarihi araştırmalarına yönelik takip, çeviri, değerlendirme vb. çalışmalar bu merkez tarafından yürütülmelidir.
MEB Sosyal Bilimler Lisesi’nde olduğu gibi, sosyal bilimler alanında eğitim-öğretim yapan bütün 
fakültelerde Osmanlıca metinleri, okuma ve yazma pratiği kazandırmaya yetecek düzeyde kredili zorunlu Osmanlıca dersi konmalıdır.
Millet ve devlet olarak geleceğimiz adına bu önerileri dikkate almalıyız. 
Nasıl ki batıda Latince bilmeyenler entelektüel kabul edilmiyorsa ülkemiz münevverlerinin de Osmanlıca bilmesi şarttır.

Mehmet Koçak

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 9