MakalelerMedeniyetimiz

Milli Kültürümüzü Öğrenmek İstiyoruz

B

itsin, artık şu yabancı kültür ve medeniyetlere hayranlığımız. Bitsin, artık, şu yabancı kültür ve medeniyetler karşısındaki ezikliğimiz ve yenikliğimiz. Bitsin, artık, Türk-İslam kültür ve medeniyetine, sinsice ve kahpece tahrip oyunları… Bitsin, artık, şu “yabancıların “ ve “yabancılaştırılmış çevre”lerin tertipleri…

 

Artık herkes anlasın ve görsün ki, Türk milleti, kendi milli ve mukaddes değerlerine, kendi kültür ve medeniyetine yabancılaşmadan “muasırlaşmak” istemektedir. Bu millet, dinine, diline, tarihine, bayrağına, sanatına, milli tecrübelerine kısaca kendi kültür ve medeniyetine bağlı kalarak dünyanın en ileri ve en güçlü cemiyeti olabileceğine inanmaktadır. Yani, yüzde yüz Türk, yüzde yüz Müslüman ve yüzde yüz medeni olmak mümkündür. Bunu, atalarımız, defalarca isbat etmediler mi?

 

Türk Milleti, genç nesillerin tarihi kitaplığından” koparılmasına razı değildir. Türk Milleti, “kendi klasiklerini” öğrenmeden, yabancı kaynaklara yönelmekten tedirgindir. Türk Milleti, “Türk ve İslamca yaşamaktan” utanan çevrelerden iğrenmektedir. Türk Milleti, kendi “kültür ve medeniyet değiştirme” kompleksine kaptırmış “mutlu azınlıkları” hayretle ve dehşetle seyretmektedir.

 

Türk Milleti, kendi okullarında, Türk-İslam kültür ve medeniyeti yerine, Greko – Latin kültür ve medeniyetine ağırlık verilmesini bir türlü içine sindirememektedir. Türk Milleti, kendi kültür ve medeniyeti konusunda cahil bırakılmasından muztariptir.

 

Türk Milleti, daha düne kadar Türk İstiklal Marşı yerineEnternasyonal”i söylerken Ay – Yıldızlı Albayrağımız’ın yerine “kızıl bayrak” taşıyan Türk – İslam tarihinin büyük kahramanları yerine Lenin, Mao ve Marx’ın resimlerini meydanlarda dolaştıran, Türk’ün mukaddes yurdunda Rusçuluk, Çincilik oynayan bölücülük yapan, anavatanımız sözde “etnik gruplara” bölerek devletcikler ihdas emek isteyen grupların, birden bire ortaya çıkmadığına, bunların, her şeyden önce, yanlış bir maarifin mahsulleri olduğuna inanmaktadır. Bu teşhisin doğruluğu inkâr edilebilir mi?

 

Birkaçotodidakt” (kendi kendini yetiştirmiş kişi) dışında, ülkemizde, milyonlarca okumuş – yazmış kişi, kendi kültür ve medeniyetinin yetiştirdiği “Dahiler”den, onların “eser” ve “üsluplar”ından habersizdir. Bildiklerimiz de “kulaktan dolma” şeyler.

 

Gerçekten de sorulmaya değer, kimdir Mimar Sinan, kimdir Mimar Mehmed ağa, kimdir Itri, Dede Efendi, Hacı Arif Bey, kimdir Levni, kimdir Nigari, kimdir Yesari Mehmed Esat, Mustafa Rakım, Yesarizade Mustafa İzzet, Mahmud Celaleddin, Haşim Efendier,Ali Haydar Bey, Kazasker Mustafa İzzet, Şefik Bey, Mehmet Şevki Efendi, kimdir Molla Fenari, İmam-ı Birgivi, İbn-i Kemal, Ebusuud Efendi, kimdir Hocazade Efendi, Kimdir El Bruni, Razi, Uluğ Bey, Ali Kuşçu, kimdir İmam-ı Azam, İmam-ı Maturidi kimdir, Gazali kimdir İmam-ı Rabbani? …

 

Evet, gerçekten bunları, biyografileri ile, eserleri ile, üslup ve ifadeleri ile, dünya görüşleri ile tanıyor muyuz? Bunların Yaptıklarını, yazdıklarını okuyup değerlendirebiliyor, görüp anlayabiliyor muyuz? Bunu başarabilecek nesiller yetiştirme diye bir meselemiz var mı?

 

Muhatabımız kimdir bilmiyoruz, derdimizi kimlere anlatacağımızı kestiremiyoruz. Ama son sözümüz şu: Baylar ve Bayanlar, bizler, milli kültür ve medeniyetimizi öğrenmek istiyoruz. Lütfen, yolumuzdan çekiliniz.

S.Ahmet Arvasi

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28