Kafkasya - KırımMakaleler

Kafkasya’da Sovyet Zulmü

B

olşevikler ihtilalden hemen
sonra İslam’ın temel müesseselerini ortadan kaldırmakla işe başladılar. İslam
Hukukunu yasaklayarak İslam mahkemelerini kaldırdılar bütün vakıflara el
koydular. Daha sonraları 1928’de ise İslam’a karşı tam anlamıyla saldırıya
geçtiler. (Allahsız Beş Yıllık Planı’nın) uygulaması olan 1932-1937 yılları
arasında bütün din bilginleri ve aydınlar sürüldüler. 1938 yılının sonlarına
doğru Sovyetler Birliği’nde bir tek ibadet edilebilecek bina bırakılmamış ve
güya Allah’a olan iman kalplerden sökülmüştü.

Aynı şekilde dini liderler,
İmamlar, hocalar, vaızlar insanların insanlıktan çıktığı sefalet içeresinde
öldüğü toplama kamplarına gönderilip, hücrelere hapsedildiler. Toplumu gerçek
bilgiye giden yoldan mahrum etmek için İslam bilgilerini öldüren din aleyhtarı
cinayetlerin sayısı 1940 yılında İdil-Ural bölgesinde 18.000 olmak üzere
yaklaşık 50.000 civarındaydı.

Kızıl ihtilalle uygulamaya
konulan komünizmle birlikte oruç tutmak, zekât ve sadaka vermek ve hac ibadeti
tamamen yasaklandı. Camiler kapatılarak pek çoğu maksatları dışında
kullanılmaya başlandı. Din bilginlerini karşı devrimci diye itham edilip ölüm
ve sürgünle cezalandırılarak toplum tamamen cahil bırakıldı.

Ancak, daha sonra görülecektir
ki, II. Dünya Savaşı sırasında Kafkasya cephesindeki Alman ordularına karşı
başarılı olunmak için yerli halkı tekrar kazanmanın öneminin ortaya çıkmasıyla
Stalin, Müslümanlara tavizler verir. Kısa bir müddet için de olsa Kafkas
halkının en ufak bir fırsatı değerlendirerek İslam’a sahip çıkmalarıyla
ihtilalci liderler camilerin açılabileceğini ima eder ve Müslümanlar bu
durumdan yararlandılar.

Alfabe Değişikliği

Kafkasya halkları topluluklar
halinde İslam dinini kabul ettikleri zaman Arap harflerini de benimseyerek
onunla yazmaya ve okumaya başlamışlardır. Çarizmin işgaline kadar yaygın ve
yüksek seviyedeki eğitim işgal sonrası gerilediyse de Çar yönetimi mektep ve
medreseleri tamamıyla kapatmamış, eğitime izin vermişlerdir.

Çarlar devrinde Müslümanlar
arasında okuma-yazma bilenlerin nisbeti son derece yüksekti. 1897 tarihinde
yapılan genel nüfus sayımında bütün Rus imparatorluğundaki okuma-yazma
bilenlerin nisbeti yüzde 21 den fazla olmadığı görüldüğü halde Müslümanların
içinde bu nisbetin yüzde yüze yakın olduğu görülmüştür. Batı Avrupa kaynakları,
Rus istilası altında bulunan Müslümanların hemen hemen hepsinin okuma-yazma
bildiğini kabul etmektedirler.

Müslümanlar için bu kısa süreli
ara dönemde ibadet yerlerinin açık olmasının pek önemi kalmamış camilere yalnız
ihtiyarlar devam eder hale gelmiştir. Dini eğitimden uzaklaştırılmış olan genç
nesil İslam hakkında hiçbir şey bilmemektedir.

Önceleri, binlerce yıllar Arap
harflerini kullanmakta olan Kafkasya ve Orta Asya’da konuşulmakta olan diller,
önce latin alfabesiyle (1920 sonlarında) sonra Kril alfabesiyle (1839-1840)
değiştirildi. Bir takım yeni eklentilerle ve sebepsiz olarak 5 ya 10 yılda bir
milletlerin alfabelerini değiştirmeğe zorlandılar.

Yukarda görüldüğü gibi
Müslümanların kullandıkları Arap harfleri Latince’yle ve sonradan Rusça’yla
değiştirildi ve her değiştirmede esnasında eldeki bütün kıymetli kitapları imha
ettirilerek bu eserlere gerilik maddeleri damgasını vurdular.

Bu suretle geleneksel milli
alfabeden yoksun bırakılmış İslam halklarının Kur’an-ı Kerim’i öğrenmesi ve onu
anlamasının önüne geçilerek İslam ahlakından mahrum bırakılmak suretiyle,
insanın hürriyet yolu kapatılarak kula kulluk, kölelik ve teslimiyetçilik yolu
açılmış olmaktaydı.

Bolşevikler, Kafkasya’ya hâkim olduktan sonra aşağıda özetlenen işleri
yapmışlardır:

İslam dünyasını birleştiren
müşterek yazı, müşterek dil, müşterek kültür, bin yıllık alfabeyi (Kur’an
alfabesini) yıktılar, yerine Latin harflerini koydular.  Daha sonra bunları da Kril ile değiştirdiler.

Milli tarihi hayâsızca tahrif
ettiler, uydurma tarih icad ettiler. Maziyi inkar ettiler, Büyük Türk ecdadını
tahkir ettiler, “kanlı düşman” diye
gösterdiler. Kalp akçe gibi düzme kahramanlar ortaya sürdüler.

Mekteplerde genç nesilleri milli
benlikten, milli hafızadan, milli şuurdan mahrum yetiştirdiler.

Türk ecdadının kahramanlıklarını
vahşet ve gerilikle itham ettiler.

“Ananevi sahada kendisiyle mücadele imkânı olmayan İslam kuvvetine
serbest inkişaf verilemez”
diye Türk milletinin manevi varlığını idama mahkûm
ettiler.

Müslümanlığın birleştirici
kudretinden korktukları için dini teşkilata ve dini inkişafa imkân vermediler.

Dini vazifelerini ifa eden din
ulemasına en ağır hakaretlerde bulundular.

Şeriat mahkemelerinin verdikleri
hükümlerin uygulanması hususunda din ulemasına karşı geldiler.

Yetiştirdikleri dinsiz gençleri
din ulemasına karşı saldırttılar.

Dinsiz, materyalist felsefeyi
benimsediler ve yaydılar.

Mekteplerden din derslerini
kaldırdılar.

İmam, hatip, vaiz, müezzin
yetiştiren medreseleri yasakladılar, yaktılar, yıktılar.

Kökünü kuruttukları din
rehberlerinin hariçten gelmesine de müsaade etmediler.

“Allahsızlar Cemiyeti” vasıtasıyla din aleyhinde müthiş
propagandalar yaptılar.

Mukaddes aylarda ve günlerde dine
karşı hücumlarını şiddetlendirdiler.

Dini tezyif ve tahkir için
serbest münakaşalar tertip ettiler.

Müslümanlarla mücadele için
dinsiz gençler yetiştirdiler.

Nice din ulemasını idam ettiler.

Camileri depo, meyhane, bar ve kulüp
gibi eğlence yerlerine çevirdiler; bir çoklarını da yıktılar.

Mektebin dinden ayrı olduğunu
ilan ettiler.

Öğrencilere mahsus dinsizlik
kursları açtılar.

Sarayları dinsizlik müzeleri
yaptılar.

Velhasıl zulûm ve şenaat namına
ne yapmak mümkünse yaptılar.”

Parçalanan Kafkasya

Kafkasya ve Türk toprakları ve
halkı bölünüp parçalandı. Bolşevikler, her yerde mevcut olan kabile, lehçe ve
coğrafi farklılıkları, parçalama ve yok etme ameliyesi ile istismar
etmektedirler. Mesela, Kafkasya bölgesini evvela kuzey ve güney olmak üzere
ikiye böldüler. Güneyde Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan Cumhuriyetleri ve
Acara, Abhaziya, Güney Osetiya ve Nahçivan muhtar bölgeleri adı altında sekize
ayırdılar ve bir de kürt topluluğu meydana getirdiler.

Kuzey Kafkas’ta ise Dağıstan,
Çeçen, Kuzey Osetiya, Kabartay, Balkar ve Adige Cumhuriyetleri ve birkaç da
muhtar eyalet ve şehir olmak üzere ondan fazla parçaya ayırdılar.

Cafer Barlas

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 18