KültürümüzMakaleler

Lübnan’da Bir Türk Köyü

D

ünyanın birçok ülkesinde Osmanlı yadigarı, Evlad-ı Fatihan var. Uzaklarda değişik kültürlerle içiçe yaşadıkları halde gönülleri bizimle olan milyonlarca Türk evladından çok azının sesini duyabiliyoruz. 

Çok azının dertleriyle dertlenip, mutluluklarıyla seviniyoruz. Ama onlar benliklerini kaybetmeden yaşama mücadelesi veriyor. Tıpkı Lübnan’daki 1500 nüfuslu Göçerli köyü gibi. Lübnan-Suriye sınırının 2 kilometre iç kısmında bulunan Göçerli, adıyla bile asırlara inat “ben hâlâ Türk’üm” diyor… 

Geniş ve verimli topraklara sahip olan bu şirin köyde hiçbir iletişim bağımız olmamasına rağmen hâla Türkçe konuşuluyor, Türk örf ve adetleri yaşatılıyor. Köyün tarihi Müslümanların halifesi unvanına sahip olan Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim Han’ın 1516 ve 1517’deki Mısır seferine kadar uzanıyor. 

Sultan Selim’in Memlûk devletine son verip Lübnan’ı da Osmanlı sancağı yapmasıyla, 402 yıl Osmanlı idaresinde kalan Lübnan, özel bir statüye sahip olur. Zira refah seviyesi yüksek, harplerden uzak, sakin bir sancaktır burası, işte Göçerli köyü de 450 sene önce Sultan Selim’in seferinden sonra kurulur. Şimdi bu küçük köyde, büyük bir şuur sergileniyor.

Nasıl mı?

Köyün yaşlılarından aldığımız bilgilere göre, Osmanlının son dönemine kadar köyde bir Osmanlı medresesi vardır. Türkçe derslerin verildiği medrese, işgalci Fransızlar tarafından kapatılır. Yerine Fransızca dersler konulan bir okul açılır. Köy halkına da Türkçe konuşmaları yasaklanır. Fakat yaşadıkları onları yıldırmaz. Evlerinde sürekli Türkçe konuşarak çocuklarına ana dillerini öğreten köy halkı Türk dilinin unutulmamasını sağlar. 

Fransız döneminden sonra eğitim sadece Arapça olarak yapılmaya başlar. Göçerli halkı Arapçayı çok iyi konuştuğu halde aslını unutmamak için çocuklarına Türkçe öğretmekten vazgeçmez. Çocuklar önce evlerinde ana dillerini öğrenir, sonra da medresede Arapça eğitimi alırlar.

Evlatlarına Türkçe’yi öğretmek için çaba sarf eden köylüler yine de tedirgin. Eğer ilgilenilmezse, 15-20 sene sonra yörelerinde Türkçe konuşan kalmayacağından, hemen yanıbaşlarındaki Aydamın ve Zara köyleri gibi asimile olacaklarından korkuyorlar. Türkiye nasıl ilgilensin mi diyorsunuz? Onlar çok şey istemiyor… “Bir Türkçe öğretmeni gönderin yeter…” diyorlar.

Hayrettin Turan

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 18