Dil ve EdebiyatTürk Dili

Küp Kök, Kare Kök

K

elimelerin hatırlatmak veya tedaî ettirmek gibi hususiyetleri vardır. Bir çok kimse tarafından söylenilmek, yazılmak gibi şeyler dolayısıyla alışkanlık bir kelimenin ilk mânâsını, önce akla getirir. Bunun içindir ki bir terim olarak kullanılan “Küp Kök” deki küp, bize her şeyden evvel, herkesin bildiği, içine sulu veya katı bir madde konulan yahut o maddenin muhafazasına yarayan, belli biçimdeki büyük yahut büyükçe bir kabı; kök kelimesi ise bir fidanın, bir ağacın toprak içinde beslenmesini temin eden kısmını hatırlatır.

“Küp-Kök” terimindeki “küp” Fransızca “cübe-küb” kelimesinden alınmıştır. Fransızca “cube” ü “küp” yapıvermişler, ellerine sağlık! Gerçi bâzı kitaplarda “küb” yazılıyor ama, imlâ kaidesine göre kelime sonundaki b harfi p yazılıp, okunduğu için “küp” demek gerekiyor.
“Cube” Fransızcaya Lâtince “cubus-kubus” ve Grekçe “kubon” kelimelerinden geçmiştir, mânâsı da bildiğimiz altı yüzü müsavi olan “zar, tavla zarı” demektir. Küp, kökü terimini bilmeyen bir kimse için acaip ve gülünç bir cisim ortaya çıkıyor: Küp ve kökü yahut küpün kökü (!)
Üzerinde asıl durmak istediğimiz mesele bizdeki terimlerin hiç bir ilmî usule bağlanmadan, dilimize gerek mânâ, gerek ses bilgisi bakımından uygun olup olmayacağı düşünülmeden teşkil edilmesidir.
Eskiden Hendese, şimdi Geometri denilen ilim dalındaki terimlerden bir iki örnek verelim: Bizdeki Geometri, Fransızcada Geometrie-Jeometri, Almancada Geometrie diye söylenir. 
Kökü Grekçe’de yer, toprak, dünya mânâsına gelen (Ge-ge) dir. Biz bu kökü alıp geometride “G”, jeoliji’de “J”, coğrafyada ise “co” diye okuyoruz. 
Bir de coğrafik sıfatını uydurmuşlar. Geometri Hendesenin yerini almış ama, mühendisi aynen muhafaza etmişiz. Neticede kelimelerin köklerini birbirine karıştırmışız!
Fransızcadan “carre” kelimesini alıp “kare” şekline sokmuşuz, sözde Türkçeleştirmişiz, bir de kök ekleyip “kare kökü” yapmışız. 
Eskiden “mahrut” dediğimiz şimdiki “koni”, Fransızca “Cone-Kon”dan alındığı halde “coni” ye veya “honi” ye benzetip koni’yi kazanmışız (!)
“Piramit, prizma, silindir, paralel” ve bu alanda kullanılan daha bir çok kelimenin asılları Grekçe veya Lâtincedir. Biz bunları Türk tâbiiyetine geçirivermişiz!
Asılları Arapça yahut Farsça da olsa, asırlardır kullanılan kelimeleri atıp Grekçe, Lâtince kelimeleri koymak dilimizi anlaştırmak, özleştirmek, öyle mi? İlimden nasibini almamış “bilmenlerin” yaptıklarına değme cahiller, cesaret edemez doğrusu.

Dr. Necdet Bingöl

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 9