Kafkasya - KırımMakaleler

Kırım’ın Efsanevî Lideri: Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu

1

3 Kasım 1943 yılında Bozköy‘de doğdu. Babası Abdülcemil ve annesi Mahfure, Stalin döneminde Sudak’ın Ayserez köyünden “Kulak”, yani zengin aile çocukları oldukları gerekçesiyle Urallar‘a sürüldü.
II. Dünya Savaşı esnasında gizlice Kırım’a dönen aile, Kırım’ın çöl bölgesindeki (Kırım’ın kuzeyinde kalan ovalık   bölüme verilen ad) Bozköy’e yerleşti. Ağabeyleri Hanefi ve Hasan, ablaları Şevkiye ve Vasfiye ile birlikte henüz altı aylık bir bebekken 18 Mayıs 1944’te, bütün Kırım Tatarları gibi Kırım’dan sürgün edildi. Yanlarında anneleri vardı. Babası sürgünden iki gün önce diğer Kırım Tatar erkekleri gibi muhtemel bir direnişe karşı tutuklanarak tecrit edilmişti. Aile Özbekistan’ın Andican bölgesine sürgün edildi. Çocukluğu burada bir köyde geçen Kırımoğlu, 1955 yılında Taşkent yakınlarında bir kasabaya yerleştiler.

Bu Nasıl Çifte Standart?

    1959 yılında Rus dilinde orta öğrenimini tamamladı ve Taşkent Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümüne girmek için müracaat etti. Ancak “Kırım Tatarlarını, yani Sovyetlere sâdık olmayan bir milletin mensuplarını bu fakülteye almıyoruz.” diyerek reddedilmesi üzerine bir fabrikaya işçi olarak girdi.
1961 yılında arkadaşlarıyla birlikte “Kırım Tatar Millî Gençlik Teşkilatı”nı kurdular. Bir kaç hafta sonra teşkilatın liderleri tutuklandı, Kırımoğlu işten çıkarıldı.
1962 yılında Taşkent Ziraat Mekanizasyon ve Sulama Enstitüsü’ne yazıldı. Ama üç yıl sonra KGB‘nin isteği üzerine “Milliyetçi, Komünist Parti ve Sovyet Devleti aleyhine propaganda yapmak ve yazdığı, “Kırım’da XIII-XVII. yüzyıllarda Türk Medeniyeti” adlı makalesini enstitü talebeleri arasında dağıt-makla suçlanarak okuldan atıldı.

Milletimi Yok Sayanı Ben de Yok Sayarım!

    Enstitüden atıldıktan sonra askere çağırıldı. “Benim milletimi yok sayan, tanımayan bir devlete askerlik yapmam!” diyerek Kızıl Ordu’da askerlik yapmayı reddedince tutuklandı ve 1,5 yıl hapse mahkûm edildi.
1968 yılında Sovyetler Birliği’nin Çekoslovakya’yı işgalini protesto eden Moskova’daki bir grup aydın arasında o da vardı. Bunun üzerine Sovyet Devleti aleyhine faaliyette bulunmak, Kırım Tatarları’nın vaziyeti ve onların hakları hakkında mektuplar ve makaleler yazarak Sovyetler Birliği’nin millî siyasetini lekelemekle suçlanarak 1969 yılında tutuklandı. Aynı suçlamalarla, Moskova’da yaşayan Yahudi şairi İlya Gabay ve II. Dünya Savaşı’nın ünlü generallerinden Piyotr Grigorenko da tutuklanarak Taşkent’e getirildi. Ancak Grigorenko’nun davası onlarınkinden ayrıldı ve akıl hastanesine kapatıldı.
Böylelikle bu Kızıl Ordu’nun ünlü generali, yalnızca Kırım Tatarları’nın haklarını savunduğu için beş yılını tımarhanede geçirdi. Kırımoğlu ve İlya Gabay üçer yıl hapis cezasına mahkûm edildiler.

Açlık Grevinde 303 Gün!

    Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu 1974 yılında üçüncü defa tutuklandı ve 1 yıl müddetle Sibirya’da ağır şartlı çalışma kampına sürgün edildi. Cezasının bitimine üç gün kala kamp arkadaşlarına ve akrabalarına yazdığı mektuplarla Sovyet Devleti’ne karşı propaganda yapmak ve iftira etmek gibi suçlamalar ile hakkında yeni bir dava açıldı. Bunun üzerine açlık grevine başladı. Açlık grevi 303 gün sürdü.

    Açlık grevi boyunca zorla ve darp altında beslendi. Ünlü fizikçi Andrey Saharov, General Piyotr Grigorenko gibi Sovyet aydınları ve insan hakları savunucuları onun serbest bırakılmasını talep etmeleri ve bu maksatla Birleşmiş Milletlere, dünya kamuoyuna, İslam dünyasına, insan hakları kuruluşlarına yazdıkları müracaatlar, mektuplar ile Kırımoğlu’nun adı ve Kırım Tatarlarının meselesi dünya kamuoyuna, bu meyanda Türkiye kamuoyuna duyuruldu.
    O yıllarda Türkiye’de Mustafa Cemiloğlu olarak tanınan ve halkı adına verdiği mücadele dolayısıyla Kırımoğlu olarak anılan bu ünlü insan hakları savunucusunun hapishanede öldüğüne dâir haberler çıkınca, Türkiye’de pek çok yürüyüşler, toplantılar, protestolar ve açlık grevleri yapılmıştı.
Sovyet makamları onun yaptığı açlık grevine ve dünya kamuoyunun tepkisine aldırmadan onu Sibirya’daki Omsk şehrinde yargıladılar ve 2,5 yıl ağır şartlı çalışma kampı cezasına mahkûm ettiler.

Mahkemeyi KGB Mensupları Doldurdu!

    Muhakemesine ne akrabalarını ne de onu savunmak üzere Omsk şehrine gelen Andrey Saharov ve eşi Yelena Bonner’i aldılar. “Halka açık” yargılamada dinleyiciler sırasını KGB ve İçişleri Bakanlığı mensupları doldurmuştu. Kırımoğlu cezasını çekmek üzere Çin sınırındaki Primoraki Çalışma Kampı’na gönderildi.
Ceza müddetini tamamladıktan sonra Taşkent şehrine getirildi. Şehri terk etmesi, akşam 20.00 sabah 06.00 saatleri arasında evden çıkması, halkla toplu bulunabileceği yerlere (kahvehaneler, çay salonları, tiyatro, pazaryerleri vb.) gitmesi yasaklandı ve her hafta karakola gitme mecburiyeti getirilerek açık nezaret altına alındı. Bir yıl sonra açık nezaret şartlarını ihlâl ettiği gerekçesiyle beşinci defa tutuklandı.

    Taşkent’teki muhâkemesine, Andrey Saharov’u, diğer arkadaşlarını ve akrabalarını almadılar. Kapalı yargılama sonucunda dört yıl Yakutistan‘daki Zıryanka kasabasına sürgün edildi. Yakutistan’dan döndükten sonra, ailesiyle birlikte yerleşmek maksadıyla Kırım’a geldi. Üç gün sonra cebren Özbekistan’a götürüldü. Yangiyul kasabasında yaşamaya başladı.

    1983 yılı Kasım ayında altıncı defa tutuklandı. Taşkent’teki yargılama sonucunda üç yıl ağır şartlı çalışma kampına gönderildi. Artık geleneksel olan öncekilerle benzer suçlamalarla, yani Sovyet Devleti’nin iç ve dış siyasetine iftira etmek, antisovyet olmak, Kızılordu’nun Afganistan’ı işgalini kınayan bir bildiriyi, Andrey Saharov ve bir kaç aydınla birlikte neşretmekle suçlandı. Ayrıca 1983 yılında Krasnodar bölgesinde vefat eden babasının naaşını, yasak olmasına rağmen Kırım’a gömmeye teşebbüs etmek; bu esnada polisle ve askerle çıkan çatışmalara önderlik etmek gibi ek suçları vardı.

Reagan’ın Talebi ve Şartlı Salıverme!

    Magadan şehri yakınlarındaki kampta ceza müddetinin tamamlanmasına az bir zaman kala Kırımoğlu aleyhine yeni bir dava açıldı. 1986 yılı sonunda Magadan’da yargılandı ve üç yıl hapse mahkûm edildi. Ancak yargılandığı haberinin alınmasıyla, Türkiye’de ve ABD’de serbest bırakılmasına yönelik başlatılan yoğun kampanyalar ve Rejkyavik şehrinde yapılan ilk Gorbaçov-Reagan zirvesinde, Reagan’ın ön şart olarak aralarında Kırımoğlu’nun da bulunduğu hapisteki beş insan hakları savunucusunun serbest bırakılmasını talep etmesi sonucunda şartlı olarak serbest bırakıldı. Siyasî faaliyetlerde bulunduğu takdirde, üç yıllık hapis cezasını tamamlamak üzere tutuklanacaktı.

Kılıç Kınından Çıktı!

    Kırımoğlu hapisten çıkınca, Kırım Tatar Millî Hareketi‘nin Teşebbüs Grupları mensuplarıyla görüşerek millî faaliyetlerini sürdürdü. Arkadaşlarıyla birlikte, 1987 yılında Kızıl Meydan’da Sovyet tarihinde benzeri hiç görülmemiş Kırım Tatar gösterilerini organize etti. Bu gösteriler, gerek Sovyetler Birliği’nde gerekse hür dünyada büyük yankı yaptı ve dikkatleri Kırım Tatar meselesine çevirdi. Kırım Türklerine Kırım’ın yolunu açtı.
 
    Kırımoğlu 1989 yılı Mayıs ayında Taşkent’te toplanan Kırım Tatar Millî Hareketi Teşebbüs Grupları genel toplantısında kurulan Kırım Tatar Millî Hareketi Teşkilatı başkanlığına seçildi. Bu teşkilatın öncülüğünde 1991 yılında, SSCB’nin Kırım Tatarlarının yaşadığı her yerinde yaptıkları seçimler sonucunda “II. Kırım Tatar Millî Kurultayı” 26 Haziran 1991’de Akmescit‘te toplandı. Bu Kurultay’ın seçtiği ve Kırım Türklerini temsîle yetkili en üst organ olan “Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanlığı”na seçildi. Kasım 2001’de toplanan IV. Millî Kurultay’da, meclis başkanlığına üçüncü kez getirilen Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, iki dönemdir Ukrayna milletvekili olarak çalışmaktadır.
Kırımoğlu, evli ve üç çocuk babasıdır. Bahçesaray’da yaşamaktadır.

Zafer Karatay

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 17