Balkanlar - RumeliMakaleler

Zihinlerden Silinen Akıncı Türkleri

H

alk şiirimizin bir çeşidi de akıncı türküleridir. Korsan türküleri de öyledir (korsan=deniz akıncısı, deniz komandosu demek olup bugünkü anlamda kullanılması yenidir). Akıncı türküleri musikimizde, Rûmeli Türküleri denen grubun önemli bir kısmını oluşturur. Bazıları musikimizin şâheserleri arasındadır. Bazı türkülerin besteleri unutulmuş, zamanımıza ulaşamamıştır. Elimizde kuru güfteler kalmıştır. Bu sohbetimde sunacağım iki türkü, besteleri unutulmuşlar arasındadır. İkisi de Kaanûnî Sultan Süleyman devrinde (1530-1566), Türk Asrı denen 16. yüzyılda, akıncı saz şairlerince söylenmiş şiirlerdir. Akıncı şairimiz, Almanya’ya yaptığımız akınlar için intibâlarını, semâî formundaki manzumesinde şöyle ifade ediyor (şiirin 1, 6, 7, 9. kıt’aları):

 


  
 Alman Dağları
Üstünde yorutduk eşdik 
Sarptır Alaman dağları 
Bihamdillâh helegeçdik 
Sarptır Alaman dağları

Sultân Süleymân Hân’ımız 
Gaazîler çevre yanımız 
Bu sözde yok yalanımız 
Sarptır Alaman dağları

Yürek doymaz havasına 
Şükür indik ovasına 
Vardık hem deyaylasına 
Sarptır Alaman dağları

Hisârları koyup gitdik 
Etrâfını vîrân etdik 
Askerlerin esîr etdik 
Sarptır Alaman dağları

  Dağlardan Almanya ovalarına inen akıncı birlikleri gözlerimizde canlanıyor. İlk mısrâdaki eşmek, eski Türkçe’mizde asker sevk etmek demektir ki, daha önce eski Türkçe’de sülemek şeklindeydi. Son kıt’anın Hisârları koyup gitdik ilk mısraının anlamı şudur: Akıncılar hisarlara (kalelere) dokunmaz, geçerlerdi. Zira kale kuşatacak topları da, zamanları da yoktur. Fakat kale çevresini tahrîb ederek düşmanın askerî, iktisadî, manevî gücünü kırarlardı. 

Tuna’nın Sabah Rüzgârı 

Kaanûnî devrinin diğer bir akıncı şairi, koşma formundaki türküsünde şöyle diyor (ilk 5 kıt’a):

 
Evvel-bahâr yaz ayları gelende 
Akar boz bulanık suyuTuna’nın 
Şakıyıp da bülbülleri ötende 
Eser bâd-ı sabâ yeli Tuna’nın 

Alaman dağından gelipgeçersin 
Çok yiğidin müşkilini açarsın 
Analar ağlatıp kanlar saçarsın 
Söylemeye dili yokdurTuna’nın 

Hiç kimseler bilmez nerdedir başı 
Akıtdım gözümden kan ile yaşı 
Yalılarda eksik olmaz savaşı 
Hendekleri dolu leşdirTuna’nın 

Cemre yere düşse sökülür buzu 
Suya gark olmuşdur yerdedir yüzü 
Arzûlayıp gider Karadeniz’i 
Adalara uğrar yolu Tuna’nın 

Karac’oğlan bunu böyle dedi mi 
Gece gündüz akar gider kademi 
İner Belgırad’ı, Varna, Vidin’i 
Serhadlere uğrar yolu Tuna’nın 

  
  Bu manzume, 17. asırda yaşayan ünlü Karacaoğlan’ın değil, daha önce, 16. asırda Kaanûnî devrinde yaşamış aynı mahlası kullanan ünlü bir akıncı saz şairinindir. Evvel-bahâr, o çağ Türkçe’sinde “ilkbahar” demektir. Yalı, nehir kıyısıdır. Serhad, sınır, sınır bölgesi, Türkiye-Almanya imparatorlukları sınırı, kabaca bugünkü Avusturya Macaristan devletlerinin ayrıldığı yörelerdir.

  Alaman Dağı, Osmanlı’nın, Viyana’nın kuzey-batısında Tuna’nın batı kıyısına oldukça yakın 430 metre yükseklikteki Kahlenberg tepesine verdiği isimdir ki 1683 sonbaharında burada Türkiye ve Almanya imparatorlukları orduları, Avrupa’nın geleceğini tayin eden en büyük ölçüde bir meydan muharebesi yaptılar. Ama Alaman dağları denince Almanya’daki bütün dağlar anlaşılır. Bir zamanlar Almanya’nın serbest dolaşım bölgemiz olduğu anlaşılır.

Yılmaz Öztuna

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 18