Kafkasya - KırımMakaleler

Kafkasya’nın Büyük Mürşidi: Şeyh Cemaleddin Gazikumuki

Ş

eyh Cemaleddin Efendi, 1788 yılında Dağıstan’ın Gazikumuki şehrinde doğdu. Hazreti Peygamberimizin soyundan seyyid ve Nakşibendî tarikatında mürşid-i kâmil idi.

Büyük İslam âlim ve evliyası Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretleri’nin halifelerindendir. Hafız olup, çok kerametleri görüldü. Hadis ilminde de üstad idi. Arapça, Türkçe ve Rusça ile bütün Dağıstan dillerine tam vâkıf idi. Fevkalade güzel yazısı vardı. Arapça mükemmel şiirleri de bulunmaktaydı. 

Nakşibendi tarikatının usül ve ahkâmını izah eden, “ El Adâbu’ l-Marziyye Fi’t-Tarikatin-Nakşibendiyye” kitabını yazmıştır.

Şeyh Cemaleddin Gazikumiki Hazretleri, Kafkasya’nın kahraman mücahidi Şeyh Şamil’in mürşidi ve kayınpederidir. 1823 yılında Gazikumuk’ta doğan kızı Zahidat’ı Şeyh Şamil ile evlendirdi. Bu kızından olan torunu Muhammed Kâmil I. Dünya savaşında Türk ordusunda büyük hizmetler gördü. Kabri Karacaahmet mezarlığındadır.

İmam Şamil, zalim, işgalci emperyalist, Hıristiyan Rus kuvvetlerine karşı büyük bir mücadele veriyordu. Bunun için eldeki bütün kuvvetlerine rağmen düşman kuvvetlerinin korkunç bir sayı ve silah üstünlüğü onu mecburen İslam ülkelerini harekete geçirmek için diplomatik teşebbüslerde bulunmaya zorlamış, ancak hiçbir netice alamamıştı. 

Bu meyanda Şeyh Cemaleddin Gazikumiki hazretleri de Osmanlı Şeyhülislamının dikkatlerini Kafkasya üzerine çekmek üzere kendilerine Ağustos 1848’de aşağıdaki mektubu göndermiştir.

Bismillahirrahmanirrahim…

Ey sevgili ve şerefli kardeşim!

… Sizin ve padişahın yüce Divanı’nın âlimlerin sessiz kalışına şaşıyorum. İçinde bulunduğumuz feci durumu bildiğiniz halde niçin Sultan’ı, yakınlarını, önemli kişilerini ve liderlerini ikna etmiyorsunuz? Susmaya hakkınız var mı? Kıyamet günü Allahu Teâlâ sizi suale çekerse ne cevap vereceksiniz? ‘ Ne yapıyordunuz, ne söylüyordunuz; neyi emredip, neyi yasaklıyordunuz?’ diye sorulduğunda ne söyleyeceksiniz? O halde bu soruya bir cevap hazırlayınız.’

Ey âlim kardeşim!

Sizin hakkınızda kötü düşündüğümü gizlemeyeceğim. En büyük imam yüce Halife sizi dinlediğinde ve siz de Onu savaşa girmeyi tavsiye etmediğinize göre başka türlü bir şey yapmanız gerekmez mi? Verdiğiniz sözü yerine getirmenizin tam zamanı değil mi?
Ey ilmi ile amil olan âlimler, Ey Kâmil müminler!

Sahip olduğunuz bütün imkânlarla İslamın düşmanlarına karşı savaşmak zorundasınız. Osmanlı “Bab-ı âli” sinden burada savaşan kimselere yardım ve destek sağlamasını istemelisiniz. Hem Allahın koruduğu askeri birlikler göndererek bize yardım etmeniz, hem de Sultanlar arasında yapıldığı gibi görüşmeler yapmak suretiyle Rus hükümdarının bize karşı sürdürdüğü askerî faaliyetlerine son vermeye mecbur etmeniz zaruridir.

Dağıstanlı âlimlerle yaptığım bir görüşmenin ardından size bildirmek istediğim bunlardan ibarettir. Sadece bu hakir size müracaat ediyorsa da bu mesajı bütün âlimlerin bir şikâyeti olarak kabul edebilirsiniz. 

Talebimi kabul ederseniz, Allah sizi mükâfatlandırsın ve cennetine koysun. Kabul etmezseniz Allah bize yeter. O, kendisine güvenilen kimselerin en iyisidir. Yüce Allahın dışında güç ve kuvvet yoktur. O, merhametlilerin en merhametlisidir.”
Yardım Yapılmadı
Şeyh Cemaleddin Gazikumuki Hazretleri’nin Osmanlı Şeyhulislamına gönderdiği mektubuna, ne cevap verildiğine ne de herhangi bir yardım yapıldığına dair arşivlerde bir kayıt yok.
Bu sıralarda Osmanlı tahtında Sultan Abdül’aziz Han bulunuyordu. Abdül’azîz hân, kardeşi gibi, memleketin idaresini Alî ve Füâd paşanın ve bunların yetiştirdiği masonların ellerine bıraktı. Bunlar da, İngilizin siyasetine göre hareket ettiler. Şeyh Şamil, yirmibeş sene Ruslarla kahramanca cihâd yaparak, ordularını perişan ederken, seyirci kaldılar. 

Bu mücahidin 1866’da esir düşmesine sebeb oldular. Rusların 1873’de, Semerkant, Buhâra ve Hive’yi işgâl etmelerine de sebeb oldular. Ömürlerini Avrupa’da geçirdiler. 

Memleketde kaldıkları zaman, Tanzimat fermânındaki mason plânlarının tatbik edilmeleri için çalıştılar. Bu hiyânetlerinin sebebi mes’ûlü elbette Halîfenin gafleti idi. Bu gafletinin neticesinde, masonlar ve onlara aldananlar tarafından şehid edildi.
Şeyh Şamil’in kuvvetleri Ruslara karşı adeta bir set, baraj idi. Bu sebeple Ruslar, Doğuya ve Güneye ilerleyemiyordu. 

Şeyh Şamil’in esir düşmesinden sonra Ruslar doğuya doğru ilerlemeye başladı. Daha önce bir türlü giremedikleri tarihî Türkmen şehri Göktepe’yi ele geçirerek otuz beş bin kişiyi öldürdüler. Bundan sonra bütün Türkistan’ı, son olarak da Afganistan’ı işgal ettiler.

Diğer taraftan 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 savaşında da Ruslar, İstanbul’da Yeşilköy’e, doğuda ise Erzurum’a dayandılar. 1914 Birinci Cihan Savaşında ise Trabzon, Erzincan ve Bingöl’e kadar Doğu Anadolu’yu işgal ettiler. On binlerce insan öldü, yüz binlercesi muhacir oldu. 

Şeyh Cemaleddin Kumuki Hazretleri, Şeyh Şamil’in tesliminden sonra Türkiye’ye geldi. 1869’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Karacaahmet mezarlığında dır. 

Kaynaklar:

1-Eshâb-ı Kirâm- Hakikat Kitabevi Yayınları
2-Âsâr-i Dağıstan- Hasan Al Kadarî
3-Kafkasya Özgürlük Mücadelesi- Cafer Barlas
4-B.O.A- Cevdet Hariciye No: 4681

Numan A. Ünal

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 17