Kafkasya - KırımMakaleler

Kafkasya’da İslamiyet’in Yayılışı

İ

slam’ın ikinci halifesi Hazreti
Ömer (Radıyallahü Anh) devrinin son yıllarında 643’te İran seferinde başarı
kazanan İslâm orduları serdarları Suraka bin Ömer komutasında Azerbaycan’ı
geçerek Kafkas Dağları’na ulaştılar. Mevcudu 5.000 civarında olan İslam ordusu
Hazar kıyıları boyunca ilerlemeyi planlamasına rağmen bunu başaramayınca
Derbent hükümdarı ile barış antlaşması imzalayıp geri döndü. Barış Hazreti Ömer
(Radıyallahü Anh) tarafından da kabul edilerek Suraka bin Ömer’in ölümüne kadar
devam etti.

Daha sonra Suraka bin Ömer’in
ölümüyle komutanlığa getirilen Abdurrahman bin Rebia, yeniden Kafkasya’ya
yönelerek Hazar Denizi kıyıları boyunca ilerleyip Derbent’i fethetti ve kuzeye
doğru harekâta devam ederek Dağıstan’ın birçok bölgesini alıp İslâm’ı bölgede
yayma çalışmalarına hız verdi.

Ancak daha sonra Hazarlar karşı
bir harekât ile 722’de Arapları Derbent’ten çıkararak bölgeye tekrar hâkim
oldular. Bundan sonraki yıllarda Derbent ve çevresinde kutsal bir makam olduğu
inancının etkisiyle Mesleme bin Abdulmelik Dağıstan seferine çıkarak Derbent’i
aldıktan sonra kuzeye doğru akınlarına devam edip Dağıstan halkını İslâm’a
davet etmiş ve İslâmiyet’i bölgede yaymaya çalışmıştır.

735 yılında Emevi Sultan II.
Yezid devrinde Kafkasya seferine çıkan Ebu Ubeyd bin Cerrah yönetimindeki İslam
ordusu Hazarların İdil nehri kıyısındaki başkentine kadar ulaşmayı başarmış
ancak buradaki savaşta büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalmıştır.

737-738 yıllarında Kuzeybatı
Kafkasya’ya ulaşan İslâm orduları Abhazya’da İslâmiyeti yaymağa çalışmışlarsa
da kalıcı bir etki bırakamadan geri dönmüşlerdir.

815 yılında Kureyş’ten Hazreti
Hamza (Radıyallahü Anh) soyundan Şeyh Ebu İshak ve Abbas b. Abdulmuttalib (Radıyallahü
Anh) soyundan Şeyh Muhammed Kindi Dağıstan üzerinden Kuzey Kafkasya’ya ulaşarak
Kabartay ve Besni kabilelerine İslâm’ı tebliğ etmişlerdir.

Araplardan müteşekkil İslâm
orduları 1000 yıllarına kadar Güney Kafkasya’da kalmışlar ve İslamiyeti yayma
çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Bu yıllarda Haçlı seferlerinin de etkisiyle Arap
yarımadasına çekilen Araplardan sonra bölgede İslam’ın tebliğ ve temsil
misyonunu Selçuklular ve Osmanlılar devrinde Türkler üstlenmişlerdir.

Bölgenin bundan sonraki tarihi
Türk tarihinin de bir kısmını oluşturmuştur. İslâm’ın ilk yüzyıllarında
Kafkasya’da İslâm’ı yaymağa çalışan Arapların faaliyetleri ancak kısmen etkili
olabilmiş; Arapların bölgeden çekilmesinden sonra Müslüman olan Kafkasya
yerlileri soydaşları arasında İslâm’ı tebliğe devam etmişlerdir.

Bölgenin İslâm ülkesi vasfını
kazanması daha sonraki yüzyıllarda Selçuklu, Osmanlı ve kısmen Kırım Türk
Devletleri’nin yürüttüğü sabırlı çalışmalar sonucunda tahakkuk edecektir.

Müslüman Türklerin Kafkasya ile
münasebetleri Selçuklularla başlar; 1062 yılında Selçuklu Türklerinin Kafkasya
üzerine akınlar düzenlediği bilinmektedir. Selçuklu Hanlarından Melikşah,
Selçuklu hâkimiyetine katılmış bulunan Hazar Denizi’nin batı ve güneybatı
bölgelerindeki nüfuzunu arttırmak için babası Alp Arslan’ın Anadolu’da
uyguladığı iskân politikasına benzer bir şekilde Gürcistan’dan Hazar Denizi
kıyılarına kadar Dağıstan’a birçok Türk boyunu yerleştirmiştir.

Bugün bölgede bulunan Türk
kökenli boylardan hiç değilse bir kısmının, bu yıllarda iskân edilen Türk
boylarıyla ilgisi olduğu sanılmaktadır.

Dr. Hayati Bice

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 19