Kafkasya - KırımMakaleler

Kafkas Muhacirlerine Osmanlı Devleti’nin Hizmeti

Ç

arlık Rusyası’nın Akdeniz’e inme
askeri doktrininin gerçekleşebilmesi için işgal edilmesi gereken yerlerden biri
de Kuzey Kafkasya idi. Bu tehlikeyi fark eden Osmanlı Devleti eskiden beri
akrabalık bağlarıyla sıcak ilişki kurduğu Kafkas halkları ile siyasi ve askeri
işbirliğini sıkılaştırarak Rusları durdurmaya çalıştı.

Osmanlı için Kuzey Kafkasya son
derece önemliydi. Eğer orası düşerse Ruslar Karadeniz’e tamamen hâkim
olacaklardı. Ne yazık ki Osmanlı açısından korkulan oldu. Ruslar tarihte eşine
az rastlanır bir direnişe rağmen 1774-1864 arasında doksan yıllık bir süre
zarfında Kuzey Kafkasya’nın tamamını işgal ettiler.

Ortodoksluğun hamiliğine soyunan
Rusların bu safhadan sonraki yeni hedefi ise İstanbul idi. Kuzey Kafkasya’nın
düşmesinin ardından Osmanlı Rusların karşısında bir daha tutunamadı ve sonraki
yıllarda hep yenildi.

Bu uzun zaman dilimi boyunca
Kuzey Kafkasya’nın bereketli ovalarve yalçın dağları kahramanlık hikayerinin yanı
sıra insan hakları ihlallerinin her çeşidine de şahitlik etti.

21 Mayıs
1864 tarihi Kuzey Kafkasyalılar için yalnızca direnişin kırıldığı en acı
gün olarak kalmadı, aynı zamanda 1905’e kadar süren topraklarından zorla
koparılış operasyonlarının da uygulamaya konulduğu sürgün yıllarının başlangıcı
oldu.

İşgal edilen yerlerde yaşayan
halklar gruplar halinde Osmanlı topraklarına sürüldü. Ancak ne yazık ki
gelenler Karadeniz kıyılarındaki şehirlere indiklerinde çok perişan
durumdaydılar. Bunların yarısı açlık, sefalet ve bulaşıcı hastalıklar sebebiyle
vefat etti.

Ayrıca yolculuk sırasında vuku
bulan gemi kazaları sebebiyle de çok sayıda insan boğularak öldü. Bu zor
şartlardan kurtularak hayatta kalmayı başarabilenler ise Anadolu, Balkanlar,
Filistin ve Suriye bölgelerinde iskân olundular.

Büyük göç karşısında ilk başlarda
yaşanan sıkıntılara rağmen devlet problemlerin üstesinden gelmeye çalıştı.
Kurulan “Muhacirîn-i İslâmiye Komisyonu” ile iskân işleri planlı bir şekilde yürütüldü. İskân mahallerindeki
halkın mağdur olmaması için devlete ait işlenmeyen boş arazilerde köyler
kuruldu. Köylerin yerlerinin seçiminde ve diğer hususlarda muhacirlerin ileri
gelenlerinin istekleri imkânlar ölçüsünde karşılandı.

Muhacirlerin ihtiyaçlarının
karşılanması konusunda halk mahalli idareciler tarafından teşvik edildi. Gerek
devlet gerekse halkın yardımları sayesinde muhacirler yeni bir hayata
başladılar. Muhacirlere yapılan yardımları şu şekilde sıralayabiliriz:

1.İskan mahallerinin belirlenmesi;
ev, cami ve okullarıyla birlikte köylerin teşkilî.

2. Tarım için arazi, hayvan ve
tohumluk verilmesi.

3. Yevmiye ve yiyecek verilmesi.

4. Ulema, meşayih, ümera ve
zabitanın istihdamı ve maaş tahsisi.

5. Nakil masraflarının ödenmesi.

6. Yetim kalan bazı çocukların
sanayi mekteplerine yerleştirilmeleri.

7. Hastaların tedavilerinin
yapılması.

8. Yüksek tahsil seviyesindeki
bazı öğrencilerin Darül-fün’na kaydedilmesi.  

Bu yardımlar ve ilgi sayesinde
muhacirler acılarını kalplerine gömerek yeni yurtlarına zamanla alıştılar ve
kendilerine yardım elini uzatan devlet ve halkla bütünleşip kaynaştılar.

Kafkas muhacirlerinden Besleney
kabilesi arasında benim dedelerim de bulunuyordu. Onlar da Çorum sancağına
bağlı Sungurlu kazasına iskan olundular. Hacı İshak Efendi önderliğindeki
sülalemiz için küçük bir köy kuruldu ve Saraycık olarak isimlendirildi.

Yandaki belgede dedemin babası
Yahya Efendi’nin Saraycık köyünde bir cami yaptırdığı, hitabet için lazım gelen
vazifeyi tahsis ettiği ve Cuma ve Bayram namazlarında halkın uzak köylere gitme
zahmetinden kurtarılması için oğlu Mehmed Efendi’nin hatiplik cihetine tayini
isteğinden bahsedilmektedir. Söz konusu talep uygun görülerek padişahın onayına
sunulmuştur. 

Kaynak: Arşiv Dünyası

Mustafa Özsaray

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 19