Kafkasya - KırımMakaleler

Gözyaşı Döktüren Cezire (Ada): Nargin

B

irinci Dünya Savaşı’nda on bir ayrı cephede savaşmak durumunda kalan Osmanlı Ordusu, yüz binlerce şehit ve yaralının yanı sıra çok sayıda esir de vermiştir. Sarıkamış Harekâtı başta olmak üzere, 1917 yılı sonlarına kadar Kafkasya Cephesi’nde Ruslarla yapılan savaşlar sırasında esir düşen Türkler, Rus Çarlığı’nın çeşitli bölgelerindeki esir kamplarına dağıtıldılar. Her an 10-15 bin esirin tutulduğu Hazar Denizi’ndeki Nargin adası da bu kamplardan biriydi. Bu küçük adada tutulanlar yalnız askerler değildi. Rusların işgal ettiği Anadolu topraklarında esir edilen siviller de buraya yerleştiriliyordu.

Aşağıda Nargin Adası’nı ziyaret eden N. Nerimanov’un, 1917 yılında Bakü Hümmet Gazetesi’nde çıkan Türk esirleriyle ilgili bir makalesini okuyacaksınız:

——————-

 

Keşke bu cezireye gitmez olaydım. Keşke bir deri bir kemik bedenleri, fersiz gözleri, ah u zar eden bu insanları görmez olaydım. Keşke, “Efendim, su!”, “Efendim, yemek!”, “Efendim, giyecek” sözlerini işitmez olaydım. Keşke; çıplak, dudakları soğuktan titreyen, yüzleri morarmış anasız babasız çocuklarla konuşmamış olaydım. Keşke hastanede, başları kerpiç üstünde can veren yiğitlere rast gelmemiş olaydım.

Bin iki yüz insan evladı şu anda ölüm nöbetinde bekliyor. Altı bini de bu nöbete hazırlanıyor. Tifo mu, veba mı ya da bulaşıcı olmayan başka bir hastalık mı, bunları adaya kurban edecek olan acaba?

Yok, yok!

Açlık! Susuzluk ve soğuk!

Müslümanlar, “Efendim su!..” diyerek gözlerinize baktığında, aslında demek istiyorlar ki, “Siz insan mısınız, bir insanlık duygusuna sahip misiniz, siz insan evladı mısınız, biz zavallı insanlara cevabınız nedir?”

Size bakan, sizi düşünmeye çağıran bu gözlerde, bu sözleri okuyabiliyor musunuz? Okursanız yüreğiniz daralır, gözleriniz gayri ihtiyari yaşla dolar.

Ben ağladım… Ben, hastalık ve marazlar içerisinde kıvranan, düçar oldukları türlü türlü hastalıkların pençesinde inleyen insanların ah u zarlarını işitip, birçoğunun hayattaki son anlarına şahit olunca dayanamayıp gayri ihtiyari ağladım…

Ağlamamak mümkün mü? Zamanında ana babasının göz nuru ve sonra çocukların nezdinde bir saygı abidesi ve daha sonra da vatan kahramanı olan bir insan, şimdi iskeletler meskeni olan susuz bir cezirede can verirken, susuzluktan kuruyup yarılmış dilini çıkarıp diyor ki: “Efendim, su!”, “Efendim, yemek!”, “Giyecek!”

Bu, gözyaşı döktüren cezire sizi bekliyor, size ümit bağlıyor. Emin olunuz, siz de benim gördüğümü görse idiniz ve elinizden bir şey gelmeyeceğini düşünseydiniz, siz de benim söylediklerimi söylerdiniz: Keşke, bu cezireye gitmeyeydim!

Kaynak: Akif Aşırlı – Nargin Sarıkamış-Kafkas Cephesi Esirlerinin Dramı, BKY.

N.Nerimanov

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28