TarihZaferlerimiz

Dumlupınar Zaferi

Anadolu’yu işgal eden Yunan kuvvetlerinin, Türk ordusu tarafından  30 Ağustos 1922’de Afyon’da kesin olarak mağlup edildiği zafer.

Sakarya Meydan Muhârebesinden sonra Eskişehir-Kütahya-Afyonkarahisar hattına çekilen düşman, müdâfaa tertibi almıştı. Zafer kazanıp mâneviyâtı yükselen Türk Ordusu, cephânesi azalıp, çok subay kaybına uğradığı ve muhârebe malzemeleri kâfi miktarda olmadığı için düşmanı bütünüyle Türkiye’den atamadı.

Türk ordusunun tekrar toparlanması, erzak, cephâne ve silâh ikmâli için zamâna, aziz ve cefâkar milletin fedâkârlığına ihtiyâcı vardı. Bütün kış devâm eden İngiliz propagandası ve yardımlarıyla Yunanistan’a milyonlar akıp, silâh ve cephânesi de fazlasıyla karşılanıyordu. Anadolu topraklarından Yunanlıların atılamayacağına inanan İngilizler, ilerideki koloniler için İzmir’de,

“İngiliz-Yunan Bankası”nı kurdurmuşlardı. 1922 ilkbaharında bütün hızı ile devâm eden siyâsî ve askerî faaliyetler, düşmanlara kesin darbeyi indirmek içindi. İstanbul depolarındaki Osmanlı silâh ve cephânesi türlü usûllerle Anadolu’ya ulaştırılıp, Millî Kuvvetlere teslim edilerek Türk ordusu güçlendiriliyordu. Millet varını yoğunu“vatanın harim-i ismetinde” 
ki düşmanları atmak için Türk ordusuna seferber etti.

Afyon-Dumlupınar ve Eskişehir kesimlerinde hendek ve tel örgülerle sağlam bir müdâfaa hattı kuran Yunanlılar, İzmir’de de 30 Temmuz 1922’de “İyonya Hükûmeti”ni kurdular. Osmanlı Sultanı Vahideddîn Han tarafından İstanbul’da; Bakanlar Kurulunca da Ankara’da, İyonya protesto edildi.

Batı Cephesindeki Türk ordusunu teftiş eden Mareşal Mustafa Kemâl, taarruz için hazırlıkları yerinde inceledi. 26 Ağustos 1922 günü başlayan muhârebe 30 Ağustos 1922’de Türk ordusunun kesin zaferi ile netîcelendi.

Yunan ordusunun asıl kuvvetleri, Dumlupınar’ın kuzeyinde Aslıhanlar bölgesinde yok edildi. 1 Eylül 1922’de Başkumandan; “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini verdi.  Yunan başkumandanı general Trikopis ve kurmay heyeti 2 Eylül 1922’de teslim alındı. Tâkip edilen düşmandan binlerce esir ele geçirildi. Uşak, Aydın, Kula, Alaşehir ve Bilecik’ten geri çekilirken Yunanlılar son cinâyetlerini işlediler. Kaçarken şehir, kasaba ve köyleri yakıp-yıkarak, çocuk, ihtiyâr, kadın demeden katliâm yapan Yunanlıları tâkib eden Türk ordusu, 9 Eylül 1922’de İzmir’e girdi.

Yunanlıların barbarlığını bütün açıklığı ile görüp, vahşetlere dayanamayan Mehmedçikler, ana ve bacılarının, kardeşlerinin ırz, can ve mal emniyetini bir an önce kurtarmak için, îmânından aldığı güçle yorgunluk, uykusuzluk demeden bir günde yaya 80 kilometre yürüyüp, düşmanı denize döktüler. 10 Eylülde Bursa’ya girilip, Osman Gâzinin türbesi dâhil şehir yanmaktan kurtarıldı.

16 Eylül 1922’de son Yunan kuvvetleri ve onların vahşetine iştirak eden Rum çeteleri, hâmileri Îtilaf Devletlerinin donanmalarıyla Çeşme’den Anadolu’yu terk ettiler. Bu zaferle, Yunan “megalo-idea”sını son bir kez daha tatbik ettirmeyen Türk ordusunun, muhârebe meydanlarındaki askerî faaliyetleri tamamlandı.

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 7