Dil ve EdebiyatTürk Dili

Dilimize sokulan (-al) ve (-sal) Ekleri Meselesi

B

urada -al, -sal ve -ik ekleri meselesini de bahis konusu etmek istiyorum, -al ekinin “öztürkçe” olduğunu iddia ederek isbata yeltenenler de oldu. Bu -al eki, güya, güzel vb. gibi kelimelerdeki -l eki imiş… Biz Türk milleti İslâm medeniyeti dairesine girdiğimiz zaman Arapların “ye”sini almıştık, şimdi de Batı kültürü ile temasta bulunduğumuzdan Fransızların  al‘ını alıyoruz demek daha namusluca hareket olurdu.

Fransızcadan alman -al ekinin yanında bir de -sal eki uyduruldu. Bu da kumsal, baysal gibi kelimelerdeki -sal eki imiş. Bu ekin nisbet eki olduğu belli değildir. Bu kelimelerde ek olsalar bile çoktan ölmüş veya Fransızca -al’a benzetilerek sonradan tüketilmiş eklerdendir. Bu son -sal hecesi Türk lehçelerinde ancak dört-beş kelimede görülmektedir.
Okul kitaplarına kadar sokulan bu -al ve -sal eklerinin ne gibi kelimeye ekleneceği bir kaideye bağlanmış değildir. Bir kelimeden nisbet sıfatı teşkil etmek için -al mı gelecek -sal mı gelecek belli değildir; yazanın ve söyliyenin keyfine bağlıdır. Niçin tarımsal da tarımal değil, niçin duysal da duyal değil, niçin doğal da doğsal değil, niçin nesnel de nesnesal değil, niçin nicel de nicesel değil, niçin küresel de kürel değil?
Kelimenin son sesine (Auslaut) göre ya da hece sayısına göre bir kaideye bağlamak lüzumunu düşünen bulunmasa gerek. Her yazar istediği gibi -al veya -sal ile kelime teşkil edebilir. İsterse tinsel der, ya da, yanal’da olduğu gibi, tinel der; kimse yanlış demez. Bu -sal ekinin doğrudan doğruya fiil köküne de eklendiğini görüyoruz. “Türkçe Sözlük”ün dördüncü baskısının 221. sahifesinde uydurma “duysal” kelimesi şöyle izah edilmiştir: “Duysal: Dokunmakla edilen (duyum). Son günlerde gazetelerden birinde “düşünsel” kelimesine rastladım. Bu da “duysal” a analoji olarak uydurulmuş olsa gerek.
Bizim yeni kelimelerimiz arasında en çok, dikkati çekeni kutsal kelimesidir. Bu kelime bütün Türk boylarında müşterek olan ve VIII. asırdan beri mânasında değişiklik olmayan kut kelimesinden uydurma “ek” olan -sal ile teşkil edilmiş ve mukaddes, kudsî kelimesi karşılığı olarak kabul edilmiştir. Aşağı yukarı otuz yıldan beri bütün yazarlar ve hatipler bu kelimeyi kullanıyorlar. 
Kutsal kelimesinin böyle başarı kazanmasının sebebi bağımsız kelimesinde olduğu gibi aldatıcı analojidir. Şöyle ki: Mukaddes kelimesinin kökü olan “kuds” kelimesine  -al eki eklenince “kud-sal” olur ki, d/t tebadülü Türkçede normal olduğuna göre, “kutsal” şeklinde bir neologizm elde edilmiş oluyor.

Prof. Dr. Abdülkadir İnan

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 10