Balkanlar - RumeliMakaleler

Camiler Ve Mezarlıklar Beldesi Bosna

C

ennet ve Cehennemin tarifi, her insanın kendi inanç çerçevesine göre değişebilir ve algılaması farklı olabilir.
Mesela bana; “Cenneti tarif etseniz, nasıl anlatırsınız” deseler, Saraybosna’nın merkezi hariç, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine kadar bütün coğrafyasının, Cennet’ten bir parça olduğunu söylerim.
Evet, bizim ülkemizde de öyle güzel yerler vardır. Karadeniz’in doğusu da batısı da böyle Cennet misali güzelliklerle doludur ama Saraybosna başka.
Atalarımız Osmanlı, İslam’a dayalı olarak kurduğu medeniyette, sadece insanı ele almamış. Dağlara, taşlara, sulara, ovalara, ormana, yer altındaki ve üstündeki hayvanlara kadar her ayrıntıyı düşünmüş ve ona göre bir sistem kurmuş.
Belki ne demek istediğim tam olarak anlaşılmayabilir. Ben de net olarak ifade edememişimdir.
Anlamak ve algılamakta zorlananlar varsa, kabahati bana yükleyip, kendilerini yormasınlar. Çünkü anlatmak istediklerim yazıyla değil, bizzat yaşayarak anlaşılabilir.
Bütün Bosna’nın, içinden veya hemen kıyısından su geçmeyen tek il, kasaba ve köy yoktur desem abartmış olmam.
Azınlıkta veya çoğunlukta Müslüman Boşnakların yaşadığı köy, kasaba ve illerde ise beyaz minareli camilerle, beyaz mezarlıklar gösteriye çıkmış gibidir.
Ve şu iddiada da bulunmak isterim ki, yine yeryüzünün en masum Müslümanları Boşnak’lardır.
Tabi bütün Boşnak’ları kastetmiyorum. Nasıl dünyanın her yerindeki Müslümanlar içerisinde bir sürü “arızalı Müslümanlar” varsa, oralarda da vardır.
Boşnaklar İslam’ı gözlerini kapatıp hiç sorgulamadan tertemiz iman etmiş bir millettir. Bosna’nın köylerini, ilçelerini dolaşıp konuştuğunuzda böyle olduğu görülecektir.
Büyük şehir merkezlerinde bu safiyet biraz bozulmuş ve bozulmaya devam etmektedir. Sebeplerden ikisi önemlidir.
Birincisi; dünyanın her yerinde Müslümanların içine bir virüs gibi giren Selefiler’dir.
İkincisi, Türkiye’den giden “vicdan sömürücüsü cüzdan tapıcısı” tiplerin, “Müslüman kisvesi” altında yaşadıkları ve yaşattıklarıdır.
Sadece Bosna’da değil, Bütün Balkan Müslümanları, bu iki gruptan bir hayli çekmektedir.
Eğer bodoslama iman edip; imanlarını ayet ve hadislerle muhafaza etmemiş ve tasavvuf geleneğine uymamış olsalar, çoktan İslam’a veda etmişlerdi.
Selefilerin, mezarlık ve türbe gibi dine bir zararı olmayan ve aksine birlik beraberliklerini sağlayan müesseseleri yok saymaları, Boşnakları şaşırtmış ve ürkütmüş.
Bizden giden bazılarının da kendilerini “kurtulmuş, seçilmiş, seçkin,” kabul edip, sanki batan, çöken, yok olan birileri varmış gibi oradakileri “kurtarma” kılıfı altında; “cüzdanlarını doldurup, nefislerini doyurarak dünyalıklarını halledenler” ürkütmüş.
Masum Boşnaklar elbette öncelikle Allah’a güvenmekte ve iman etmekteler. Kendilerine sahip çıkacak tek ülkenin de Türkiye, dolayısıyla Cumhurbaşkanı ve hükümet olduğuna inanmaktalar.
Velhasıl; Camiler, mezarlıklar, türbeler, bir İslam toplumunun yaşadığı vatanlarının tapusudur. Bunlara sahip çıkıldıkça o coğrafyada Kelime-i Şehadetin sancağı hep dalgalanacaktır.

Hüseyin Öztürk

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28