MakalelerTürkistan

Büyük Türk Hükümdarı Babür Şah’ın Oğluna Şefkat ve Merhameti

Büyük Türk Sultanı, Hindistan Gürganiye Devletinin kurucusu Muhammed Zahireddin Babür Şah, çok sevdiği oğlu Humayun Şah’ın yakalandığı hastalıktan kurtulması için kendisini nasıl nezr ettiğini Babürname isimli hatıratından aşağıya alıyoruz:  

M

uhammed Humayun’a makarrı (karargah) olan Senbel’e gitmesine müsaade edildi. Altı ay kadar orada bulundu. Anlaşılan orasının suyu ve havası ona iyi gelmedi. Sıtma tutuyormuş. Git-gide bu uzun sürmeğe başlar. Bunu duyunca, mahir doktorlara gösterip hastalığını tedavi etmek üzere, onu Dehli’ye ve oradan da gemi ile getirmelerini emrettim. Birkaç günde nehir tarikı ile getirdiler. Tabiplerin bütün tedavilerine rağmen, iyileşmedi. Büyük bir adam olan Mir Ebülkasım:

– Böyle hastalıkların ilacı şudur: Yüce Allah’ın sıhhat vermesi için, iyi şeylerden birini nezretmek lazımdır, diye arzetti.

– Muhammed Humayun’un benden başka daha iyi bir şeyi yoktur; ben kendimi nezredeyim. Allah kabul etsin, diye hatırıma geldi. Hoca Halife ve değer yakınları:

– Muhammed Humayun nasıl olsa iyileşir; siz bu sözü niçin ağzınıza alıyorsunuz. Bundan maksat, dünya malından iyi bir şey nezretmektir. Mesela İbrahim muharebesinde ele geçen ve Muhammed Humayun’a ihsan ettiğiniz elması[1] nezretmek lazımdır, diye arzettiler.

– Ona mukabil dünya malı nasıl olur. Onun hali müşkül olduğu için, ben kendimi ona feda ediyorum. İş o derece vâhimdir ki, ben onun mecalsizliğine dayanamıyorum, dedim.

O vaziyette girip, üç defa başucunda dönerek: ‘Ne derdin varsa, ben üzerime aldım’ dedim. Bunun üzerine ben ağırlaştım; o ise, hafifledi. O sıhhat bulup kalktı; ben ise, hasta olup, yıkıldım.

Devlet âyânını ve memleket erkânını çağırıp, bi’at ellerini Humayun’un ellerine verip, onu yerime ve veliahdliğe tâyin ettim ve tahtı ona teslim ettim. Hoca Halife, Kanber Ali Bey, Terdi Bey, Hindu Bey ve bu kararda hazır bulunan diğer kimselerin hepsi kabul edip, bağlandılar.  



[1] Agra’nın fethinde Babür’ün eline geçen ve oğlu Hümayun’a hediye edilen “Kuh-î nur” (Nur Dağı) denen 186 kırat ünlü elmas. Alaüddin Halaç tarafından ganimet alınmış, sırası ile Delhi sultanlarına geçmişti. Bugün 160 kırat halinde yeniden yontulmuş olarak İngiltere hükümdarının tacını süslüyor. (Yılmaz Öztuna)

 Babür Şah da hatıralarında bu elmas ilgili şöyle diyor:
“Bir ehli bunun hakkında bütün dünyanın iki buçuk günlük masrafı demiştir”.

Reşit Rahmeti Arat

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 242