Kafkasya - KırımMakaleler

Bir Millet İki Devlet Aynı Arzu Aynı Niyet

Kurtlar olur çobanların koyunu
İtten öğrenirse, kendi soyunu
“Azerilik” komünizmin oyunu
Azeri değiliz, Türkoğlu Türk’üz
Bahtiyar Vahapzade

A

zerbaycan Türkleri, Kafkasya bölgesinin en büyük Türk
soyunu oluşturmakta. Ne acıdır ki  bu
tarihi süreç içerisinde büyük zulüm ve soykırımlara  maruz kalmış, toprakları ellerinden alınarak
halk göçlere zorlanmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından bağımsız bir ülke
olarak kurulan Azerbaycan,  2 yıl sonra
Sovyet Rusya tarafından işgal edildi. 1918’de Ermeni ve Rus çetelerinin
saldırısı neticesinde binlerce masum Azerbaycan Türkü katledildi. Sovyet
boyunduruğunda geçen yılların ardından 1991’de yeniden özgürlüğünü kazanan
Azerbaycan, Ermeni çetelerinin saldırısına uğradı. Azerbaycan’ın Karabağ
bölgesi, kanlı saldırılar sonucu Ermenistan tarafından işgal edildi. Halen
Ermeni işgalinin sürdüğü Karabağ, Azerbaycan toprakları üzerinde yerleşik
durmakta.

Şehitlikler ve Kuba

Ama güne Bakü’de merhaba demek ve Hazar’dan gelen tatlı kış
esintisinde Azerbaycan’ı içime çekmek:geçmişi düşününce biraz buruk, bugünü
düşününce heyecan verici. Güne erken başlıyoruz. Ganire Paşhayeva ve ekibinin “kardaşlığı”, tenimizi okşayan kış
rüzgârının aksine içimizi ısıtıyor. Bakü’ye Türk dünyasından gelen her soydaşın
yaptığı gibi, ilk olarak Şehitler Hıyabanı’nı 
ziyaret ediyoruz. Burası 1918’e kadar, 
özgürlük mücadelesinde, 1918 sonrası vatanı savunma çabalarında şehit
düşmüş Azerbaycanlı kahramanların ebedi istirahatgâhı. Ayrıca, 1918’de, Ermeni
ve Rus çetelerinin Kuba ve çevresine saldırısını bertaraf etmek için,
Türkiye’den gelen Nuri Paşa komutasındaki ordudan şehit olan
kardeşlerimiz,  yine bu hıyabanda
yatıyor. Azerbaycan’da daha büyük bir soykırım yapmasını, Osmanlı askerleri
engelliyor. Bu savaşta çok sayıda Osmanlı askeri de şehit düşüyor. Bakü’de Türk
askerlerinin yattığı bölüm de, şehitler memleketlerine göre sıralanmıştı.
Türkiye’nin her şehrinden yüzlerce şehit… 

Fahri Hiyaban adlı mezarlığa vardığımızda yeşillikler
arasına oturtulmuş devasa mezarlarla karşı karşıya kaldık. Kimler yoktu ki
burada; Perestroika sonrası, Azerbaycan’ın ilk Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey,
Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev ve eşi Zarife Aliyeva, ünlü şair Bahtiyar
Vahapzade, Azerbaycan’daki  ilk Türkçe
gazetenin yayımcısı Hasan Bey Zerdebi ve niceleri… Burası adeta yaşayan,
nefes alan bir anıt mezarlık. Azerbaycan’a gelip de burayı ziyaret etmeden
gitmek, ülkeyi tam görmemek, anlamamak olur.

Soykırımın Belgesi:
Kuba

Bakü’den yola çıkıp, iki saat süren yolculuğun ardından,
mistik ve tarihi dokuyu gördüğümüzde Kuba şehrine geldiğimizi anlıyoruz. Burası
1918’de 16 binden fazla Azerbaycan Türkü’nün öldürüldüğü yer. Kazı çalışmaları
esnasında tesadüfen ortaya çıkan yaklaşık 600 kişiye ait kemiklerin bulunduğu
Soykırım Müzesi’ne ulaştığımızda, karşılaştığımız manzara adeta kanımızı
donduruyor. Sözün bittiği, gerçeklerin konuştuğu yerdeyiz. Ermeniler tarafından
İşkenceyle katledilen Kadın, çocuk, erkek, üst üstte istiflenmiş kemik
yığını… Kimi ayaklarından çivilenmiş kimi başından, birçokları da
yakılmış…1915’deki tehcir ve iç savaşın adını “soykırım” koyup, Ermeni soykırım çığırtkanlığı yapan batıya
haykırmak istiyorum şimdi; Bu gördüklerimizi neyle açıklayacaksınız?

Toplu mezarın hemen yakınında fiziki olarak  modern bir yapıya sahip soykırım müzesi yer
alıyor. İçeriye girdiğinizde ise adeta tarihi bir yolculuğa çıkıyorsunuz
Azerbaycan Türklerine yapılanları daha iyi anlamak için buraları mutlaka gezmek
lazım. Kuba şehri tarihi dokusunun yanı sıra son derece modern yapılarıyla  ve uluslar arası projelerle de dikkatleri
çekiyor. Şehir, “Quba Rayon İcra
Hakimiyyetinin Başçısı
” yani Vali Mübariz Ağayev tarafından yönetiliyor.
Vali beyin çalışma ve başarıları burasını aynı zaman da bir turizm cennetine
dönüştürmüş.

Demet Şimşek

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 19