Balkanlar - RumeliMakaleler

Balkanlar’ın Şirin Osmanlı Şehri: Prizren

B

alkan yarımadasının orta kısmında merkezi bir konumda yer alan Kosova ovası, ticaret yollarının kesiştiği bir nokta olarak dikkat çekmektedir. Özellikle Adriyatik kıyısındaki Leş’ten başlayıp Niş ve Sofya’ya giden yol buradan geçtiği gibi, Selanik’ten başlayıp güneyden kuzeye uzanan Makedonya-Bosna yolu da buradan geçmekteydi.

Öte yandan burası maden yönünden de zengin bir bölge idi. Özellikle gümüş madenleri yoğun olarak bulunuyordu. Bundan dolayı da tarih boyuncu civar devletlerin hâkimiyet mücadelesinde bulunduğu bir yer olarak dikkat çekmektedir. Bugün de Sırplar’ın bölge halkına bağımsızlık tanımak istememelerinin temelinde, Kosova’nın coğrafî konumu ile zengin yer altı kaynaklarının varlığı yatmaktadır.

Fetihten Sonra Çok Gelişti

Kosova ovasının güneyinde ve Şar dağlarının kuzeyinde yer alan Prizren şehri, 1455’te Osmanlılar tarafından fethedilmesinden itibaren hızlı bir gelişme içerisine girmişti. Şehrin Türkler’in elinde gelişmesini, Osmanlı sosyal ve ekonomik tarihinin en önemli kaynaklarından olan tahrir defterlerinden takip etmek mümkündür.

Tahrir defterlerindeki bilgilere göre, Prizren şehrindeki Müslüman mahalle sayısı 1530’da 4 iken 1570’de 8’e yükselmişti. Osmanlı şehirleri genellikle câmi, mescid, medrese, imâret gibi dini ve sosyal nitelikli eserler etrafında gelişmekteydi. Bunun yanında belli bir esnafın yoğun olarak toplandığı yerler de zamanla bir mahalle meydana getirebilmekteydi. Nitekim Prizren’de de bu durum görülmektedir.

Mahalle-i Cami-i Sultan Mehmed’in adını câmiden aldığı görülmektedir. Mahalle-i Ayas Bey, Mahalle-i Yazıcı (Kâtip) Sinan, Mahalle-i Çarşı (Yakup Bey) adlarını mescidlerden almışlardı. Kezâ, gayrimüslimlerin yaşadığı bir mahalle olan Mamzik’in diğer ismi olan Hasan Çelebi adı, burada bulunan câmiden gelmekteydi. Debbeğân mahallesi de adını mahallede bulunan debbağ dükkânlarından almıştır. Nitekim 1570’de bu mahallede yaşayan 66 hâneden 24’ünün isimlerinin yanına düşülen şerhlerde, debbağ oldukları belirtilmiştir.

Müslüman Nüfus Daima Artış Gösterdi

Mahalle sayısındaki artışa paralel olarak Prizren şehrinin Müslüman nüfusunda da artış gözlenmektedir. 1530’da Müslüman hâne sayısı 270 iken 1550’de 278’e 1570’de 428’e yükselmişti. Prizren’de yaşayan gayrimüslimlerin hâne sayısı ise 1530’da 396 iken 1550’de 252’ye düşmüştü. Bu rakamın 75’i de haymana olarak belirtildiğine göre şehre sonradan gelmişler ve henüz şehirli statüsünü almamışlardı. 1570’de ise gayrimüslimlerin nüfusunda mühim bir değişiklik görülmemektedir. Bu tarihteki hâne sayısı 254 olarak kayıtlıdır.

Gayrimüslimlerin şehirdeki hâne sayılarının XVI. Asır sonlarına doğru daha da azaldığı dikkat çekmektedir. 1591’de bunların hâne sayısı 97’ye düşmüştü. XVII. Asır ortalarında ise Prizren şehrinde, 466 Müslüman hânesine karşılık 113 gayrimüslim hanesi mevcuttu. Müslümanlar’ın 1530’da toplam nüfus içerisindeki oran %40 iken 1570’te %63’e ve 1643’te %80’e yükselmişti.

Tahrir defterlerinde kayıtlı isimlerin incelenmesinden Prizren’de yaşayanlar arasında Hasan, Hüseyin, Hızır, Ali, Mehmed, Ahmed, Mustafa, Musa gibi İslâmî ad taşıyanların çokluğu dikkat çekmektedir. Bunun yanında gerek kendi adında, gerekse babasının adında Saruca, Kurd, İnebeyi, Balaban, Şahin gibi Türkçe isimlerin mevcudiyeti de görülmektedir. Şehir de yaşayanların adlarında “Hacı” sıfatlı kimselerin bulunması, Prizren halkının dinî vecibelerini yerine getirmeye gayret ettiklerinin delili olduğu gibi hacca gidecek kadar zengin insanların mevcudiyetini de göstermektedir.

Prizren’de 1550’de Fatih Sultan Mehmed adına inşâ edilen bir câmi bulunuyordu. Bu tarihten sonra yeni câmilerin yapıldığı vakıf kayıtlarından anlaşılmaktadır. Nitekim 1570’de Hasan Çelebi ve Mehmed Bey adlı şahıslar tarafından iki yeni câminin daha yaptırıldığı görülmektedir. 1573’te, daha sonra Bayraklı Câmi olarak da bilinen ve İskendireye Sancak Beyi Mehmed Paşa tarafından inşâ ettirilen bir câmi daha vardı. XVI. Asır boyunca Prizren’deki mescidlerin sayısında da artış görülmektedir. Şehirde 1550’de 7 mescid varken 1573’te mescidlerin sayısı 13’e yükselmişti. Câmi ve mescidlerin yanında şehirde ayrıca 3 mekteb, bir medrese ve bir kütüphâne de mevcuttu.

Şair Bolluğu

Prizren, XVI. Asırda kültür ve sanat yönünden de önemli bir şehirdi. Osmanlı şâir ve yazarlarından pek çoğu bu şehirde doğmuş veya burada görev yapmıştı. Meselâ, Mihaloğlu Ali Bey’in gazavatnâmesini yazan, aynı zamanda Prizren’de bir mescid yaptıran Sûzî Çelebi Prizrenli’dir. XVI. yüzyılın suarâ tezkirelerine giren diğer şâirler arasında Nehârî, Sucudî, Sa’yî, Şem’î ve Mü’mîn’i sayabiliriz. Nitekim şâir biyografileri üzerinde bir eser yazmış olan Aşık Çelebi Prizren hakkında; “Rivâyet olunur ki Prizren’de oğlan doğsa adından akdem mahlas korlar” demektedir. Devamında da Prizren’i şâir menba’ı olarak belirtmektedir. Görüldüğü gibi Prizren’in şâirlerinin bolluğu dikkat çekecek boyuttadır.

Sonuç olarak, Türkler tarafından fethedilmesinden itibaren Prizren şehri büyük bir ilerleme göstermişti. XVI. asır boyunca şehir, dinî, sosyal ve iktisadî yapılarla fizikî yönden geliştiği gibi, nüfus yönünden de gelişme kaydetmişti. Gerek ihtidâ yoluyla ve gerekse göç ve normal nüfus artışı seyri içerisinde, XVI. asır ortalarından itibaren Müslümanlar şehrin ekseriyetini meydana getirmekteydiler. Bu durum, Prizren’in Sırplar’ın eline geçmesinden sonra uygulanan asimilasyon politikalarına rağmen, bugün de aynı şekilde olup bölgenin ekseriyetini Müslümanlar teşkil etmektedir.

 

İbrahim Sezgin

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 17