Balkanlar - RumeliMakaleler

Balkanlar’da Zulümün Raporu

1

877-1878 Osmanlı- Rus harbi ve Balkan Savaşalarında, Balkanlar ve Rumeli’ndeki Türkler insanlık tarihinin en büyük zulüm ve işkencelerine maruz kaldılar. Bu hususta yazılmış olan Bilal Şimşir’in “Rumeli’den Türk Göçleri” (3 Cilt) ve Amerikalı tarihçi Prof. Dr. Justin Mccarthy’in “Ölüm ve Sürgün” kitaplarını bütün Türk gençliğinin dikkatle okuması gerekir.  Balkan savaşı sırasında Gelibolu Jandarma Tabur Komutanı olan Mehmet Celal’ın yapılan bu zulümlerle ilgili hazırladığı raporu aşağıda sunuyoruz. Editör

          ____________  

M

eriç’in doğu sahiline 20 dakika mesafede Sofyolu’nun karşısında bulunan Ada isimli İslam köyünün çoğu ipek kozası san’at ve ticaretiyle meşguldü. 2250 muntazam ev ile mağaza ve ipek böceği kozalarının işlendiği 1900 nüfuslu zengin bir köydü. Sofyolu’nda 100’ü aşkın Rum ve 300’den fazla Bulgar eşkıyası toplanarak akla gelmez vahşet ve zulümlerini gerçekleştirmek için önce Ada köyünü kuşattılar.Köyü tamamen yağmalayıp soyduktan sonra Sofyolu’ndan Hiristo’nun oğlu İlya ve İstinaki oğlu Ligor, Karamanlı Sütçü Yorgi, Pascal ve Tataniko ve Küplü köyünden Hain oğlu Vangel isimli komitacı eşkıyalar, daha önce Ada köyüne sığınmış olan Kalaycı Oba, Demirviran, Dişbudak, Doğancalı, Ali Bey ve Umurca gibi İslam köylerinin ahalisini birer birer soyarak (3000) üç bin altın liralarını ve ikibinden fazla çift ve sağmal öküz ve ineğini, iki yüzü aşkın at, kısrak ve merkebini otuz bin çifte kile zahirenin üçbin kilesini, mal ve eşyalarını tamamen zorla ve zulümle ellerinden alıp Sofyolu ile diğer Hiristiyan köylerine taşıdılar. 

  Ada ve diğer mülteci müslüman köylerinden ne kadar kadın ve kız varsa camiye topladılar, içlerinden en genç ve güzellerinden seçip ayırdıkları on yaşında bakire kıziar dahil 100 kadar gelin ve kıza anne ve babalarının önünde vahşi hayvanların bile yapamayacağı utanmazlıkla en çirkin fiili yüzlerce takrar ettikten, alçakça hayvanlıkta bulunduktan sonra aklın almayacağı vahşetle çeşitli yakıcı ve kesici aletlerle öldürmeğe başladılar.

  Görenleri kan ağlatan bu feci zulümle küçüklü büyüklü kırk ellişer guruplar halinde ölüm yerleri olan bodrum ve böcekhanelere doldurup katlediyorları. Bir kısmını bahçe ve köylerdetakıp ve yakalayarak yakalayıp öldürmüşlerdir. Ada köyünden 1800 kişi, diğer islam köylerinden 200, mülteci müslamanlardan 2010 müslümanı feci şekilde kanlı katliâmdan geçirip şahsi eşyaları ile beraber cesetleri bu civarda bulunan 200′ den fazla kuyuya doldurulmuştur. Bir kısmı Meriç’e atılmış, ortalıkta kalan cesetlerle yakılanların kemikleri kalan köylüler tarafından maktellerle toplanarak üzerleri toprakla örtülmüştür.

   1900 nüfuslu bir islâm köyü olan Ada Köyü’nden öldü zanniyle çukurlarda, bodrumlarda bırakılanlardan sağ kalanlarla, Meriç nehrine atlayanlardan yüzerek kurtulabilenlerden samanlık, çatı araları gibi yerlerde, çiğ nohut, buğday ve karpuz çekirdeği yiyerek saklı yaşamağa muvaffak olan 16 erkek, 25 kadın ve 55 çocuktan meydana gelen 96 nüfus kalmıştır.

   Ada Köyü’ne varıp tahkikata başlayınca zulümden canını kurtalabilenler çoluk çocuk, kadın erkek gözyaşı feryat ve figan içinde ağlaşıp sızlaşarak etrafıma toplandılar. Elime, başıma dokunarak, sokularak başlarından geçen zulüm ve felâketin hikâyesini içleri yanarak, yakınarak feryatla anlatmaya başladılar.

   Hani bizim babalarımız, analarımız, atalarımız, kardeşlerimiz, çocuklarımız hitabı ile ben de dahil saatlerce göz yaşı yerine kan ağlayarak felâket ve zulmü yeniden yaşadık. Yerli komitacı zalimlerin zulüm ve bozgunculuklarından sonra burası askeri bakımdan stratejik bir nokta olduğu için Bulgar askerleri tarafından merkez ve erzak deposu kabul edilmiş, yağmalayamadıkları eşya, mal ve hayvanlarla köyde mevcut 27.000 çifte kile zahireyi ganimet edinmişlerdir. Bu köyde yerli eşkıyanın yağma ettiği bunca mal ve hayvanı Bulgar hükümeti 20.000 altın lira takdir ederek ahalisinden ödetmeğe başlamış olduğunu öğrendim.

  Ada Köyü’nden ölüm çukurlarında ölmeden canlarını kurtaranların baş, omuz, kol ve vücutlarının diğer yerlerinde en az üç ile onyedi arasında kasatura ve kesici âlet yaraları gördüm. Misâl olarak ;

   Şu anda yaşamakta olan yedi sekiz yaşiannda Veli Ağa oğlu Hasan isimli çocuğun göğsünün ve sırtının müteaddit yerlerinde yedi kasatura yarası vardır. Abdioğlu kansı Gümülcineli Saniye’nin başında, ellerinde ve vücudunun diğer yerlerinde on iki öldürücü yara olup ölüm çukurlanndaki cesetler arasından kurtulmuş, her nasılsa Saniye, Sofyolu Bulgar Kumandanı Miralay Celasko tarafından ilgi görmüş önce Sofyolu Hastanesinde tedavi ettirilip iki ay arzularına tâbi tutularak Sofyolu’ndan ayrılırken Saniye’yi şimendiferle Çorlu yolundan Silivri’ye göndererek serbest bırakmıştır. Adı geçen bilahere Silivri’den Dersaadet (İstanbul) a oradan köyüne dönmüştür.

   Diğer biri Emir oğlu Muhammed’in kızıdır. Sol elinin baş parmağı kasatura ile kesilmiş, üçü başında üçü kol ve omuzunda ve diğer yerlerinde derin yaralar halinde sekiz kasatura yarası vardır. Hüseyin kızı Ayşe’de üç kasatura yarası ( cerihası ) gördüm. Ada Köyü binalarından altısı tamamen yıkık diğerleri ayaktadır.

   Meriç nehrinin iki yakasındaki Sofyolu kazasına ait köyleri gözlerimle gördüm. Uğradıkları zulüm, yağma ve talanı köy halkından dinledim. 100 haneli 450 nüfuslu Çömlekçi Köyü kısmen tahrip edilmiş, sekiz kişi öldürülmüş. 82 haneli 350 nüfuslu Rafizî İslam Köyü yakılıp yıkılarak iki kişi öldürülmüş. 85 haneli 360 nüfuslu Simitli Köyü tahrip edilerk 4 kişi öldürülmüş. 80 haneli 340 nüfuslu Yelkenci Köyü yakılıp tahrip edilerk 10 kişi öldürülmüş. 75 haneli 320 nüfuslu Şirva Köyü tamamen tahrip edilerek 100 kadar kadın ve çocuk köy camiine tıkılarak üzerlerine gaz dökülerek yakılmış. Bu meş’um zulüm Sofyolu, Karapınar ve Çam Rum köyleri ile Bulgar Paşmak köyü yerli eşkiya komitecileri tarafından ateşlenerek cayır cayır, diri diri yakılmak şeklinde olmuştur.

   40 haneli 200 nüfuslu köpüklü köyü tamamen yıkılarak sekiz müslüman öldürülmüştür. 30 haneli 150 nüfuslu Merhamli Köyü İslam mahallesi bütünüyle yağma ve yakılarak 3 müslüman öldürülmüş. Ferecik Nahiyesinin 150 haneli 600 nüfuslu Hamidiye ve Çeşmeci Köyü yağmalanıp tahrip edilerek 300 müslüman, evlerinin içinde cayır cayır, canlı canlı yakılmışlardır.

   100 haneli 400 nüfuslu Çaylık Köyü yağma ve tahriple 100 müslüman hanelerinin içinde yakılmıştır. 60 haneli 200 nüfuslu Sarsınlı Köyü yağma, yakma ve tahriple 30 kişi öldürülmüş. 50 haneli 200 nüfuslu Kaldırkoz Köyü’nün yarısı yakılıp yıkılarak yağmalanmış 10 müslüman öldürülmüştür. 55 haneli 150 nüfuslu Mukata köyü yağma ve tahriple 30 kişi öldürülmüş. Şu anda komitecilerin toplanma yeri olan 105 haneli 550 nüfuslu Demirviran Köyü yakılıp tahrip edilmiş ahalisi kısmen Ada Köyü’ne sığınmış, 120 kişi oradaki feci zulümde can vermişlerdir.

   1500 haneli ferecik’te 650 müslüman evinin yarıdan fazlası yağmalanıp yıkılmış 2000’e yakın nüfusun yarısı komitacılarca katledilmiştir. 100 haneli 450 nüfuslu Şehidoba köyü yağmalanmış ahalisi camiye doldurularak yakılmıştır. 50 haneli 250 nüfuslu Kalaycıoba ve 40 haneli 200 nüfuslu Dişbudak Köyleri bütünüyle yağmalanıp yakılmış ahalisinin yarısı katledilmişlerdir.

   80 haneli Kutruca Bulgar Köyünün 40 hane İslam mahallesi ile Ortaköy Kazasına ait Sofyolu’na 10-12 saat mesafedeki köyler hiç bir yere kaçamamış, yardım alamamış ve 300 hane 1400 nüfuslu Hacıviran ile 350 haneli 2000 nüfuslu Mirkus, 750 haneli 1900 nüfuslu Hebil ve civarındaki İslam Köyleri kahırla, zorla, işkence ve baskıyla zorla Bulgarlaştırılmıştır.

   Bunca zulüm ve katliam kısmen Bulgar asker ve sivil komitacı eşkiyası ve bunlara katılan Malkara, Uzunköprü, Keşan, Dimetoka, Sofyolu, Ortaköy, Gümülcine. Dedeağaç ve Sancak kazalarında bulunan Rum, Bulgar köylü eşkiya ve haydutları İle onları destekleyen eşraf ve varlıklıların kol kol beslediği komitacı kuvvetli zalim çeteler tarafından yapılmıştır. Müslüman Köylerine ilk çağların vahşilerinin bile reva göremiyeceği akla hayale gelmez şenaatlar, çirkinlik ve zulümler yapılmış, beşikteki bebeklere kadar katliam uygulanmıştır.

   Müslüman Köylerinin yüzde doksanı yakılmış, yıkılmış, yağmalanmış ve yerle bir edilmiştir. Bir haftadır görerek, dinleyerek tahkik ettiğim ve tarafsızca incelediğim bu bilgileri telgraf raporları ve yazıyla tesbit ettim. Sofyolu ve havalesi vakaları hakkındaki raporumu arz ederim.

20 Temmuz 1329
Mehmet Celal
Keşan’da Gelibolu Jandarma Taburu Kumandanı

 

Mehmet Celal

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 19