Dil ve EdebiyatTürk Dili

Aritmetik ve Hesap

T

ürkçemizdeki Arapçadan ve Farsçadan alınmış, fakat asırlar boyu kullanıla kullanıla gerek şekil, gerek mânâ bakımından artık tamamıyla Türkçeleşmiş kelimeleri dilimizden çıkarıp atmaya kalkışanlar, acaba milletimiz, halkımız tarafından kolaylıkla kullanılan (rahatlıkla anlaşılan) bu kelimeleri “Özleştirmek” ile dilimize hangi kazancı sağlıyorlar? Bu çeşit kelimelerin yerine kökü ve eki Türkçe olanı bulsalar buna kimse karşı çıkmaz.

Ama, Arapça, Farsça denilen kelimeler atılırken, yerine yabancı dillerden birçok kelime alınıyor: “Mersi”ler , “Pardon”lar, “Diyolog”lar, “ Brifing”ler, çiğnenen “Çiklet”ler, içilen “ Kokteyl”ler.., sayılamayacak kadar çok!

Bir örnek olarak “Aritmetik” kelimesine bakalım: Mekteplerde ders diye okutulan, eskiden hesap, şimdi ise Aritmetik denilen bu kelime bize Fransızca “Arithmetique- Aritmetik” ten (onlara da Yunanca “Sayı” demek olan “Arittmon” kelimesinden yahut Lâtince Arithmetica’dan) geçmiştir. Fakat, “Hesap” kelimesinin karşılığı diye gösterilen “Aritmetik” kelimesini sadece bir ilim dalına isim olarak aldığımıza göre, “Hesap” kelimesinin kullanıldığı bunca tâbir, hattâ atasözü ne olacak?
 
Aşağıda vereceğimiz misâllerdeki “Hesap” kelimesinin yerine “Aritmetik” i getirip oturtun, ne kadar gülünç olacağı açıkça görülecektir, öyle ise, bir tek kelimeyi, hem de yabana dilden, mânâsı ile telâffuzu ile aynen alarak değiştirmek neye yarıyor? Zavallı  “Hesab”‘ın günahı ne?

“Hesap” kelimesinin kullanılışına gelince: Bir şeyi enine boyuna tedkik ettikten sonra işin içinden çıkamayınca, “Hesap ettim, Kitap ettim, olmuyor” diyoruz. Her mânada “Hesabı ödemek”de deriz. “Hesaplaşmak” ise, birisiyle aramızdaki bir anlaşmazlığı şu veya bu şekilde gidermeği istemektir.

 “Hesabını görmek” yerine göre öldürmek mânasına da gelir. “Hesaba çekmek” bir kimseden herhangi bir konuda izahat isteyip mesul tutmak; birinden hesap sormak da öyle. “Hesaba gelmek” uymak, uygun düşmek, sayılabilmek, sayılacak miktar veya sayıda olmak demektir. “Hesaplaşmak” borçlu olduğumuz parayı yahut başka bir şeyi vermek, bir anlaşmazlığı gidermek, bazan da. meydan okumaktır. “Birinin hesabına hareket etmek” ise onun menfaati için iş görmek, onun arzusuna, iradesine uymak demektir.

“Hesabını bilmek” idareli olmak, parasını boş yere harcamamaktır. “Hesabını bilmemek”  müsrif olmak, ne yaptı-ğını, hangi imkânlara sahip olduğunu takdir edememektir. Bu mânâda, meselâ, “Hesabsız para harcıyor”deriz. Paranın nereden gelip nereye gittiğini bilmek için “Hesap tutmak, hesaba işlemek” sözlerini kullanırız. Parasını harcamaktan çekinen, çıkaran fazlaca düşünen, hasis kimseler için “Hesabı, Hesapçı, İnce hesap ediyor” birini tehdit için de: “Seninle görülecek hesabımız var” deriz.

“Hesap günü” kıyamet günü, mânasına getir. “Hesap işi” bir çeşit nakıştır. “Parmak hesabı” parmaklan sayarak rakamları bulmaktır, şiirde de “Hece vezni” yerine kullanılır. “Hesap makinesi, Cari hesap, Ebcet hesabı, Zıhni hesap” sözlerini hemen herkes bilir, konuşur, yazar.

Bir iki deyiş veya atasözü ile yazımızı bitirmek istiyoruz: “Hesabımı gördüm, yüzüm ak çıktı. Hesabın büyüğü küçüğü olmaz, Ay aydın hesap belli, Yanlış hesap Bağdat’tan döner, Evdeki hesap çarşıya uymaz, Hesapsız kasap ya bıçak kırar ya masat”

Bir kısım gençlerimiz “Hesapsız hareket ediyor.” diye niçin kızıyoruz? Onların kusuru değil ki! “Hesap” yerine “Aritmetik” öğrendiler. Dilimizin” güzelliğine, zenginliğine, ifade kabiliyetine ettiğimiz kötülük “Hadsiz, hesapsız” dır.

 

Dr. Necdet Bingöl

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 10