Dil ve EdebiyatŞiirlerimiz

Türkistan

Baykal Gölü yaylağından kopup gelen canlarla
Belki bin yıldan beri söylenen destanlarla
Kağanlarla, hanlarla, kamlarla, ozanlarla…
Yine Türkistan’ı anladım.

Öz yurdumu çarmıha germişler kırk  yerinden
Bin yıl geçse unutmam, acımın üzerinden
Vurulan bir ceylan yanar gibi derinden
Ulu Türkistan’a yandım.

Geldi kuruldu gönlüme Ahmed Yesevi pirimiz
Osman Batur’a kadar anlattı birer birer
Ben de bütün Horasan Erleriyle beraber
Yeni baştan Türkistan’a inandım.

Rüzgârla savrularak sesiz-sedasız
Denizlere kavuşan ırmaklara akarak
Uçup giden güzelim kırlangıçlara bakarak
Türkistan’ı hür sandım.

Görmeden göstermeden Taşkent’i Buhara’yı
Urumçi’ye varmadan atsız-pusatsız
Bir başıma, yorgun-argın, kolsuz-kanatsız
Türkistan’a dost gönüller kazandım.

Tanrım, bir gün acaba diyebilecek miyim?
Vuslatın yüzüme nakışladığı nurla
Bir kardeş bahçesine uzanır gibi huzurla
Türkistan’ın toprağına uzandım.

Y. Bülent Bâkiler

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 9