Dil ve EdebiyatŞiirlerimiz

Bursa’da Bir Gece

Uzun, sıcak bir yazın mehtaplı gecesinde,
Seyrettim kâinatı Bursa penceresinde.
İn, cin… her şey uykuda, her yerde derin sükût.
Bir tek âlem gibiydi sanki mülk ve melekût!

Ihlamur yapraklan fısıldaşırken duydum,
Bu derin sessizliğin nabzını tutup saydım.
Ayrı bir âlem buldum renk renk çiçek açıyor,
Üstad, Molla Fenari ufka ışık saçıyor.

En hâkim bir noktadan şehre bakar Aydede,
Bir yanda dua eder hazreti şeyh, Üftade.
Destur isteyip gezdim, dolaştım her obayı,
Üçkuzular’la buldum, derviş Zakir Baba’yı.

Erenler zikrediyor gibiydi meleklerle,
Kâinat aşka gelmiş, dönüyor feleklerle.
Yakalamıştım sanki birden lâhûtî sesi,
Göğe çıkmış gibiydi, Emirsultan türbesi!

Canlandı hayalimde bir bir tarih ve mazi,
Acı acı baktılar Osman ve Orhan Gazi!
Hâlâ at üstündeydi,  Murat Hüdavendigâr,
Bir elinde sancağı, bir elinde kılıç var!

Sancaktar Sultan sanki seferden gelmiş gibi,
Ve mevlid okuyordu hep Süleyman Çelebi…
Kimleri yüceltmemiş, bu ulvi, bu yüce Din;
Sanki hâlâ yükselir, büyük velî Şemseddin!

 

 

 

 

Tezveren Sultan’ı da geçip vardım menzile,
Bizden bir şey bekliyor gibiydi her kafile!..
Himmet dağıtıyordu hâlâ Somuncu Baba,
Sığdırmak mümkün değil gördüğümü kitaba!..

Yüz bin evliya varmış, her biri bir vadide,
Her namaz buluşurmuş, hepsi Ulucami’de!..
Safların arasında onlarla namaz kılmak…
Ne büyük bahtiyarlık, her gün beraber olmak!

Sabah ezanlanyla inliyor minareler,
Coşturuyor dağı taşı, dalga dalga nağmeler.
“Allahü Ekber”leri ayakta dinler ervah;
Dirilerse uykuda hâlâ uyuyor eyvah!..

Her şeye rağmen Bursa, hâlâ canlı ve diri,
İnsan nasıl incitir bu Ulu Erenleri!..
Anlatmak kolay değil tarih olmuş destanı;
Bursa bir şehir değil; bir VELİ GÜLÜSTANI!..

 

Arif Arslan

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 10