Dil ve EdebiyatŞiirlerimiz

Erzincan

 

Erzincan

Bir türkü tutturarak geçtim Yalnızbağından
Buz gibi sular içtim Karataş kaynağından
Dağlar benim ardımda ben dağların peşinde
Günlerce gezip tozdum yaylanın güneşinde

Yoruldum bir söğüdün altında serinledim
Dalından kaval yaptım ben çaldım ben dinledim
Gittikçe kararıyor uzaktan karayazı
Bir aşığa rastladım elinde kırık sazı

İndik sırttan aşağı, geldik Keklikbeli’ne
Ağam hele vur dedim şu sazının teline
Düğümlendi gönlümde söylenen birkaç mani
Sazımda dile geldi aşık Kerem, Sümmani

Başı pare pare dumanlı dağlar
Duman eğlenir mi, kar olmayınca
Bana derler gel gönül eğle
Gönül eğlenir mi yar olmayınca

Nerde çocukluğumu geçirdiğim bahçeler
Ey çeşmem kuru çeşmem bana ondan haber ver
Ey dağların bağrında büyüttüğü Erzincan
En tatlı uykumda sen gittin çırpınamadan

Nereye gidiyorum şaşırdım solu sağı
Okşayınca alnımı Karasu’nun sazağı
Gecenin sessizliği içinde sükûn buldum
Horozların sesiyle köy yoluna koyuldum

Girdim yeşil bağlara her taraf gül içinde
Bir solmuş gül kopardım, kaldım bülbül içinde
Yine başladı yaram sızlayıp kanamaya
Dökülürken dudaktan unutulmaz bir Maya

Erzincan etrafın gül ile diken
Bende sevdim seni gonca gül iken
Sineyi sineye dolamış iken
Felek beni nazlı yardan ayırdı

Bir yanda Munzur Dağı keşiş ile yarışmış
Çimen dağı Spikörle kucaklaşıp karışmış
Bu dağların bağrında Erzincan hep can bulmuş
Munzur’dan bir su inmiş buz gibi Mercan olmuş
Ben çok şeylerden diyeceğim diyemiyem meraktan
Anam babam Erzincan, Sen ne hoşsan uzaktan…

 

 

Nedim Muradoğlu

 

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 10