Dil ve EdebiyatŞiirlerimiz

Ah Edirne

 

Ah Edirne
Âh kardeşim, Edirne’yi unutma!
Güzel göğsü üç ırmağın uğrağı,
Her birinin suyu şehit kanı kokan bir kevser;
Her ne eksen altın verir toprağı;
Onun yeşil bağlarına cennet diyor şairler…
Bundan beş yüz altmış sekiz yıl evvel
Lala Şahin, arkasında gözü yılmaz bir ordu,
Onu aldı düşmanlardan; bu güzel
Devletin doksan sene tahtı orda kuruldu.
Orda yedi padişahın sarayı;
Cuma günü, ezan sesi göğe akın ederken,
Ulu Hakan at üstünde camiine giderken
Hep melekler seyrederdi alayı…
Şimdi artık ne mülk var, ne ezan,
İki yüze yakın cami, yirmi iki medrese
At bağlandı, put takıldı, oldu ahır, kilise,
Ne kadar çok, ne kadar çok kız, kızan
Bulgarların dudağıyla kirlendi;
Yüce İslâm namusunu yaktı kirli kucaklar.
Camilerde şarap içip tepinirken alçaklar
Açlığından herkes ekmek dilendi.
Toprakları şehit kanı suladı.
Ot çiğnerken, ağaç yerken hasta, cansız askerler,
Ev basarak para çalan, kan sömüren her nefer
Bileğine bir sırma saç doladı…
Sultan Murâd cennette döğünüyor bu hâle,
Lala Şahin yüreğini dağlıyor,
Mimar Sinan için için ağlıyor…
Âh bu kadar sefil olmak gelir miydi hayale!
Beş buçuk ay göğüs gerdi, namusunu korudu,
Sürü sürü tepeledi Bulgarı;
Teslim oldu; fakat alnı yukarı.
Sen alçaksın, ey kardeşim, unutursan bu yurdu.
Sakın sakın Edirne’yi unutma;
Öç almanın vakti gelir, sen kinini uyutma!….
Bu şiir Edirne’nin işgali üzerine yazılmıştır.

 

Celâl Sâhir

 

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 10