Balkanlar - RumeliMakaleler

Yunanistan’da Türkler

B

atı Trakya Türkleri olarak bizler 80 yılını aşan bir azınlık durumundayız. Bu durum Lozan Antlaşması’nda kayıt altına alınmıştır. Yunanistan bu anlaşmayla oradaki Türkler’in varlığını ve haklarını kabul ettiği halde, o dönemden bu yana “ben buradaki Türkler’i nasıl buradan kaçırırım, nasıl onları asimile ederim” düşüncesinde olmuştur. Bu durum bugüne kadar devam etmektedir.

Dönem dönem bizleri Yunanlaştırmak, hatta mümkünse dinimizi değiştirmek için çabalar sarf etmiştir. Ancak din meselesi Yunanistan’ı o kadar fazla ilgilendirmemiştir. Daha Venizelors’dan beri başlayan bir anlayış vardır: “Oradaki Müslümanlar cami açsınlar, ama yeter ki okul açmasınlar”

Bu anlayış halen devam etmektedir. Bizler bütün bu zorluklara göğüs gererek ne dini inançlarımızdan, ne de milli kimliğimizden taviz vermeden bugüne kadar gelebildik. Hiçbir taktikleri başarılı olamadı.

1955 yılında Yunan vatandaşlık kanununa ekledikleri 19. Madde ile 60 bin batı Trakya Türkü’nü Yunan tebaasından iskat ederek, büyük bir darbe vurdular. Bu maddeyi birkaç sene önce kaldırmak zorunda kaldılar, çünkü son derece ırkçı bir maddeydi. Bu maddeye göre, Yunan ırkından olmayan vatandaşlar eğer yurt dışına çıkarlarsa ve tekrar dönmeyecekleri kanaati hasıl olduğunu da kimse anlayabilmiş değildir.

Türkiye’de bir akrabasını ziyarete gelen bir kişi, bir ay sonra geri döndüğünde “biz sizi artık geri dönmeyecek sandık ve bunun için sizi vatandaşlıktan çıkardık” denilerek, pek çok insanını vatandaşlık hakları ellerinden alınmıştır.

Bunun yanı sıra Lozan Anlaşması’ndaki 45. Maddeyi daha o dönemlerde değiştirerek, tek azınlık yerine “azınlıklar” ifadesini kullanıp, oradaki Türkler’i bölmeye çalışmıştır; bazı Pomaklar, Çingeneler, hatta Türkçe konuşanlar, Türk kökenine yakın olanlar gibi adlandırmalar da bölmeye çalışmıştır.

Bunun sebebi Türklüğümüzü unutturmak istemeleridir. Yunan makamları bu çabaların hiçbir netice vermeyeceğini anladılar. Zaten altına imza attıkları uluslar arası anlaşmaların verdiği bir mecburiyetle ferdi olarak Türklüğümüzü ifade edeceğimizi, söylemektedirler; ancak bunu telaffuz edenlerin de başına türlü türlü belalar gelmektedir.

Yine bu anlaşmalara göre açılan Türk okullarında bu defa Yunanlı öğretmenlerin hazırladığı Türkçe eğitim kitapları okutulmaya çalışıldı; fakat biz verdiğimiz mücadeleyle bunu asla kabul etmedik.

Bundan bir süre önce Türkiye’den kitaplar geldi ve böylece ilköğretimdeki kitap meselemiz halledilmiş oldu. Bu toplantıdan bir netice çıkarmak gerekirse, bence toplum olarak, her şeyden önce bilhassa Batı Trakya Türkleri olarak, Türkiye Cumhuriyeti’ne şükranlarımızı ifade etmemiz gerekir. Çünkü Lozan antlaşmasındaki maddelerin uygulanmasının her zaman takipçisi olmuş ve her zaman yanımızda olmuşlardır.

G. Galip

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28