KültürümüzMakaleler

Vanî Mehmed Efendi ve Türkler

“Vânî Mehmed Efendî Peygamber Efendimizin soyundan olup seyyiddir. Van’da doğdu. Bundan dolayı Vânî  ismi ile anılır. 1685 tarihinde Bursa’nın Kestel ilçesinde vefat etti. Kabri kendi yaptırdığı caminin girişindedir Kuran-ı Kerim tefsiri ve  birçok kıymetli eser yazdı. ”
H

azreti Peygamber aleyhisselamın Türkler hakkındaki hadislerini, ebediyetlere doğru akıp giden bir zaman nehri içinde değerlendirmek için çıktığımız bu uzun ve meşakatli yolda karşımıza, faziletli bir Türk âlimi daha çıkmaktadır. O da; büyük Türk müfessiri Vâni Mehmed Efendidir.

Vâni Mehmed Efendi; Kaşgarlı Mahmûd ile başlayan, Türk’ün İslâmi şahsiyetine sahip çıkma geleneğinin, kendi devrindeki en büyük temsilcisi olmuştur. 

Bu hususlardaki kıymetli fikirleri, her ne kadar kendi devrinde ve Osmanlı klasik medrese âlimleri arasında pek fazla bir ilgi görmemişse de, bugün, İslâmî Türk milliyetçiliği’nin nerede ise yeniden bir bayrak haline geldiği bir devirde, bu büyük davayı kucaklamak isteyenlere o, yeni bir ilham kaynağı olmaktadır.
Onun bu konulardaki fikirlerinin ana kaynağını, bugün henüz yazma nüshalar halinde Bâyezid Devlet kütüphanesi’nde bulunan meşhur “Arâisü’l Kur’an” adındaki değerli Tefsir kitabı teşkil etmektedir. Büyük Türk âlimi; bu kitabında, Kur’an-ı Kerim’in bir kısım âyetlerini tefsir etmede, alışılagelmişliğin ötesinde ve kendisinden önce gelen birçok müfessirlerden farklı olarak bazı ayet-i kerimeleri târihî geleneklerimize göre çok daha ilginç bir şekilde yorumlamaktadır.
Vâni Mehmed Efendi’nin bu sahada gösterdiği en büyük başarı, Kur’an-ı Kerim’de “Zülkarneyn” olarak zikredilen cihangir, Orta asya Fâtihi’nin şahsiyetini tesbit ile ilgili görüşleridir. Vâni Mehmed Efendi, Kur’an-ı Kerim’de “Zülkarneyn” olarak ismi geçen zâtın Türklerin ulu atası “Oğuz Han” olduğunu söylemiştir. Nitekim bu konuda aynen şöyle demektedir:
“Türkler; Kur’an’da bahsi geçen Zülkarneyn’den maksat Oğuz Han olduğunu söylerler ki, bu hususta tereddüdü mucip olacak hiçbir nokta yoktur.” 
Onun bu görüşlerini güçlendiren bir diğer rivayet daha vardır. O da Rüstem Paşa’nın “Tevârih-i Al-i Osman” adındaki meşhur yazma kitabında kaydedilen görüşleridir. Burada da aynen şu rivayetler yer almaktadır:
“Biz Zülkarneyen’e dedik ki, deyu zikretdügi meğer bu Oğuz Han’dır dirlerdi.”
Vâni Mehmed Efendi, Osmanlı Türkleri’nin İslâm’a hizmetlerin anlatırken de: 

“… Biz, uzun zamandan beri karada ve denizde, şarkta ve garbta Rumlar ve Frenkler’le mücâhedede bulunan gazilerin, bütün Bizans ülkelerini zaptedip oralarda yerleşmiş olan Türkler olduğuna inanıyoruz. Bu suretle Rum, Ermeni ve Gürcü ülkeleriyle Frenk memleketlerinin bazıları ve Rus diyarının bir kısmı Türk memleketi haline gelmiş, Türk dili oralarda teammüm (umumileşmiş)  ve intişar etmiş. Türkler tarafından bu memleketlerde İslâm ahkâmı tatbik ve icra edilmiş ve Türkler’in yümnü bereketi sayesinde Hıristiyan cemaatlerin ekserisi İslâm Dini’ni kabul ederek evvelce Rum, Frenk ve Rus oldukları halde bilâhare Türkleşmiş, İslâmlaşmışlardır. Çünkü Allah’ın fazlu inayeti büyüktür.” demektedir. 
 Vânî Mehmed Efendi, Hazreti Peygamber aleyhisselamın Türkler hakkındaki hadislerine de büyük bir iman gürlüğü ile sahip çıkmakta ve bizim birçok vesilelerle zikrettiğimiz meşhur: “Türkler size ilişmedikçe siz de onlara ilişmeyiniz!” hadisini bütün bu görüşlerine çok esaslı bir delil olarak zikretmektedir.
Kaynak:  Tarih ve Medeniyet

Prof.Dr. Zekeriya Kitapçı

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 242