MakalelerMedeniyetimiz

Türk’ün Kızılelması

D

resim

evletler de bir anlamda insanlar gibidirler. Hatta devletlerin hedefleri, bütün bir milletin geleceğini belirleyeceğinden çok daha yüksek olmalıdır. Osmanlıyı Osmanlı yapan en büyük amillerden birini, hedefin yüceliği olarak düşünürüm. Osman Gazi’nin oğullarına söylediği şu ifadeler ne kadar manalıdır:
 
Ertuğrul Osman oğlusun
Oğuz Karahan neslisin
Hakkın bir kemter kulusun
İstanbul’u aç gülzar yap
 
Osman Gazi, “babanı, atanı sev ve say, tarih şuuruna sahip ol, sakın kibre ve gurura kapılma”, diyerek güzel hasletleri ona tavsiye ettikten sonra bir hedef çiziyor. Ve “İstanbul’u aç gülzar yap” diyordu.
Aslında İstanbul’u almak Osman Gazi’den yedi asır önce Peygamber Efendimizin ümmetine bıraktığı bir ideal ve hedef idi. İşte Osman Gazi’de devletinin kuruluşunda hedefi o kadar yüksek tuttu ki Peygamber Efendimizin bu müjdesi evlatlarına Osmanoğullarına nasip oldu.
İkinci Viyana bozgunundan sonra hep savunma durumunda kalan milletimiz son vatan parçasını da kaybetmek tehlikesiyle karşı karşıya kalınca 15 Temmuz yürüyüşü ile silkindi kendine geldi. Tarihini ceddini ecdadını hatırladı kendisini yok etmek isteyenlere ölmedim mesajı verdi. Ordumuz da Afrin Harekâtı ile dünyanın kabadayısı benim deyip sınırına silah ve terörist yığanlara, “orada dur bakalım” diyerek haykırdı. Asker, asırlar öncesindeki hedefi sanki dün kaldığı yerden devam ediyormuşçasına şiir gibi terennüm etti:

“Kızılelma’ya hey Kızılelma’ya…”
Cumhurbaşkanımız da “bizim bir Kızılelma’mız var” dedi. İşte devlet-millet, işte lider-asker birlikteliği budur. Kızılelma ülküsü ve hedefine böyle ulaşılır…
 
Fatih’in Kızılelma’sı
 
Kızılelma, eski Türklerden beri yaşayan bir idealdi. Bizim eski atalarımız hedefsiz ve idealsiz insanlar değildi herhâlde. Kızılelma da Türkler arasında cihan hâkimiyetinin ve güçlü bir fetih idealinin sembolü olmuştur. Türkler hangi yöne giderlerse gitsinler ulaşacakları zafere, ulaşmadan önce Kızılelma adını verirlerdi. Oğuzlar’da yaşayan bu gelenek aynen Osmanlılarda da görülmüştür.
Osmanlı padişahları tarihi Türk cihan hâkimiyeti mefkûresine eskiden daha kuvvetli olarak bağlanmışlardı. İstanbul’u bunun ilk merhalesi sayıyorlardı. Zira o hedefi Peygamber Efendimiz belirlemişti. Kızılelma şartlara göre değişiyordu. İstanbul’un fethinden sonra Türklerin yeni hedefi İslam dünyası için devamlı haçlı seferlerinin tahrikçisi olan Roma olacaktır.
Nitekim Yahya Kemal, Otranto Kalesi’ni alan Gedik Ahmed Paşa için yazdığı gazelinde Sen Piyer Kilisesi’ne ve Kızılelma idealine gönderme yaparak şöyle sesleniyordu:
 
Çıktı Otranto’ya pür-velvele Ahmed Paşa
Tuğlar varsa gerektir Kızılelma’ya kadar
Ra’d-ı tekbîr kopup gitmelidir bank-i ezan
Dâr-ı küffârda meşhur kenîsâya kadar
 
Diğer taraftan cihangirlik idealleri yüksek ve azmi yüce  padişah Fatih Sultan Mehmed, kendisinin bir Kızılelma ülküsünü de şöyle belirtiyordu: “Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payitahtı olmalıdır…”
Öte yandan Roma’nın fethedileceğine dair hadis-i şerif rivayeti sebebiyle Müslümanlar Roma’nın fethini de çok önceden hedef edinmişlerdi. Bundan dolayı Kızılelma tabiri Roma için de çokça kullanılmıştır. Bu itibarla Yıldırım Bayezid Han, cülûs tebriki için gelen ecnebilere, “Roma’ya kadar gidip, atımı San Pietro mihrabında yemleyeceğim” demişti.
Kanuni döneminde Roma tehir edilerek Papalık dünyasının siyasi lideri Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu hedef alındığından sırasıyla Belgrad, Budin ve ardından Beç yani Viyana Kızılelma oldu. Bu cihangir padişah kışlaları ziyaret eder, askerlerin şerbetini içer ve o bardağı altın doldurup hediye ederek ayrılırken de “Kızılelma’da buluşuruz” cümlesiyle, onları okşar ideallerini canlı tutardı. Kızılelma ülküsü Yeniçeriler arasında da çok yaygındı. Talimlerinde:

“Destiye kurşun atar, keçeye kılıç çalar, Kızılelma’ya dek gideriz”, sözü onların ideal ve fedakârlıklarını gösterirdi. Hacı Bektaş Veli ocağına ve ananesine bağlı bulunan Yeniçeriler asırlar sonra bu ocağın yoldan çıkması karşısında:

“Kızılelma kapusun fethederken nacağı
Ne revadır bozula Hacı Bektaş ocağı” diyerek üzüntülerini de ifade edeceklerdir.

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 242