MakalelerTürkistan

Türkistan’ı Türkiye Türklerine Tanıtan İki İdealist Türk Kadını

B

resim

inlerce alim ve evliyanın yetiştiği, tarihte en büyük devletlerin kurulduğu, en muhteşem mimari eserlerin bulunduğu Atayurdumuz  “Uluğ Türkistan” hakkında ülkemizde maalesef yeteri kadar araştırma ve çalışma yapılmadı, kitaplar yazılmadı. 
Geçen asırda, bu iki idealist Türk kadını Türkistan’ı gezerek, görerek birer ciddi eser hazırladı. 
Bir diplomatla evli olan Dr. Emel Esin 1955 yılında Komünizmin çok şiddetle hüküm sürdüğü Sovyetler’in işgali altındaki Türkistan’a önemli bir seyahat gerçekleştirerek “Türkistan Seyahatnamesi” isimli yayın hazırladı. Dr. Emel Esin, bu yayının önsözünde şöyle diyor:
“Türkistan’ı ziyaret etmeyi eskiden beri ümidederdim. 1955 senesi Mayıs ayında, çoktandır kurduğum hayal hakikat oldu. Sovyet Türkistan’ında onbeş günlük bir seyahat yapabildim. Seyahate teşebbüs etmeden evvel, Orta Asya’nın beni bilhassa alâkadar eden tarafı, yani san’at ve kültür mazisi hakkında malûmat edinmek istedim. 
Türkistan’a giderken, maksadım Orta Asya’nın zengin kültür tarihinden kalan âbidelerin bazılarını görmekti. XIII. asırdan evvelki Türkistan san’at âbideleri Garb Türk san’atının ecdadıdır. Demek ki yapacağım seyahat sade mekân içinde değil, zaman içinde de kendi harsımızın mazisine doğru götürecekti. 
Fakat, araştırmalara rağmen, Orta Asya’yı yalnız tarih bakımından değil, san’at ve kültür tarihi cephesinden de anlatan toplu ve şayan-ı emniyet bir eser bulamadım. Seyahat için lâzım gelen malûmatı, eski Şark kitaplarında, seyahatnâmelerde, hattâ edebiyatta ve Türk, Garbî Avrupalı veya Rus arkeolog ve tarihçilerinin eserlerinde ayrı ayrı aramak mecburiyetinde kaldım. Bu kaynaklardan toplanmış bilgiye Türkistan’ı iyi tanıyanlardan şifahen duyduklarımı ve kendi seyahatlerimde almış olduğum notları da ilâve ettim. Böylece Türkistan san’at ve kültürü hakkında umumî ve basit malûmat arayan kimselere hizmet edebilecek bu eser meydana çıktı.” 
Dr. Emel Esin’den yaklaşık 40 sene sonra da diğer bir idealist Türk kadını Yüksek Mimar Gözde Ramazanoğlu Sovyetler’in dağılmasından hemen sonra Türkistan’ı gezdi, araştırdı ve O da “Orta Asya Türk Mimarisi” isimli kitabı hazırladı. Doç. Doç. Dr. Gözde Ramazanoğlu da eserinin önsözünde şöyle diyor:
“Orta Asya’da gördüğümüz eserler genel olarak çok süslü,  çok gösterişli idi. Bildiğimiz binalardan o kadar farklılar ki şaşkınlığa uğradığımızı itiraf etmeliyiz. Şaheserler gördük, ama kıskanmadık… Çünkü bunları yapanlar da Türk’tü bizlerdendi… Eserleri gördükçe hayretler içinde kaldık. Mimarlık fakültesinde, sanat tarihinde görmediğimiz, öğrenmediğimiz tablolarla karşılaştık. Sanat Tarihi, Mimarlık Tarihi, Türk Sanat Tarihi’nde de görmemiştik. Ama buralar kapalı bir kutu idi. Rejim müsaade etmezdi. 
Mutluyum… Çünkü Türk olarak ata yurdumuzu çok iyi dolaştık. Pekçok Türk boyu ile tanıştık. Lehçeler ayrı, dilimizin bir olduğunu gördük. Eğer alfabemiz aynı olsa idi yazılı olarak anlaşmak için tercümana gerek kalmayacağından emin olduk. Türkler’e has misafirperverliği yerinde gördük. Ata yurdunu gördük. Ata yurdumuzdaki insanlarla tanıştık. Ata yurdundaki mimari şaheserleri yazmaya çalıştık.”  

Numan A. Ünal

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 242