MakalelerMedeniyetimiz

Türk Coğrafyası

A

nayurtları olan Orta Asya’dan çıktıktan sonra tarihî gelişmeler sonucunda, Balkanlardan Sibirya’nın en doğusuna kadar yayılan ve hemen hemen dört bin yıllık bir geçmişe sahip olan Türkler, bu kadar geniş coğrafya üzerinde ve bu kadar eskiye uzanan mazi içinde, gerek kurdukları devletler bünyesinde, gerek başka devletlerin tâbiiyetinde, gerekse bağımsız topluluklar halinde, göçebe, yan göçebe ve yerleşik hayat şekillerinin hepsini tecrübe edip, içinde bulundukları şartların getirdiği mecburiyetlere bağlı olarak gerektiğinde savaşıp, her zaman büyük medeniyet ve kültür hamlelerinin öncüsü ve teşvikçisi oldukları halde, “Göktürk, Selçuklu ve Osmanlı” devletleri örneklerinde olduğu gibi bazen çağının “süper” devletlerini de kurarak varlıklarını devam ettirmişleridir.

Çok kullanılan bir söz olan “Viyana’dan Çin Seddi’ne kadar Türkçe konuşularak gidilebilir” cümlesinin bir abartma olmadığı ve yaşanılan tarihî-coğrafî şartlann Avrupa ve Asya kıtaları boyunca bir Türk kuşağı oluşturduğu gerçeğinin sonuçları, XX.yüzyılın sonlarına doğru tekrar gün yüzüne çıkmış bulunuyor.

Türk toplumları yayıldıkları geniş coğrafyada, aynı zaman dilimleri içerisinde, değişik teşkilâtlanmalara girmişler ve çoğu zaman aynı anda birkaç Türk devleti birden var olmuştur. Bunun en son örneği içinde bulunduğumuz yıllardır. Şu anda yeryüzünde Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Kırgızistan olmak üzere yedi tane bağımsız Türk devleti bulunmaktadır.

Tarih boyunca bu duruma benzer haller meydana gelmiş ve bu devletler birbirleri ile çeşitli münâsebetlerde bulunmuşlardır. Bu münâsebetlerin yere, zamana ve şartlara göre kimi zaman olumsuz bir seyir takip ettiği, hatta iki Türk devletinin savaşmak zorunda kaldığı görülmüştür. Çok ayrı mekânlarda yaşıyor olmanın getirdiği bazı kültürel farklılaşmalar ve siyasî mecburiyetler, bu gibi sonuçların ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Yeryüzündeki Türkleri, yaşadıkları coğrafî bölgelere ve konuştukları lehçelere göre çeşitli gruplara ayırmak mümkündür. Türk topluluklarının coğrafî bölgelere göre bir listesi ana hatlarıyla şöyle çıkarılabilir:

Altay-Sibirya Türkleri: Altay, Baraba, Çulım, Dolgan, Hakas, Karagas, Koybal, Kumandı, Sabir, Sagay, Şor, Telengit, Televüt, Tobol, Tofalar, Tuva, Yakut.

Batı Türkleri: Ahıska, Azerbaycan, Balkanlar (Batı Trakya, Bulgaristan, Romanya, Yugoslavya ), Irak, İran (Afşar, Azeri, Halaç, Hamse, Horasani-Boçagçı, Kaçar, Karacadağ, Karagözlü, Karakoyunlu, Karapapak, Karayi, Kasgay, Şahseven, Türkmen), Kıbrıs-12 Ada, Suriye, Türkiye.

Doğu Avrupa Türkleri: Gagauz, İdil-Ural (Başkurt, Çuvaş, Kazan, Mişer ), Kafkasya (Karaçay-Malkar, Kumuk, Nogay, Stavropol Türkmenleri), Karayim, Kırım (Kırım Tatarları, Belorusya Tatarları, Litvanya Tatarları, Polonya Tatarları, Kvrvmçak).

Türkistan Türkleri: Afganistan, Doğu Türkistan (Kazak, Kırgız, Salar, Sarı Uygur, Uygur), Karakalpak, Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen.

Ana çizgilerini vermeye çalıştığımız Türk Dünyası, Şamanist gelenekleri kısmen de olsa yaşatmaya devam eden Yakutlar ve Altaylılar’ın bir bölümü ile Hristiyanlığı kabul etmiş olan Gagauz’lar ve Musevi olan Karayımlar gibi küçük gruplar hariç, hemen hemen tamamıyla İslâm dinini kabul etmiş durumdadır.

Balkanlar hariç Osmanlı Devleti’nin ilişkide bulunduğu Türklerin genellikle üç bölgede toplandığı görülmektedir: Kafkasya, Türkistan ve Kırım. Bu üç bölgenin, Osmanlı Devleti ile olan ilişkileri çerçevesinde tarihçelerine bakmakta yarar vardır.

Dr. Necati Gültepe

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28