MakalelerMedeniyetimiz

Tayyip Erdoğan’da Necip Fazıl Aşkı

“Allah” demenin suç sayıldığı zamanlarda “Allah!” diyen cesur insanlara Allah, rahmet eylesin…

M
erhum Necip Fazıl Kısakürek’in 31. ölüm yıldönümüyle bu seneki mübarek Mirac Kandilinin milâdî takvimle aynı 25 Mayıs tarihine denk gelmesi ne güzel bir tevafuk oldu. Sevgili Peygamberimizin -sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem- sevdalısı Necip Fazıl’ın, Ebû Eyyûb el Ensârî Hâlid bin Zeyd’e komşu olma bahtiyarlığındaki kabrinde bu güzelliği hissettiği umulur.

Necip Fazıl, henüz yirmili yaşlarındayken Türkiye’de şiiriyle şöhreti yakalamış bir imzadır. O yıllarda kendisine lâyık görülen yüksek takdir cümlesi şudur: “Bir mısraı, bir millete şeref vermeye yeter!”
Necip Fazıl, otuzlu yılları bitirmeden asrın mürşidi kâmili Esseyid Abdülhakim Arvasi hazretlerini tanıma fırsatına kavuşup da san’at ve  tefekkürünü mutlak hakikate göre tanzim edince o muhteşem iltifatı yapanlar, bu defa “sabık şair, kendine yazık etti!” demişlerdir.

O günden sonra en az yarım asır boyunca bu laikçi, Kemalist, körü körüne garpçı, sosyalist ve benzeri çevreler, Necip Fazıl’ı adem’e mahkûm etmiş, yok saymış, hiçbir eserini görmemiş ve göstermemişlerdir. Buna rağmen O, mürşidinden aldığı hikmet, feyz ve ölümsüz hakikat ölçüleriyle donanmış ve bilenmiş olarak yoluna yılmadan devam etmiştir.

Dün kendisini el üstünde tutan imtiyazlı sınıf, Necip Fazıl, şiire devam ettiği, makaleler, piyesler yazdığı, konferanslar verdiği hâlde suskunluklarını asla bozmamışlardır. Bütün sütunlar ve kapılar kendisine kapalıdır. “Hiç olmazsa aleyhimde tenkidler yapın!” demesine rağmen bunu dahi çok görmüşlerdir. 

En büyük eserinin “Çile” ismini taşıması sebepsiz değildir. Necip Fazıl’ın suçu Allah demesidir. Resuller Resulünü şaşmaz rehber kabul etmesidir. Dalkavukluk yapmamasıdır.

Vicdanları kararmışların “Kızıl Sultan” dediği bir sultana “Ulu Hakan” demesidir. Şiir ve tefekkürde zirve bu deha çapındaki kalem, o günden sonra yalnızlığın muhteşem gücünü yakalayarak Allah’a yönelmiş ve kalemi ve kelâmıyla bir yandan yanlışları ayıklamaya çalışırken, diğer taraftan doğruları gün yüzüne çıkartmıştır.

O, artık tek başına mekteptir. Kendisi Anadolu insanını, Anadolu insanı kendisini keşfetmiştir. Yetim kalmış bir milletin sesi ve çığlığı olmuştur. Büyük Doğu mecmuası, kitapları ve şiirleriyle yüzleri, binleri, on binleri yoğurmaya başlamıştır. Hapishanede geçen toplam mahkûmiyet yılları fakülte yıllarından fazladır. Nitekim Vahideddin Han’a “vatan dostu” dediği için hükümlü olarak vefat etmiştir.

Necip Fazıl, azaplara tahammül etmiş ve fakat dâvâsından tâviz vermemiştir. Ama; hiçbir emek zayi olmaz. Üstad, şimdi hayatta değil, fikri ise iktidarda. Bugün Cumhurbaşkanından, Başbakanından belediye başkanına kadar işbaşında olan nesiller, O’nun kaleminin şekillendirdiği kadrolardır.

Recep Tayyip Erdoğan, hemen her büyük mitinginde Üstad’dan şiirler okumakta. Köln Buluşmasında Necip Fazıl’ın Gurbet ismindeki şiirini yine şiirin hakkını vererek nakış nakış yüreklere dokudu.

Necip Fazıl’ın hiçbir eseri olmasa O’na sarsılmaz aşkla bağlı Tayyip Erdoğan yetmez mi? Bu ülkenin Başbakanı, açılan sur gediğini aşıp, köhne Viyana’yı arkada bırakarak Avrupa’nın merkezinde “bu dâvâ artık hor değil, bu dâvâ öksüz değil, bu dâvâ yetim değil!!!” diye haykırmakta Kavganın sırrı da burada. Defterler açılıyor. Görülecek hesap var…

Rahim Er

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 19