MakalelerMedeniyetimiz

Tarihini Bilmeyen Millet, Hafızasız İnsan Gibidir

H

afızasını kaybeden bir insan, ondan sonraki hayatını nasıl sürdürür? Bir insan için hafıza ne  kadar önemli ise bir millet ve devlet içinde tarih o kadar önemlidir. Milletlerin ve devletlerin hafızaları da tarihleridir. Tarihini unutan veya unutturulan milletlerin hafızaları silinmiş demektir. Hafızası silinen insan ne duruma düşerse, hafızası silinen millet ve devlette aynı duruma düşer. Yüz yılı aşkın zamandır yaşadığımız budur… Hafızasız bir millet olup çıktık…

Sultan Alparslan’ın Malazgirt zaferinden sonra, Bizans İmparatoru ile aralarında geçen konuşmadan küçük bir not. Alparslan Bizans imparatoru Diojene sorar:
– Sen tarih bilir misin?
Diojen cevap verir:
–  Hayır, hiç okumadım.
Alparslan cevap verir:
– Tarih bilmeyen hükümdarların sonu işte böyle olur!  
Ne kadar güzel ifade.

Yıllardır her birimiz şikâyet ederiz, yandık, bittik, öldük gibi; hemen hemen şikâyet etmeyenimiz yok gibidir. Herkes şikâyet ediyor, herkes dert yanıyor da, niçin sonuç alamıyoruz, hayat aynı şekilde devam edip gidiyor?

Bunun en önemli sebebi Müslüman Türk milletinin hafızasını kaybetmiş olmasıdır. Maalesef Müslüman Türk milleti hafızasız bırakıldı. Yaşadığımız güne bakıyoruz, insan ve insan adına her neye el atarsan elinde kalıyor. Bizi öyle bir hale getirmişler ki, kimliğimizden, benliğimizde tamamen koparmışlar. Ne yaptığımızın farkındayız ne de yaptığımızın sonucu nereye varacak onun farkındayız. 

Tarihini, kültürünü bilmeyen veya unutan milletlerin başarılı olması mümkün değildir. Geçmişi bilmeden geleceğe adım atmak mümkün değildir. İbn-i Haldun’un ifadesi ile: “Su nasıl suya benzerse, milletlerin geleceği de geçmişine benzer.” Bu tespit ile hareket edecek olunursa, Müslüman Türk milletinin geçmişte aydınlık ve zaferlerle dolu günlerine geri dönmesi kaçınılmazdır. O eski güzel günleri yakalamak için de tarihi bilmemiz gerekmektedir. Tarihimiz, kültürümüzü bilmeden eski parlak günlere ulaşmamız pek mümkün görünmemektedir.

Bunu gören Müslüman Türk milletinin tarihi düşmanları tedbir olarak bizlere tarihimizi unutturmak, tarihimizden koparmak için her yolu denediler. Yaptıkları faaliyetlerde başarı da sağladılar. O kadar başarılı oldular ki, tarihine düşman bir elit kadro meydana geldi. İlim yuvaları olan üniversiteler tam bir tarih düşmanlığı yapmaktadırlar. Özellikle birtakım hoca kılığına girmiş millet düşmanları, Müslüman Türk devletinin tarihine kin ve nefretle bakmaktadırlar. Bu durum dışarıdan ülkemize gelen yabancı ilim adamlarının dahi dikkatini çekmiş ve şöyle dedikleri bilinmektedir:

“Tarihinden bu kadar nefret eden başka devlet olmadığı gibi, tarihinden nefret eden ilim adamı da yoktur.”

Tarih yazanlar, tarihi tespitte bulunanlar, tarihî hadiselere duyguları ile bakamaz, duyguları ile yönlendiremezler. Tarihî vakaları, herkes kendi ideolojik görüşüne göre yazar ve yönlendirirse, o zaman ortada ne tarih kalır ne de tarihî vakalar.

Maalesef ülkemizde yaşanan hadise, tarihi tabii yapısı içinden çıkarıp, ideolojilerine uygun hale getirerek, mevcut ideolojinin bakışı ile tarihin yeniden yazılmasıdır. Bu son derece yanlış bir uygulama idi ve sonuç alması da mümkün değildi.

Tarihle ilgili bir başka tespitte de, tarihi olayları yaşandığı devrin gözlüğü ile değerlendirmektir. Selçuklu İmparatorluğu’nun ilk yıllarını değerlendirirken, gözümüze 21. yüzyılın gözlüğünü takarsak, tarihten ders de alamayız, ibret de! Her hadise ve olayı devrinin şartları içinde değerlendireceğiz ki, sonuç alalım, tarih de tekerrür etmesin.

Ahmet Zeki Sarıhan

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28