MakalelerMedeniyetimiz

Suriye Türkleri

4. Türk Devlet ve
Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İş Birliği Kurultayı’nda Mehmet Şandır’ın
Suriye Türkleri hakkında yapmış olduğu konuşmayı aşağıda sunuyoruz:

M
uhterem Başbuğum, Türk Dünyasının sayın devlet, ilim, sanat
ve düşünce adamları, kıymetli misafirler ve değerli basın mensupları; sizleri,
Suriye’de yaşayan yaklaşık bir buçuk milyon Türkler adına ve Bayır-Bucak
Türkmenler adına saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Yüce Allah’a şükrediyorum; Türk Dünyasının
mahşerini yaşıyoruz; sur üfürüldü, Türklük ayağa kalktı. Bu güzel manzaraya
bakınız lütfen. Bin yıldır görüşemeyen kardeşler, bugün, omuz omuza, yan yana;
buna, şükredilmez de ne yapılır; şükrediyorum.

Böyle bir Kurultayda, Türklüğün toyunda hemen yakınımızdaki
yakın olmanın, unutulmuşluğundaki Suriye Türkleri’nin konuşmaması, bulunmaması
mümkün değildir. Biz, Suriye Türkleri olarak, Suriye Türkleri’nin bir parçası
olan Bayır-Bucak Türkmenleri olarak, bundan sonra, Türk Dünyasını ilgilendiren
her toyda, her toplantıda bulunacağız ve konuşacağız.

Türk Dünyasının muhterem temsilcileri;
Size, öncelikle Bayır-Bucak Türkmenleriyle ilgili kısa bilgi
arz etmek istiyorum:

Bayır-Bucak Türkmenleri, Türkiye’mizin Hatay ilinin hemen
güneyinde, Türkiye ile aralarında Arap köyü bulunmaksızın, kendi aralarında da
Arap Köyü bulunmaksızın bir yoğunluk olarak, yaklaşık 60-65 bin kişilik bir
nüfus kitlesi olarak asırlardır o topraklarda yaşamaktadırlar.

Genellikle, Bayat boyundandırlar. Suriye’nin muhtelif
yerlerinde, sıralamak gerekirse, özellikle, Halep, Rakka ve hudutlarımızla Halep
arasındaki bu kesimde, Hama, Humus’ta, Şam Havran’da, Lübnan Dağlarında tabiî
ki, Lazkiye’nin kuzeyinde kalabalık kitleler halinde Türk nüfus bulunmaktadır.

Bu Türk nüfusunun, Suriye Türklüğü’nün tarihine kısaca
bakacak olursak, iddialı bir laf etmek gerekir; Suriye diye anılan topraklar,
Türk coğrafyasıdır. Bu coğrafyada asırlardır Türkler yaşamaktadır.

Emevî Devletinin, İslâm Emevî Devletinin yıkılmasından
sonra, bu coğrafyada kurulan devletlerin tamamı Türk Devletidir; 830’lu
yıllardan sonra Abbasî Halifesi El Memun ve El Mutasım’ın kurmuş olduğu Türk
birliklerinin sonrasında Ortadoğu’da ve Mısır’da Tolunoğulları’ndan,
Akşitoğulları’ndan başlayan Türk beylikleri sahneye çıkmıştır.

Bir sıralama yapacak olursak:

Suriye Selçukluları, Suriye Selçukluları sonrasında
Atabeylikler, ondan sonra Memlüklüler, ondan sonra muhteşem Osmanlı asırları;
1516’da başlayıp, 1918 yılına kadar devam eden Osmanlı asırları. Hatta, bunu
1946 yılma kadar Suriye’nin bağımsızlığını kazandığı, Fransız mandacılığından
kurtulduğu tarihe kadar çekebiliriz.

Bu bin yılı geçkin süre içerisinde Suriye’de kurulan
devletlerin tamamı Türk Devletleridir; dolayısıyla, bu coğrafya Türk
coğrafyasıdır. Bu coğrafyada bugün yaklaşık bir buçuk milyon Türk yaşamaktadır.

Bu rakamları çok kesin söylemek mümkün değildir; ama, yakın
zamandan biliyoruz, oraya çok kalabalık halde, yani, 93 harbi sonrasında bile
yüzbin Kafkasyalı Türk’ü, Türkmeni, Kıpçak Türk’ünü götürüp Kuneytra’ya
yerleştirdiklerini tarihî gerçekler ortaya çıkmaktadır.

En yakın zamanda, 1995 yılında Suriye’de yapılan
milletvekili seçimlerinde Lazkiye Bölgesinde, bizim Bayır-Bucak
Türkmenleri’nden aday olan bir Türkmen’e 37 bin oy çıkmıştır, Suriye’de,
Bayır-Bucak‘ta benim yakınlarım, kardeşlerim yaşamaktadır; her birinin en az
sekiz tane çocuğu bulunmaktadır nüfusa bakacak olursanız, bir buçuk milyon
sayısı çak fazla abartılı değildir.

Muhterem efendim, bölgeye Araplar’ın gelişi çok sonra
olmuştur, bir tarihî gerçek olarak bunu Türk Dünyasına ifade etmek istiyorum.
17’inci yüzyılda Amar ve Anez kabilelerinin gelmesiyle orada bir Arap yoğunluğu
olmuştur; ama, hiçbir zaman devletleri olmamıştır.

Bugünkü Suriye yönetiminin zorba, emperyalist, Türkiye’ye
karşı düşman, Türk düşmanlarıyla, işbirliği politikalarının temelinde yatan
sebep bu gayrı meşruluklarındandır, meşruiyetlerinin olmayışındandır; Suriye,
çünkü bir Arap toprağı değildir, Türk toprağıdır, burada, kurulacaksa, Türk’ün
devleti kurulmalıdır, bunu bizden çok onlar bilmektedir bu bilgi, onları zorba yapmaktadır,
baskıcı yapmaktadır.

Bugünle ilgili üç beş cümleyle sözlerimi bitirmek istiyorum.
Muhterem Heyetinize arz etmek isterim ki:
Bugün, Suriye’de Türkçe konuşmak yasaktır, Türküm demek
yasaktır; bir lokma ekmek için asırlardır yaşadıkları topraklarda yaşamanın
bedeli olarak bu insanların Araplığı kabul etmesi bir mecburiyettir.

Her gün televizyonlarda Türkiye’ye ve Türkler’e yapılan
hakaretleri sindirmek bir mecburiyettir. Bu ağır baskılar özellikle, son
zamanlardaki Türkiye düşmanlığı, Türkiye düşmanlarını destekleme ve işbirliği
politikalarıyla, bu sindirme politikalarını, Suriye’deki Türklüğü sindirme
politikalarını azamiye çıkarmışlardır.

Suriye’de yaşayan Türkler’in millî kimliklerinde ve kendi
topraklarında huzur içerisinde özgür, hürriyetlerine sahip olarak yaşamalarına
müsaade ederlerse, oradaki Türkler, Suriye ile Türk Dünyası arasında barış ve
dostluk köprüsü olurlar, bu, en çok onların menfaatidir, en çok onların buna
ihtiyacı vardır.

Bu Kurultayın tespit ettiği amaçlarına ulaşmasını yürekten
diliyor, bu duygu ve düşüncelerle muhterem heyetinize saygıyla selamlıyoruz.

Mehmet Şandır

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 20