SultanlarTürk Sultanları

Sultan Abdülhamid Han I

O
smanlı padişahlarının yirmi yedincisi ve İslâm halîfelerinin doksan ikincisi. Sultan Üçüncü Ahmed’in oğlu, Sultan Dördüncü Mustafa’nın babasıdır.  20 Mart 1725 yılında Topkapı Sarayı’nda dünyâya gelmiştir. Annesi Râbia Şermi Sultan’dır. Küçük yaşından îtibâren, zamânın büyük âlimleri tarafından ilim öğretildi. Zamanlarını namaz kılarak, Cenâbı Hakk’ı zikr ile geçirir, elinden Kur’ânı kerîmi düşürmez, halk arasında kerametlerinden bahsedilirdi. 

Her yaptığını Allah için yapardı. Günlerini sarayda geçirir, târih üzerine derinlemesine bilgi edinirdi. Şehzadeliği sırasında ne öğrenmiş ise, padişahlığında o bilgiler ışığında hareket edecek, üç kıt’ada konuşlanan büyük bir devleti idare edecekti. Bu güç iş, büyük bir bilgi ve tecrübe yığını ile mümkün olabilirdi.

Tecrübe dışında, bilgi sahibi olmak için bütün şartlar mevcut idi. Akıllı, zekî, ileri görüşlü, kültürlü, gayretli bir şehzâde olan ve iyi bir din eğitimi gören Abdülhamîd, ağabeyi Sultan Üçüncü Mustafa Han’ın 21 Ocak 1774 târihinde vefâtıyla kırkdokuz yaşında Osmanlı tahtına oturdu. Osmanlı Devleti’ne eski gücünü kazandırmak azmiyle doluydu. Fakat Osmanlı Devleti’nin en karanlık bir devresinde sultan olmuştu. Ruslar, Avusturyalılar, İranlılar her taraftan topraklarımıza saldırıyordu. Ayrıca tecrübeli sadrâzam ve devlet adamlarının yokluğu vardı…

Diğer Osmanlı sultanları gibi kalbi merhamet ve şefkatle dolu olan Birinci Abdülhamîd Han, din kardeşlerine yapılan zulüm ve işkencelere dayanamadığından o gece sabaha karşı vefât eyledi. Altmış dört yıllık hayâtında Allah için yaşamış, her yaptığını Allah için yapmış ve Allah’a kavuşmak için sevinç içinde vefât, etmişti… 
Ehli Beytini Çok Severdi

Kalbi İslâm için çarpardı. Peygamber efendimizi ve Ehli beytini çok sever, onlara ve Hicaz bölgesinde yaşayanlara husûsî imtiyazlar verirdi. Haremeyni şerîfeyne (Mekke ve Medîne’ye) hizmeti gâye edinmişti. Tebeasına şefkatli, iyi bir baba idi. Annesi Râbia Sultan’ın rûhu için 1778’de Beylerbeyi’nde bir câmi, muvakkıthâne, hamam ve sıbyan mektebi, Medînei münevverede medrese, Emirgan’da câmi, Eminönü’nde bugünkü IV. Vakıf Han’ın yerinde büyük bir imaret (aş evi) ve yanında çeşme, sebil, sıbyan mektebi, medrese, türbe ve bir kütüphâne inşa ettirmiştir. 

Kütüphânedeki kitaplar Süleymâniye Kütüphânesi’ne aktarılmıştır. Medresede borsa olarak kullanılmıştır. IV. Vakıf Han’ın inşâsında imarethane ile Çeşme ortadan kaldırılmış, sebil de Gülhâne parkı karşısındaki Zeyneb Sultan Câmii köşesine nakledilmiştir.

Beylerbeyi iskele Meydanı, Havuzbaşı, Araba Meydanı, Çınarönü ve Çamlıca Kısıklı meydanlarına çeşme, Beylerbeyi (İstavroz) Câmii’ni tamir, Emirgan’da Abdullah Paşa (Emîrgûneoğlu) Yalısı’nın çevresine bir câmi, çeşme, hamam ve dükkanlar yaptırmıştır. Ayrıca hanımı Hümâşah Sultan ile oğlu Mehmed için bir çeşme, İstinye Neslişah Câmii yanında bir çeşme (1783), Kabataş yakınında bir çeşme yaptırmıştır.

7 Nisan 1789 vefat etti. Cenâze namazı için bütün İstanbul halkı toplanmıştı. Büyük bir merasimle Eminönü Bahçekapı’daki türbesine defnedildi. Türbesinde, sandukanın kuzey tarafındaki duvar içindeki bir mermer üzerinde Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem, kademi şerîfleri bulunmaktadır.

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 4