Sultan Abdülhamid HanSultanlar

Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi

resim

İstanbul’daki GATA Hastanesine Sultan Abdülhamid Hân ismi verilmiş olması bazı ulusalcıları rahatsız etmiş. Sanki mezkûr Padişah, Türklerin değil de bir başka kavmin devlet reisiymiş gibi. Üstelik ismin başına da karışıklığa sebep olacak bir “Haydarpaşa” kelimesi getirme yanlışlığı yapılmıştır. “Ulu Hakan”ın, “Gök Sultan”ın  isminin küçük bir tesise verilmesinin çok görülmesi fevkâlâde yakışıksız bir davranıştır. Farkında olmalı ki bu padişahın yaptırdığı köprüler, demiryolları, hastaneler, yetiştirdiği hekim, zâbit/subay, mühendis ve insan kadroları olmasaydı Balkan, Çanakkale, I. Dünya, İstiklal Harblerinin seyri başka türlü olabilirdi. Devlet nöbetini terk ettiğinde Türkiye 5 milyon km2 idi. 33 yıllık idaresinde tek karış toprak vermedi.
Cumhuriyet devrinde “Haydarpaşa lisesi” denilen, Tâc Mahal’in Üsküdar sahilindeki izdüşümü gibi o zarif binanın kuruluştaki ismi Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne’dir. Abdülhamid Hân eseridir. Gazi Mustafa Kemal’in sıhhat ve içtimaiyat ve maarif vekili olan ve Abdülhamid Hân’a da şiddetli muhalif  Dr. Rıza Nur, “Hayat ve Hatıratım” adlı eserinde bu tıp fakültesinin Viyana Tıp Fakültesiyle birlikte dünyanın en seçkin iki tıp fakültesinden biri olduğunu kaydeder. GATA/Gülhâne Askerî Tıp Akademisi, bu  külliyeye dahildir. Külliyenin bânisinden dolayı hakkı teslim etme adalet hissiyle o isim verilmiştir. GATA adındaki “Gülhane” kelimesi, Topkapı Sarayı’nın bahçesi olan Gül-Hâne’den gelmektedir. Hastanenin ilk yeri Gülhâne Hatt-ı Hümâyûnu’nun/Tanzimat Fermânı’nın okunduğu bu bahçedir.
Zerre kadar hayr da şer de indi ilâhîde kaybolmaz. Bunu Kur’an-ı kerîmimiz haber vermekte ve biz Müslümanlar da böylece imân etmekteyiz. Bir yere eser sahibinin veya birinin ismini vermek, o insana bir fayda temin etmez. Arkadan gelen nesillerin kadr-u kıymet bildiklerine nişâne olur. Lisân-ı hâl ile bir teşekkürdür.

Rahim Er

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 5